Sahildeki Stockholm’lüler

21 Nisan 2017 Cuma

Rehine durumunda ya da baskı altında kalan kişinin, kendisini baskı altına alan kişiye karşı geliştirdiği duygusal anlamda sempati, empati ve bağlılığa Stockholm Sendromu denir.

Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en önemli seçimini artık arkamızda bıraktık. Akla ve mantığa ters düşebilecek bir tek maddesi olmayan ve her halükarda şu anki sistemle karşılaştırılamayacak kadar iyi olan 18 maddelik anayasa değişikliği sandıktan geçti. Ancak beklenenlerden daha düşük bir oranda, %51,41 ile geçti. Bunun en büyük nedeni milletimizin bir kısmının, bu baskı rejimi altında vesayet organlarına karşı geliştirdiği Stockholm Sendromudur. Sosyolojik olarak baktığımızda, on yıllar içerisinde vesayet organları tarafından baskı altında tutulan ve iradesi yönlendirilen önemli bir kesim, yaşadıkları bu baskı ortamına bağımlılaştığı için, 18 maddelik yeni ve güçlü Türkiye reform hareketine “evet” diyemedi.

Bu durumu farklı bir şekilde Plato’nun mağara benzetmesinde de görürüz. Mağaranın içinde ışığa arkasına dönmüş kişiler, mağaranın içine düşen siluetleri gerçek sanır. Mağaradan kurtulup dışarıyı yani gerçek dünyayı gören biri geri dönüp durumu arkadaşlarına aktarıp onları mağaranın dışarısına çıkmaya iknaya uğraşır. Ancak bu kişiye ne inanırlar ne de dışarı çıkmayı kabul ederler.

İşte 16 Nisan’da “hayır” diyenlerin, bu sosyolojik ve psikolojik durumun bir hayli tesiri altında olduğunu görüyoruz.

Tabi ki, ortaya çıkan oy dağılımının tek nedeni bu durum değil. 16 Nisan sandığı farklı açılardan ele alınıp iyi değerlendirilmesi gereken birçok mesajı içerisinde barındırıyor.

AK Parti ve Çağdaşlık Paradoksu.

Ak Parti 2002 yılından bu yana iktidar. Ülkemizde son 15 yılda gerçekleşen tüm yeniliklerde ve gelişmelerde AK Parti’nin imzası var. Ancak geçmiş muhafazakâr partilerden kendisine miras kalan kronik hastalığını bir türlü çözemiyor. Buna çağdaşlık, aydınlık, modernlik algısı diyebiliriz. En basitinden, inşaatı sırasında 17 adet ulaştırma bakanı eskiten, birçok hükümeti görüp geçiren Bolu Tüneli’ni tamamlayıp açan hükümet AK Parti hükümeti. Burada yapılanları yazmaya çalışsak köşemiz yetmez. Ancak baktığımızda halen daha CHP Türkiye’nin sözde aydınlık ve çağdaş yüzünü temsil ediyor. AK Parti, bu algıyı halen kırabilmiş değil. İşin ilginç yanı ise, aydın ve çağdaş olma yönünde güçlü bir algısı olan CHP’nin, AK Parti’nin tüm hükümetleri boyunca istisnasız tüm gelişme ve ilerlemelerin karşısında durması. Türkiye’nin bir fren pedalı olsa adı CHP olurdu herhalde.

Aslına bakarsak, AK Parti hiçbir zaman bu algıyı yıkmak için ciddi bir mücadele içerisine girmedi. Çünkü zaten kuvvetli bir tabanı vardı. Adeta “azıcık aşım ağrısız başım” mantığı ile hareket edip, Tüm Türkiye’yi ve çağdaşlığı kapsayacak bir imaj ve algı yerine özellikle kendi tabanına hitap edecek bir imajı tercih etti. Kültürümüzün, milletimizin özünden gelmiş, milletin değerlerine sahip çıkan ve savunan parti imajını tercih etti. Belki aydınlık ve çağdaşlık imajının kendi tabanını uzaklaştırabilme ihtimalinden tedirgin oldu. Haksız da sayılmazdı, bu millet sözde “aydın” geçinenlerden az çekmedi.

