Kan Zulüm Sömürü ve Amerika

22 Eylül 2017 Cuma

Kuzey Irak’ta Barzani’ye bir devlet kurdurtulmaya çalışılıyor. Satılmaya çalışan bir Kürt devleti. Kuzu postu giymiş kurt misali. Dün PKK’nın kalemi olanlar, gene köşelerinden “Irak’ın iç işlerinden bize ne” diyor. Suriye bizim meselemiz değildi de ne oldu? Dün bir elinde saz diğer elinde keleş olan teröristi bize “Kürt siyasetçisi” diye satmaya çalışanlar, bugün utanmadan sıkılmadan Türkiye sınırında kurulacak Amerikan kumandalı bir terör devletini haklı ve meşru göstermeye çalışıyorlar.

 Mücadele gerçekten çetin.

 Evet, Barzani ile PKK bir değil ancak tamamen farklı iki kutup da değil. Yani, Türkiye için PKK ne ise, Barzani için PKK aynısı değil. Kuzey Irak’ta bir Kürt devletinin kurulmasını asıl hedefleyen ülke ise Amerika. Barzani’nin referandum kararına açıkça destek veren tek ülke ise İsrail. Yani bölgedeki düzensizliği kaosu oluşturmuş, terörü beslemiş PKK’ya binden fazla TIR’la silah vermiş ve ülkelerin adeta yıkılmasına neden olmuş Amerika’dan bahsediyorum. Peki, şimdi Barzani referandum ile Bağdat’tan ayrılma kararı aldığında, Amerika bölgenin istikrarlı bir yapıya kavuşmasını bahane ederek, PKK’nın Suriye uzantılarının elinde olan topraklar ile Barzani’nin birleşmesini şart koşarsa ne olacak? Bölge zaten düzensiz, böyle bir ortamda referanduma gidilir mi?

 Bölge istikrarsızlaşma yönünde eğilim gösterdikçe, Türkiye, coğrafyadaki ülkelerin bağımsızlığını ve bütünlüğünü koruma anlayışını sürdürüyor. Barzani bağımsızlık arayışı, kendi açısından haklı kabul edilse bile şu an bölge böylesi bir gelişmeye müsait değil. ABD’nin 2003 istilasından önce bölgenin bugüne nispetle daha istikrarlı olduğu bir dönemde, 2000’lerde Barzani böyle bir düşünce ile harekete geçse, Türkiye’nin tepkisi daha farklı olabilirdi. Ancak, özellikle ABD inatla bölgeyi dizayn etme arzusunu sürdürürken Barzani’nin çıkışı makul olmaktan öte, Türkiye’nin güney bölgesi için tehlikeli.

 Şimdi böylesi siyasi bir mücadele içindeyken, karşımızda bariz bir tehdit varken, gel de S-400 alma! Neden almayalım? Daha dün yaşadığımız NATO destekli darbe girişiminden sonra, ülkemizi onların istediği gibi mi savunalım? Onlar istedikleri zaman gelsin diye ülkemizi müdahaleye açık mı bırakalım? Bağımsızlığımızın gerektirdiğini yapmayalım mı? 1923’ten bu yana verdiğimiz şehit, toprağa akan kan ne için?

 Misyonerlik için Diyalog

Bundan birkaç sene evvel “hoşgörü” ve “dinler arası diyalog” bahanesi ile misyonerlik toplantıları organize edilirdi. Hemen her yerde bu tür etkinliklere rastlamanız mümkündü. Temelde ise hep aynı dert, İslam’ı özünden ve değerlerinden uzaklaştırmak. Mevlana, kitap ve yazılarla misyonerlik faaliyetlerine alet edildi. Allah’a şükür bugün Türkiye’de “diyalog” maskesi altından misyonerlik çalışmaları eskisi kadar ateşli değil.

 Bugün ise, yapılan misyonerliğin altında FETÖ’yü görüyoruz. Sadece Türkiye’de değil, gittikleri her yerde zamanın muhterem insanlarını ve değerleri kullanarak misyonerlik faaliyetleri yaptılar. Bu teröristler, yapılanı “hizmet” diye sattılar. Fransız hapishanelerine bile yarı Türkçe yarı Fransızca Zaman gazetesini ücretsiz olarak dağıttılar. Ancak yapılan Türkiye propagandası değil, bilakis Türkiye’ye karşı bir propaganda idi. Üs kurdukları, adım attıkları her karış toprakta Türkiye’yi kötülediler ve aleyhine propaganda ve çalışmalar yaptılar. İnternetten Fransa’da Zaman’ın yetkilisi Emre Demir’in yerel kanala çıkarak ülkemizi karalamaya çalıştığı programı izleyebilirsiniz. Fransa’da durum bu iken, başka ülkeler farklı değildi ki.

 Bugün ise millet olarak dünya çapında çok güçlü yerleşmiş olan yanlış algıyı, içimizdeki Fransızlara rağmen, yıkmaya çalışıyoruz. Başarıyoruz da, nihayetinde güneş balçıkla sıvanmaz.

  • OktayOktay1 ay önce
    Yapaşalar gibi buluduğumuz toprak parçası üzerinde yaşayacağız, ya dabirilerinin oyununa gelip sefillergibi öleceğiz!Sonrası malum ;emperyalistlerin keyfini süreceği bir ortam hazırlamış olacağız!Kendi düşen ağlamaz....