Dış politika kodu: "Onurlu iletişim"

06 Ekim 2017 Cuma

Önce Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan İran’a gitti. İran ile ilişkilerimiz uzun zamandır belirsizdi. Özellikle İran’ın, Irak ve Suriye üzerindeki eylem ve planları ilişkilerimizi olumsuz yönde etkiliyordu. Bugün ise Barzani’nin düzenlediği yasadışı bağımsızlık referandumu ile Irak Kuzey Bölgesel Yönetimi’nin sözde bir devlet olma yolunda adım atması, Türkiye’nin haklı itirazlarına rağmen son bulmuyor. Bu durum, Türkiye’yi bölgede istikrarı korumak için işbirliği arayışına itti ve ilk adres İran oldu.

Hatırlarsanız, birkaç sene evvel uluslararası politikamızı “onurlu yalnızlık” tabirleriyle özetliyorduk. Daha duygusal ve pasif bir çizgiden, mevcut duruma göre pozisyon alan bir politika uygulamaya başladık. Yakın zamana kadar dış politikada hareket alanımız o kadar daralmıştı ki, gelişen olaylar karşısında, izleyici olmaktan öteye geçemez oluştuk. Bu hal o kadar kronik bir hal almıştı ki, önüne geçmek için “komşularla sıfır sorun” söylemleri geliştirildi. Ancak bunlar da temenniden çok daha öteye gidemedi.

Bugün ise dış politikada çizgimiz çok daha farklı. Düşünün ki, PKK’ya Suriye’de bini aşkın tırla silah yardımı yapan Amerika ile bile görüşme kanallarımız sonuna kadar açık. Hatta en son Amerika ziyaretinde Trump, Edoğan için “arkadaşım oldu” tabirini kullanıp iki ülke arasındaki ilişkilerin "hiç olmadığı kadar yakın" olduğunu beyan etmişti.

Peki, Türkiye PKK’ya yapılan silah yardımında ve diğer uluslararası konularda sessiz mi kaldı?

Hayır!

Derdini ve durumu açıkladı, pozisyonunu ortaya koydu. Bunu yaparken de ilişkilerini zedelemedi, hatta geliştirdi.

Şimdi ilgilenmemiz gereken, bu kadar aktif çizgide seyreden dış politikanın komşu coğrafyamızaki sorunlara yakın gelecekte nasıl yansıyacağı. Problemlere çözüm olup olamayacağı. Çok değil, 6 ay içinde durum kendini gösterir. Ama her halükarda, iletişim kanallarının korunması ve ilişkileri geliştirmeye yönelik çalışılması önemli ve kayda değer.

Sanırım Rus uçağının düşürülmesinden sonra dış politikada bambaşka bir aşamaya geçtik, bu olay bizim için bir milat oldu.

İhanetin bedeli nedir?

Cumhurbaşkanına suikast davasında müebbet üstüne müebbet geldi. Gene de az sayılır. Darısı, generalinden subayına, diğer darbeci üniformalı teröristlerin başına.

Bu ülkede başbakan idam edilmiş, milletin iradesi çiğnenmiş. Milletin iradesini, kendi benliklerini yurt dışındaki efendilerine satarak bu ihaneti gerçekleştirdiler. Bugün de durum zerre kadar farklı değil, bunlara değil müebbet, âleme ibret olsun diye biner yıl hücre hapsi vermek lazım. Milletin iradesine el uzatmak ne demekmiş, vatana ihanetin karşılığı neymiş herkes görsün diye.

Görsün ki, bir daha böyle bir girişimde bulunacaklar bin kez düşünsün.

İstifa-lar

CHP, 2019 seçim çalışmalarına etkin söylemlerle düşük ve sakin tempoda ama erkenden başlamıştı. Erdoğan “raconu bizzat ben keserim, bu böyle bilinmeli” diyerek yaptığı çıkışla, seçimlere çok büyük değişiklikler yaparak hazırlanıyor. Kongrelerde parti teşkilatlarının tazelenmesi ve belediye başkanlarının revizyonu, 2019’u ne kadar ciddiye aldığının göstergesi. Erdoğan, 2019 seçimlerinin Türkiye ve coğrafyamız için öneminin idrakinde ve kesinlikle üzerinde 2002 yılından günümüze kadar gelen seçim galibiyetlerinin rahatlığı yok! Şimdilik CHP söylemden ileri gidemezken, AK Parti eyleme geçiyor. Gelişmelere baktığımızda 2019 seçimlerinin büyük sürprizlere gebe ve çetin geçeceğini öngörmek zor değil.

  • HamzaHamza1 ay önce
    Ak parti gerek teşkilatçılık gerek ise belediyecilikte büyük değişimi şart aksi halde pürtüleşmiş kan sadece tıkanıklık eder..
  • karanfilkaranfil1 ay önce
    Dünyayi gözyaşı ve acıya boğan siyonist ve Hıristiyan dünyası son kozlarini oynuyor.Zorda olsa zafer bizim inşallah. Yurt dışına kaçan fetocu vatan hainleri orada halledilmeli.Teskilatlar temizlenirken yerlerine partiye gerçek hizmet etmiş hep geride durmuş insanlar gelmeli hakları iade edilmeli.