Kabile devleti Amerika!

13 Ekim 2017 Cuma

Amerika bizim “stratejik müttefikimiz.”

Ortağının iç ve dış güvenliğini tehdit etmesine rağmen Amerika, güney sınırımızda terör koridoru açmak için yırtınıyor. Ama biz müttefik ülkeleriz! 17-25 Aralık yargı darbesi sürecinde, Mit TIR’ları ihaneti ve son olarak 15Temmuz darbe girişimi birebir Amerika koordinasyonunda gerçekleşmiş müdahaleler. Her biri gerçekleşirken FETÖ, ABD büyükelçiliğiyle kontak halinde ve Amerika’nın güdümündeydi.

Ancak Amerika, yanlış olmasın, müttefikimiz!

Böyle bir müttefikimiz varken, düşmana gerek yok ki!

Şimdi Amerika kalkmış, Türkiye’deki büyükelçilik ve konsolosluklarında vize işlemlerini kaldırmış. Akabinde Türkiye de misilleme olarak aynı tutumu sergilemiş.  Bir zahmet sergilesin! Amerika kendini tarlada sanıyor galiba. Cumhurbaşkanının tabiri ile “biz bir kabile devleti değiliz”.

Peki, bizdeki Amerikalılara ya da ana muhalefete ne demeli? Daha dün, Amerika ile ortak operasyon düzenleme planları yapılırken “Mehmetçik Amerika’nın paralı askeri olamaz” diyen güruh, bugün Amerikan büyükelçisi John Bass’den daha Amerikalı oldu.

Bizdeki aydın geçinen “mahallelinin” ve muhalefetin, mesnetsiz fikirleriyle, mantık ve söylem olarak bir zemine sahip olamamaları, özetle omurgasız olmaları, tüm değerlendirmeleri Erdoğan karşıtlığı üzerinden yapmaları artık kronikleşti. Ancak bu kronik hastalığın arkasında Amerikan sevdası ve uşaklığı var!

ABD ile aramızdaki ticari ilişkileri işaret ederek, devletimizin verdiği vize karşılığını anlamsız gösterme çalışıyorlar! Bunlar için devlet yönetimi Amerika’nın emellerine hizmet demek. Siyasi temelleri, Amerika’ya bağımlı olma üzerine kurulu.

Düne bakıp 2 günlük hafızlarıyla komedi peşinde olanlar, dönüp kendisine bakmalı! Asıl trajikomik siyaseti izleyenler, Amerikan güdümünde olup ülkeyi baltalayanlar ta kendileri.

“CHP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı İsmet Paşa Almanya’dan Wulf savaş uçağı aldıktan çok kısa bir süre sonra, Almanlara savaş ilan etmiş ve II.Dünya Savaşından sonra ABD’nin isteği ile aldığı uçakları parçalatıp gömdürmüştü. Ardından İsmet Paşa, Amerika’dan savaş uçağı aldı. Bununla yetinmedi Nuri Demirağ'ın açtığı ve dışarıya uçak bile satan fabrikayı zorla kapattı. Mustafa Kemal’in açtığı uçak ve motor tesislerini durdurdu. Dolayısıyla ülkeyi havacılıkta ABD’ye bağımlı hale getirdi.”

İşte CHP’nin temel siyaseti ve devletçilik anlayışı bu!

Ülke yansın, bölünsün, hatta batsın önemli değil bunlar için!

Yeter ki, Erdoğan gitsin, yeter ki muhafazakâr, dini ve milli değerleri olan biri memleketi yönetmesin. Yeter ki milletin iradesi, ülkeye ve geleceğimize hâkim olmasın!

Ama bunlar aydın! Okumuş, mürekkep yalamış. Ancak anlaşılıyor ki, sadece yalamış! Özümsememiş, anlamamış, kavrayamamış!

