Beceremediniz Bırakın

05 Eylül 2017 Salı

Sahte peygamberlerin ilk çıkışı, Hz. Muhammed’in (S.A.V.) vefatından önceye denk gelir. Peygamberimizin hastalandığını öğrenen bazı bölgelerde durumdan istifade ederek peygamberlik iddiasında bulunan kişiler vardı. O günden bu güne değin, her çağda sahte peygamberlik ya da velilik – imamlık yakıştırması ile ortaya çıkanlar oldu, halen daha olmaya devam ediyor.

İslam’ın yolu ve inancımız daima hem en güçlü noktamız, eksikliklerimiz olduğu zaman ise en zayıf noktamız oldu. Allah’ı bilmemiz, O’na yönelmemiz, yaşamımızı ve insan ilişkilerini düzenlemesi, barışı egemen kılıp birliğimiz için var olan İslam, bu kişiler yüzünden Müslümanları bölmek, güçlerini zayıflatmak ve birlik olmalarını önlemek için kullanıldı. İşin ilginç tarafı, bu kadar örnek yaşanmış olay ve üzerine yaşıyor olduklarımız varken halen daha bu sahtekârların pirim yapabilmesi.

Fetö’den bahsetmiyorum!

Öğrendiğim kadarı ile İstanbul’daki cemaatlerden biri bu yıl içerisinde yapılan referandumda üyelerine gidip “hayır” oyu kullanacaklarına dair Kuran’a el bastırıp yemin almış. Düşünebiliyor musunuz? Kapılarına gitseniz, “siyasetle işimiz olmaz, ilimle meşgulüz” derler. Hadi bunu geçtim, bir cemaat olarak siyasi bir görüşü ve duruşu benimseyebilirsiniz, tamam. Ama insanlar üzerinde inanç değerlerini ve İslam’ı kullanarak baskı oluşturmak, tamamen sapkınlıktan ve sapıklıktan başka bir şey değil. Düşünün ki, gene aynı cemaat, sadece kendi içerisinde yapılan evliliklere onay veriyor.

Nasıl, yabancı gelmedi değil mi?

Eğer bir cemaat, İslam’da olmayan, Kuran’da tavsiye edilmeyen bir yapı içerisindeyse, devlet tarafından sıkı bir şekilde araştırılmalı ve denetlenmeli. Artık bu işin hiçbir şekilde hafife alınacak bir yeri yok.

Aynı zamanda milletimize okullarda zorunlu olarak dini eğitim daha güçlü bir şekilde verilmeli. Bunu yapmaya çalıştığınız zaman birileri “laiklik” diyerek zırlıyor, şeriat söylemleri ile insanlar korkutulmaya çalışılıyor. Yahu arkadaş, sen elmanın iyisini bil, kötüsünü çürümüşünü olmamışını ayırt et, çeşitlerini bil ama istersen hayatın boyunca elma yeme. Bu bilgiye sahip olmayınca insanların girdiği çıkmazı görüyorsunuz, meydana gelen zararı biliyorsunuz ama hala yok “şeriat gelecek”, yok “laiklik elden gidiyor”.

Ne gelen var ne giden!

Artık şeriat ve laiklik diyerek ortalıkta dolaşanların da, Fetö gibi yurt dışındaki efendilerine hizmet ettiklerine inanıyorum. Amaç, hedef saptırarak rahatça ihanet etmek, ülkeyi satmak.

Fetö terör örgütü ve sahtekâr başı Gülen ile mücadeleye devam ederken, bu yapının İslam’a ve cemaatlere verdiği zararlar uzun yıllar etkisini gösterecek. İnsanlar cemaatlerden çekinir, şüphe ve kısmen haklı olarak ihtiyat ile yaklaşır oldu. Bu duruşları daha da sertleşecek. Bu durumu İslam düşmanları ellerini ovuşturarak, zevkle ve hevesle izliyor.

Batının, sahtekârların, para ve güç için dini kullananların tuzağına düşmemek için kendi dinimizi bilmemiz gerekiyor. Bir anda hiçbir şey olmaz, ama sürekli zaman ayırarak öğrenmeli. Özellikle Allah’ın bizzat kendi sözü olan Kuran’ı elden düşürmemeli, mealini sürekli okumalı. Aklımızı kiralamadan, hayatımızı başkasına vermeden, İslam’ı kaynağından, önce Kuran’dan sonra sünnetten öğrenmeliyiz.

“Oku, yaratan Rabbin adına ki, bütün varlığı O yarattı.”

“Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”

  • Emel şimşek Emel şimşek 1 ay önce
    Okullarda herşeyden önce ahlak öğretilmeli .Din eğitimlerini de verirken Cemaatlerde anlatılmalı