Bu çağdaşlık algısının 35-40 yaş üstü seçmenlerde etkili olduğu pek söylenemez. Çünkü bu seçmen kitlesi zaten eski hükümetleri de gördüğü için neyin ne olduğu gayet iyi biliyor. Bu yaş gurubunda olup da AK Parti’ye oy vermeyen ya da “evet” demeyenler ise genel olarak sandığa ideolojik yaklaşıyor. Ancak bu algının etkilediği 7 milyondan fazla genç seçmen kitlesi var ve rakamı göz önüne aldığınızda bu ciddi bir sorun olarak karşınıza çıkıyor. AK Parti artık, genç seçmenleri gençlik kollarına havale etmeyi bırakıp, bilfiil ana kademe olarak bu durum hakkında kafa yormaya başlamalı.

Gençlerin nezdinde AK Parti’ye karşı bu olumsuz ve genellikle çok haksız algının değiştirilebileceği en önemli alanlardan biri akademi/üniversiteler. 15 yıllık aralıksız iktidarına rağmen, AK Parti akademide bir türlü etkili olamadı. Ya da olmamayı tercih etti, bilmiyoruz. Bu 15 yıllık süre içerisinde, hükümetin açtığı birçok üniversitede bile, bırakın AK Parti’liyi, Türkiye’nin gerçeklerine hâkim gençlerin ve hocaların sayısı parmakla gösterilebilecek kadar az. Oysa üniversiteler, her fırsatta hoca ya da öğrenci fark etmeksizin, akademik pozisyon ve özerkliklerini iktidara parmak sallamak için kullananlardan geçilmiyor. Üniversitelerde hala muhafazakâr görüşe sahip öğrenciler ve öğretim görevlileri sıkıntılar yaşıyor. Hatta bazı muhafazakâr akademisyen ve öğrenciler, baskı ya da vaatlerle devşirilip dönüştürülüyor. Bu durumdan yararlanan muhalefet ise, sözde “aydın ve çağdaş” maskesini akademik olarak da destekliyor.

Önümüzdeki haftalarda sandık sonuçlarını incelemeye devam edeceğiz. Ama özetle şunu çok rahat diyebiliriz ki, neymiş? Millet başkanlık sistemini istiyormuş!

  • emin uğur yetginemin uğur yetgin4 ay önce
    bu tabloyu okuma gerçekten içler acısı hem son seçime göre çok ciddi erime war koskoca ülkücü camianın başının werdiği desteğe rağmen 5 puan bile desen 45 geriler we de benim şahit olduğum ve en samimi arkadaşlarımn gördüğü kontrolü mümkün olmayan köylerde özellikle insanların 10 ar 40 ar kere oh oh oh diye ewtlemeleri göz önüne alındğnda 40 a kadar geriler ki bu da demek ki ewet kazanmadı bu kesin Allah şahit yani hani halkımızn sağduyusu diye başlayan cümleler war ya o sağduyu hayır dedi şimdi yorumlayn seçimi birde ama hayır demek yasak sa o başka tabi o zaman sandiğa gtmk niye watandaşlk
  • handeMervehandeMerve4 ay önce
    Kaleminize sağlık hocam.. Teşbihler harika..
  • İbrâhim Arpacıİbrâhim Arpacı4 ay önce
    Viranelerin bekçisi baykuşlara döndüm hazanında gördüm de bu cennet gibi yurdu yarab beni evvel yarataydın ne olurdu.
  • Mustafa polatMustafa polat4 ay önce
    sadece kopru yapilarak(insaatlarin betonun cogu istanbula)cagdaslik olmaz.o yoldan gidecek arabanin teknolojisini ureteceksin yani o teknolojiyi yapacak insan yetistireceksin.15 yildir akp iktidarda egitim yap boz tahtasi oldu.oecd ulkeleri arasinda hala egitimde matematikte sonuncuyuz.hamaset edebiyati ile olmaz bu is.bigi teknoloji naboteknoloji robotik aletlet uretebilirsen varsin.yoksa suriye afganistan irak mali cad misir gibi ortacaga geri donersin
  • hmdhmd4 ay önce
    ALLAH razı olsunkardşim..
  • tencere kapaktencere kapak4 ay önce
    Evet, sahillerimiz içleracısıdır. Süleymancılar da bozkırın acınasıdırlar.
  • KaranfilKaranfil4 ay önce
    Benim düşündüklerime tercuman oldunuz.Maalesefbu belirttiğiniz konular acilen masaya yatirilmali.Egitimde aksakliklar var.Fabrikalar açılmalı insaatlabu boyle gitmez.Tesekkurler