Türkiye’nin misyonu ne olmalı?

11 Kasım 2017 Cumartesi

Dünya küçüldükçe problemleri büyüyor. Bir devlet, diğer bütün devletleri idare etmeye kalkınca kendisini de idare edemez hale geliyor. ABD’nin hal ü pürmelali bundan ibarettir. Halbuki biraz kendi içine çekilse, birazcık kendi işleriyle meşgul olsa hem Amerika hem dünya biraz rahat edecek. Ne ki, Amerikan başkanının Amerika dışındaki diğer ülkeleri idareye talip olması sürdükçe dünyanın rahat yüzü görmesi oldukça zor görünüyor.      

Dünyanın tek kutuplu olması insan fıtratına da içtimai hayat realitelerine de aykırıdır, doğru değildir. Böylesi bir yanlışta kim ısrar ederse etsin sonu hüsran olmaya mahkumdur. Fıtrat, fıtri olmayan her şeyi ret eder; fıtratın ret ettiği şeyin hayatta kalması imkansızlaşır. 

Bu aynen bir insanın havasız, susuz, ekmeksiz yaşamayı sürdürebileceğini iddia etmesi gibi imkansız bir istektir. İnsanların, kabile kabile, boy boy, aşiret aşiret, millet millet, ırk ırk yaratılması ilahi takdirin vaz ettiği bir fıtrat kanunudur ve bu kanunu değiştirme hiçbir beşeri olgunun, hiçbir beşeri sistemin iktidarı dahilinde değildir.  

Hem de faydasızdır, hem de zararlıdır. Tearifü, tanışıklığı ortadan kaldırır da ondan. Tearüf kültürü ortadan kalkınca da insanların üzerine sökün edip yerleşecek kültür tenakür, yani birbirini tanımama, birbirini ret etme, bir birini bilmezden ve görmezden gelme olacaktır.

 Nitekim böylesi bir sonuç, apartman veya gökdelenlere yerleşilmeye başlanınca mikro planda yaşanmış, fiziki birliktelik beklenenin aksine komşuluk hak ve hukukunu bitme noktasına getirmiştir. Dünyayı tek kutuplu hale getirdiğinizde de olacak olan makro planda aynı neticedir. Aynı siyasi çatı altında fakat birbirinden sonsuz mesafe uzakta insanlar yığını.. 

Tearüfün bir başka anlamı da birbiriyle yarışmaktır. Farklılık, dünyayı imar adına nasıl bir motivasyon misyonu eda ediyorsa, farklılığın kaldırılmasının da aksi neticeyi hasıl etmede aynı misyonu eda edeceğinde kuşku yoktur.    

Olması gereken, ister ekonomik, isterse politik anlamda bir dünya birlikteliği değil, insani değerleri üst başlık edinen bir zihni birlikteliktir. Bu zihni birliktelik temin ve tesis edildiğinde farklı devletlerin mevcudiyeti, dünya huzuru adına yıkıcı birer unsur olmaktan çıkar, aksine artı fayda getiren dinamiklere dönüşür.

 Yine de harb ü darp biter, kavga, kargaşa son bulur demiyorum. İnsanın olduğu yerde olumlu olumsuz pek çok argümanın birlikte yaşanacağını elbette kabul ediyorum. Fakat olumlu haller olumsuz hallere, iyilikler kötülüklere, hayırlar şerlere galebe edebilir, zulümle adalet iktidarda yer değiştirebilir, ağlayanlara bedel gülenlerin sayısı artabilir, dünya gelirlerinin dağılımında mümkün mertebe hak ölçüsüne ulaşılabilir.  

Böylesi bir zihni birlikteliğin oluşması ise teori-pratik dengesini yakalayabilmiş bir pozitif sistemin, bir üst aşamada ise bir insani uygarlığın hayata geçirilmesiyle mümkündür. 

