Oku !

03 Kasım 2017 Cuma

İslam dini, yaşamı ve hayatı sağlam bir şekilde temellendiriyor. İslam, hem manevi, hem de maddi olarak yaşanılabilecek muhteşem bir nimet. Dinimizin bu kadar geniş bir alana yayılmasının sonucu olarak, din ve diyanet hocaları zaman zaman asli alanları olmayan konulara da girebiliyorlar. Bazıları bu duruma olabildiğince titizlik göstermeye çalışırken, başkaları adeta bir parti başkanını, politikacıyı aratmayacak şekilde eline alıyor sazı ve başlıyor siyasete. Sadece siyaset mi, hayır! Sosyolojiden tutun sanata ekonomiye hayatın her dalına her türlü ilmi alana dini perspektiften yaklaşıp yorumluyor ve değerlendiriyorlar.

Yanlış mı?

İslam, maddi ve manevi her şeyi, istisnasız her alanı kapsıyor. Buna hiçbir şüphe yok. Yani, sosyoloji, mimarlık, ekonomi, sanat, tarım, sanayi ve dahası say say bitmez. Evet, İslam hepsini kapsıyor ama asıl sorun başka!

Ne yazık ki, hocaların ilmi ve bilgisi ve de tecrübesi tüm bu konuları kapsamıyor.

Eğer bir hoca İslam ve siyaset alanında konuşacak ve günümüz politik arenasını yorumlayacaksa, siyaset tarihini, ilmini baştan sona biliyor olmalı. Beraberinde destek olacak sosyoloji, psikoloji, yönetim gibi alanlara da hâkim olması gerekiyor. Sadece dini bilgi, her alanda özellikle iddialı yorumlar, analizler yapmak için yeterli olmuyor.

Geçtiğimiz günlerde Diyanet, İhsan Şenocak Hocayı açığa aldı. Haberlerde neden olarak, okula ve üniversiteye giden hanımların pantolon giymelerini eleştirmesi gösteriliyor.

"Yani kızın şu sokaktan geçip de okula pantolonla giderken yüreğin parçalanıyor mu senin? 18 yaşında kaşını aldıran kızın üniversiteye giderken o halde, yüreğin parçalanmıyorsa vallahi kıyamet günü cehennem seni parçalayacak”

Bizler bu şekilde, bardaktaki sineğe takılıp kalıyoruz. Sinek düşmüşken içilir mi, içilmez mi? Ama bardaktaki su değil zehir! Haberimiz yok! Hala sineği konuşuyoruz, sineği tartışıyoruz. Sorunlarımız farklı bir ölçekte ve boyutta ama bunlarla yüzleşmekten kaçıp, tali yollarda kendimizi oyalıyoruz. Ancak vaazın ilgimi çeken kısmı bu değil.

İlgimi çeken, İhsan Bey’in bu eleştiriyi dillendirirken hanımların sokağa çıkmasına değil, pantolonla okula gitmesine takılmış olması. Olay giyim değil mi, evet! Peki, öyleyse okula nereden geldik, İhsan bey hiç okula değinmeden sokağı işaret edebilecekken, neden okulu ve üniversiteyi araya sokuyor?

Üniversiteli türbanlı (dikkat edin, tesettürlü tabirini kullanmadım) hanımlardan ne isteniyor?

Neden sürekli dişi/kadın kimliği üzerinden İslam okunuyor?

Üstüne bir de “cehennemin bu hanımların babalarını parçalayacağı” söyleniyor. Bir de madem bu evladı kot giyen babaları cehennem parçalayacak, öyleyse oğlu Allah’a isyan eden Hz. Nuh Peygamber için de bir fetva çıkmasını bekliyoruz!

Kusura bakmayın da, cehennemin kimleri parçalayacağını, ancak ve ancak sadece Allah bilir!

Belki boş bulunarak, belki de aklına gelen ilk örnek olduğu için İhsan Bey okulu ve üniversiteyi işin içine katmıştır, bilmiyorum. Doğrusunu ve asli niyetini Allah bilir. Ama buradan babalara “kızının giyimine kuşamına müdahale edemiyorsan, okula gitmesin. Cehennemde yanacaksınız” manası, alttan alttan veriliyor.

Belki bilinçli belki bilinçsiz, ancak sonuç değişmiyor. İlk değindiğimiz konuya gelirsek, neyi nasıl ve hangi çerçevede anlattığınız önemli. Sosyolojiyi, toplumsal psikolojiyi bilen ve hanımların doğasına empati kurabilen bir hoca bu konuyu işleseydi, farklı bir sonuca ulaşırdı. Milletçe zor zamanlardan geçtiğimiz bu günlerde gerilimi düşürecek, toplumu bir ve beraber tutma bilincini sağlayacak kadar siyasetten anlayan bir hoca, muhakkak farklı bir söylem geliştirirdi. Toplumun ve kadınların damarına basa basa, doğruyu dikte edemezsiniz, bu şekilde doğruya taraftar bulamazsınız! Ancak doğruları, ıssızlaştırıp terkedilmesini sağlarsınız.

Madem örtünme ile okumayı ilim tahsil etmeyi kıyaslayacağız sadece emirlerin sırasına bakmanın yeterli olacağı kanısındayım.

Kuran-ı Kerim’de, ilk inen kelime “Oku”, ilk inen emir gene “Oku”!

“Yaratan Rabbinin İsmi ile oku” Alak:1

Örtünme emri ile alakalı ayetler ise çok daha sonra geliyor. İkisi de tartışmasız emir ve farz, bir emrin daha sonra gelmesi onun hükmünü değiştirmiyor. Ancak eğer siz tutup, hele ki 28 Şubat sürecinde yaşadıklarımızdan sonra eğitimi azınıza sakız ederseniz, doğruyu işaret etmeye çalışırken yanlış yola saparsınız. İstikametinizi kaybedersiniz.

Hülasa, okumak ve okutmak önemlidir. Hem de çok önemli.

Okunmazsa, birileri çıkar deve sidiği üzerinden hadisleri reddetmeye çalışır.

Okunmazsa, birileri çıkar size ahirette ateşten korunmanız için, yangın tüpü satar.

Okunmazsa, televizyonlarda çıplaklığı İslam diye tanıtanlar çıkar.

Okunmazsa, biriler çıkar cennetten arazi ve köşk satar.

Okunmazsa, hamile kadınlar “hoca”ların insafına kalır, evlere hapis olur.

Okunmazsa, İslami ahlak sigaraya bağlanır, içenler iffetsiz olur.

Okunmazsa, korkarım ileride kadınlar şeytan olur, ateşlerde yakılır.

  • OkumangerekOkumangerek13 sa önce
    "Oku! " önce oku sonra yaz. http://m.yeniakit.com.tr/yazarlar/ali-karahasanoglu/diyanet-bu-ne-hiddet-21627.html