THY - TR Çıkışlı DAB

Gezi Konçertosu

19 Kasım 2017 Pazar

Geçen haftalarda Taksim konusu eksik kalmıştı. Genel olarak proje beğenildi ve yapılması olumlu yankı buldu. Bazı kesimler haricinde karşı çıkanlar olmadı. Bu kesimlerden biri İstanbul Mimarlar Odası. Mimarlıktan şehircilikten çok yasa dışı örgütlerin dertlerini benimseyen, yöntemleri ile hareket eden İstanbul Mimarlar Odası zaten Gezi Kalkışması sırasında gerçek yüzünü göstermişti.

Yani şaşırmadık!

Ancak Taksim Opera binasının özelinde kültürümüze bakmamız, sanat anlayışımızı sorgulamamız gerektiğine inanıyorum.

Opera nedir? Nerden ve neden gelir?

Batıdan, Avrupa’dan gelir. Özetle, metinlerin müzik ile bestelenerek sunulduğu tiyatro diyebiliriz. Konularını güncel olaylardan ve tarihten alır, yeri gelir sevgiyi aşkı da anlatır. Ama doğunun samimiyetiyle, içtenliğiyle, gönlüyle değil, bizim toprağımızın kokusuyla, diliyle değil, batı zihniyetiyle. Opera bize Osmanlı zamanında, Avrupa’ya sadece gözlerin değil, zihniyetinde kaymaya başladığı zamanlardan geçmiştir. Ancak bizde tam olarak karşılığı yoktur, halk nezdinde orta seviyede bir rağbet dahi görmemiştir.

Şimdi, bunları neden yazdım? Muhakkak sanat önemlidir, kültürün ve yaşamın bir parçasıdır, bu opera dahi olsa desteklenmeli. Bunlara diyecek sözümüz yok. Peki, opera için Taksime bir proje geliştiriyoruz da, kendi milletimizin ve coğrafyamızın sanatı için ne yapıyoruz? Türkülerimiz, türkücülerimiz için neler yapılıyor.

Kimseye tutup da opera binası yapmayalım demiyorum, ancak seveni ve takip edeni belli iken, asli değerlerimize ne kadar kaynak ayırıyoruz, bu değerlere ne kadar sahip çıkıyoruz? Vefatının yıldönümüne eriştiğimiz Ahmet Kaya’yı da bu vesile ile anarak, Ahmet Kaya’lara ne kadar değer verdiğimizi sorgulamak zorundayız.

10 Kasım

Geçmiş yıllardaki kadar ateşli olmasa da hararetli bir 10 Kasım geçirdik. Bu sefer tartışmalar daha çok AK Parti’nin çizgisi üzerinde yoğunlaştı. Siyasi tartışmaları geçip şunu sormak istiyorum.

Daha çok huzursuzluğa ihtiyacımız var mı?

Erdoğan’ın “bizi kuşatmak istiyorlar” dediği bir yerde, Yemen’den tutun Suriye’ye kadar dengelerin altüst olduğu kanla yoğrulan bölge yanı başımızda olduğu halde… Avrupa ve Batı adeta üzerimize atlamak için fırsat kolluyor ve bunu defaten belli ediyorken ve 2016’da darbe kalkışması için yetkili ağızlardan açık açık bu bir “NATO darbe girişimidir” deniyorken, dost ve müttefik bildiklerimiz düşmanlarımızı aratmazken…

İçimizde soruna ihtiyaç var mı?

İçeride tek vücut olmamız gereken zamanda, zerre kadar dahi olsa bizleri ayrışmaya ve çözülmeye sürükleme ihtimali olan bir tartışmaya gerek var mı? Elbette Cumhuriyetin kuruluş dönemi, iyisiyle kötüsüyle tartışılmalı, varsa saklanan ya da gizlenen belgeler açıklanmalı ve millette hesap verilmeli ama ne zaman?

Bugün değil!

YORUM YAZ