Medeniyet bütün insanlığın ortak malı, ortak paydasıdır. Onu oluşturan kültür adacıkları sayısızdır. Bu sayısız kültür adacıklarını yok saymak ya da yok etmeye çalışmak; medeniyeti sadece batı kültürünün bir malı kabul etmek, hem anlamsızdır, hem yanlıştır, hem de insanlık adına, medeniyet adına işlenmiş tahribi büyük bir suçtur.  

Batı ve Amerika böyle bir suçun faili olmada öncülük ediyor. Söz konusu öncülüğü sürdürebilmek için de her türlü tahribi, her türlü yıkımı, her türlü cinayeti işlemekten de geri durmuyor. Eli uzandığı yerde bunu bizzat yapıyor gerisini ise taşeronlarına yaptırıyor. 

Medeniyetler arası çatışma senaryoları, kültürler arası savaş projeleri derken aynı kültürleri birbirine kırdırma hamleleri batının ve Amerika’nın kirli oyunlarını bir bir deşifre ediyor. Oyunların en ağır bedellerinin özellikle son çeyrek asırda Müslüman kitlelerin ağırlıklı oldukları coğrafyalarda ödendiği de ortada. Bizi birbirimize kırdırmak isteyenlere karşı en güçlü silahımız, en korunaklı kalemiz İslam’ın bize ön gördüğü kardeşlik disiplinlerimiz olmalı. Bu kardeşliği devletler ve ülkeler çapında bir noktaya taşımak ise ancak öncü bir ülke, öncü bir devletle olabilir. İşte Türkiye’nin adı budur, işte Türkiye’nin misyonu bu olmalıdır. 

Recep Tayyip Erdoğan bu misyonun şuurunda bir lider. Ben, onun bütün iç-dış siyasi hamlelerinde bu şuuru okuyorum. Düşmanları da ondaki bu şuurun farkında. Zaten düşmanlıklarının öncelikli sebebi de ondaki bu şuur. Gerisi bahane kabilinden şeyler.. 

 

  •  mardinli mardinli6 gün önce
    Sayın hocam Allah cc razı olsun.Bu yazıyı ile kafir amarika-nin durumunu anlattiniz Allah razı olsun.Tabiki amarika dünyayı egemenliği altına almak istiyor.En büyük hedefi ıslam alemi dir istediği yere işgal ediyor veyahut onların kulaklarıyla işgal ediyor.Müslümanlar arasına fitne fesad çıkarıyor onlar bizi seyr ediyorlar böylece hem ümmeti zayıflatıyor hem sömürüyor.Hele bu kafir amarika kendi menfaati dusunuyor de bize ne oluyor onların oyunlarına geliyoruz.Allah cc şöyle buyurur veme asabekum min musibetin febime kesebet eydikum veyafu ankesir.Başımıza gelen.musibetler hatamizdan geliyor.Tek çaremiz Allahın hükmüne teslim olmaktir selam ve dua ile
  • KçetinKçetin6 gün önce
    Cenabı Allah devlet büyüklerimize Birlik Dirlik güç kuvvet versin inşallah
  • İhsan Hocaİhsan Hoca7 gün önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız Zulme Uğrayan Yardımcı Doçentleri Nasıl Kurtarabilir? 1-) Yabancı Dil baraj değil puan getiren bir alan olarak değerlendirilmelidir. 2-) Eğer ille de yabancı dil baraj yapılacaksa, akademisyenlikte önemli olan Doktora yapmak olduğuna göre, doktora yapma sürecinde yeterlilik dil puanı da 55 olduğuna göre bu puanının dışında başka puan istenmemelidir. 3-) Üniversitelerde 10 yıl Öğretim Elemanı olarak çalışmış ve Doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanı doğrudan Doçent olarak atanmalıdır.4-) Üniversitelerde 20 yıl Öğretim Elemanı olarak çalışmış ve Doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanı doğrudan Profesör olarak atanmalıdır. 5-) Bu şartları yerine getirmek için gerekli olan süreyi beklemek istemeyen ve Doktorasını bitirmiş olan her Öğretim Elemanının, isterse, YÖK’ÜN uygulamadaki kriterlerine göre Doçent veya Profesör olması sağlanmalıdır.