Kapalı Savaş…

20 Ekim 2017 Cuma

ABD eski Büyükelçisinin açık tehdidinden birkaç gün sonra Mersin’de polis otobüsüne bombalı saldırı gerçekleşti. Artık gizlemeye, saklamaya gerek yok. Türkiye, üstü kapalı bir savaş içerisinde. Bu duruma rağmen, milli meselelerde ülke çapında kuvvetli bir birlik oluşturamıyoruz.

Ülkemizde iki farklı görüş var! Bunlar milli siyaset ve karşısında Amerikancı, Batı referanslı politika.

Batı hayranı Amerikancılar için;

Türkiye’nin güneyinde Kürt etiketli, terör devleti kurulabilir. Bunu “Kürt halkının doğal bir hakkı” olarak gösteriyorlar. Çünkü Batı da bunu istiyor. Referandum sonucunun, Mezopotamya bölgesinde İsrail bayrakları ile kutlanması derdin açık şekilde Kürt halkı olmadığını gösteriyor.

Gene Batı yanlısı politika 15 Temmuzu “teatral” değerlendirmede ısrar ediyor.

Batıcılar için uluslararası stratejinin belirlenmesinde temel ilke, başta Amerika olmak üzere Batının kazanımlarının korunması.

Bu politika sanayiden, tarıma, eğitime ve sanata kadar dışa bağımlı ve Batının pazarı olmaktan öteye gitmeyecek bir anlayışı benimsemiş durumda. Batıyı en iyi ve gelişmiş kabul eden, mutlak medeniyet olan gören bir yaklaşıma sahipler.

Anlaşılan o ki, yarın güney sınırımızdan toprak verme tercihi önümüzde olsa, Amerikancı politika üzerinden ülkemiz baskıcı, gaspçı ve hakkı olmayan toprakları ilhak etmiş gösterilecek. Sonrasında ise hiç tereddüt etmeden bu toprak verilecek.

Milli siyaset;

Bu siyaset anlayışı ise ülke menfaatlerini her şeyin önüne alır, değerlerimize karşı barışıktır, milleti koruyan ve varlık sebebi kabul eden bir anlayışa sahiptir. Milli anlayışta, Batı kesinlik mutlak değil, ancak örnek alınabilecek unsurları olan ve nispeten “muasır” seviyede kabul edilen bir medeniyettir.

Özellikle şehitler vererek ve savaşlar kazanarak elde ettiğimiz hakların çiğnenmesine ve esnetilmesine kesinlikle göz yummaz. Vatanın bütünlüğü tartışma konusu dahi değildir. Millet esastır ve milletin iradesinin devlete yansıması şarttır. Bayrak kutsal ve tektir.

Şimdi Amerikancı politika ve milli siyaseti karşılaştırdığımızda şunu sormak lazım. Peki, madem kendi değerlerimizi ve geleceğimizi düşünmeden, milleti göz ardı ederek bir strateji belirleyecektik, Batının bize verdiği kadarı ile yetinip yolumuza bakacaktık, biz neden Kurtuluş Savaşını yaptık? Neden tarihimizde yüzbinlerce şehit verdik. Sadece ülkemiz değil, tüm coğrafyamızda şehidimizin kanı ile sulanmamış bir karış toprak yokken, neden böylesi çetin bir mücadeleye girildi?

En başından çekerdik Amerikan bayrağını, manda olurduk, köle olurduk ve hayatımıza bakardık.

Ama özgürlük ağır bir değer, bedeli sürekli kanla, gözyaşıyla, acıyla ve en önemlisi aşkla ödenen yüce bir hak.

Amerikancı politika, değerlerimizi, mücadelemizi yok hükmünde sayarak, özgürlüğümüzü Batının tasarrufuna bırakarak, şehitlerimizin kanına ve tüm milletimizin hakkına tecavüz ediyor. Bu vatana ihanet ediyor. Dün ekranlarında saz çalarak PKK propagandasına göz yumanların yaptığı budur. Bugün Amerika ile karşı karşıya geldiğimizde “durun! Sakin olun ve alttan alın” diyenlerin yaptığı budur. Ülkemizde taş düşse, yüzünü Batıya çevirerek talimat almak için işaret bekleyenlerin yaptığı budur!

Bugün çektiğimiz sıkıntılar, gerçekten özgür ve bağımsız bir Türkiye’nin baki olması içindir. İşte bugün verilen mücadele binyıllardır kanımızdaki boyun veren ama boyun eğmeyen inanç içindir.

  • GaripGarip27 gün önce
    Amalimiz efkarımız ikbali vatandır kavgada şahadete bütün kam alırız biz Osmanlı larız can veririz nam alırız biz