Vize kısıtlaması ile Türkiye’nin girdiği sınıf nedir? Somali, Suriye, Yemen, Kuzey Kore, Venezuela gibi ülkeler ile aynı ligde olduğumuzu yazıp bu ülkeler ile Türkiye’yi bir göstermeye çalışanlara, dün hangi sınıfta olduğumuzu sormak lazım. Dün Çin, Rusya, Hindistan ile aynı ligdeydik de bu ülkeler ile denk miydik? Dün Türkiye idik, bugünde Türkiye’yiz. Değişen bir şey yok.

Türkiye, ordusuyla ekonomisiyle, dünyanın en büyük ve en gelişmiş ülkeleri arasında ilk 20’de. Ülkemiz coğrafyasında ve yakın komşuları arasındaki en güçlü ülke. Özellikle bölgede at oynatmaya çalışan ABD, Türkiye’yi karşısına alabilir mi? Alırsa kendi bilir, ama bu durumda kaybeden Türkiye olmaz. Müttefik ve dost kılıfı altında her türlü ahlaksız ve çirkef siyaseti çekinmeden takip eden, gayri meşru, aşağılık darbe girişmişlerini tezgâhlayan ABD’ye karşı biraz mesafeli durmak Türkiye için değil zarar, hatta yararlı olur.

Amerika’da kadınlar

Gene bir Hollywood skandalı Amerika gündeminde. Film yönetmeni Harvey Weinstein hakkında kadınlara taciz, darp, tecavüz suçlarından şikâyette bulunuldu. Suçlamaların arasında çocuk istismarı bile var. Kadın oyuncular aynı zamanda bu tür ahlaksızlığın birçok erkek yönetmen tarafından yapılmasından ve bu durumun artık kanıksanmasından şikâyetçi. Ne kadar uygar ve gelişmiş maskesi olursa olsun, Amerika vahşetin ahlaksızlığın ülkesi. Ülkede, gücün hiçbir ahlak ve kural tanımadan kutsanarak egemen olduğu bir zihniyet hâkim. Bizler de, bu hastalıklı zihniyetten çıkan Amerikan film ve dizilerini seyretmeye devam ediyoruz.

Aslına bakarsanız, Amerika’daki kadınlar ne kadar özgür, ne kadar çağdaş! Tam da bizim sözde aydınlarımızın arzu ettiği gibi. Bu şarlatanların istediği, kadını değersizleştirmek, bağnazlaştırmak, basitleştirmek ve toplum ahlakını çürümeye maruz bırakmak. Kendi iç sapkınlıklarını ve hastalıklarını benimsemiş bir toplumun hayalini kuruyorlar.

Oysa ki, İslam, tüm haksız değerlendirmelere rağmen kadına inanılmaz bir değer veriyor. Kadını, aileyi, toplum huzurunu ve sağlığını korumak adına, İslam’ın çizdiği yol modern yaşam ile bağdaştırılamıyor. Bunların modernliği ise ahlaksızlık ve yozluktan başka bir şey değil.

Aslında kadın her yerde kullanılıyor, her yerde sömürülüyor. Ülkemizde yakın zamanda oylanacak olan torba yasa içerisinde, devlet memuru olan müftülerin de resmi nikah kıyabilmesinin ve böylece dini nikahların da kayıt altına alınabilmesinin önünün açılması amaçlanıyor. Ancak gelin görün ki, kadın mağduriyetlerini ortadan kaldırmaya yönelik atılan adımlardan olan bu girişimi hazmedemeyenler var!

Hazmedemezler tabi, Amerika’ya özeniyorlar!

  • Vatandaş Vatandaş 1 ay önce
    Elin oglu okur yazar adam olurgelir ulkesine vatanina faydali insan olur,bizimsolaklargiderokur yazarlar alamanlasir,ingilizlesir fransizlasirgelirleranasina babasinakarsi cikar,vatanina hainlikyapar,milletine ihanetederler,.kurtulussavasii sirasindadaboylekafalar amerikan ,ingiliz mandasinisavunuyorlardi ,.bunlari solculugu,ataturkculugu ,laikligi ,cumhuriyetciliklerihepsi yalan ,sahte,takiyye ,.maske,.,hamaset degil bu ,,.,putinebaksinlarbirazdersalsinlar,.