Sakarya derindir girme boğar seni!

21 Ekim 2017 Cumartesi

Adalet Bakanlığının altı binden fazla yeni eleman alacağını duyduğumda içim cız etti. Şimdi ne kadar kripto FETÖ’cü varsa hepsi üşüşecek, yine buralarda milletin başına bela olmayı sürdürecekler, diye düşündüm.

Elli binden fazla FETÖ şüphelisinin tutuklu olduğu, yüz altmış binden fazla FETÖ şüphelisinin yargılandığı bir Türkiye’de elbette bu örgüt için en hayati kurum Adalet Bakanlığıdır; ve buralara yerleşmeyi şu konjonktürde başka kurumlara tercih edeceklerinde kuşku yoktur.

Yeri geldiğinde bir zabıt katibi, onlara göre bir savcıdan, bir hakimden daha iyi işler görebilir. Yine yeri geldiğinde bir gardiyan hapishane müdüründen daha fazla işe yarar. Hareket noktası bu mantık olduğu için de sanırım şimdi FETÖ kırmızı alarmı vermiş, başka kurumlara girmeyi şimdilik askıya alarak, mevki-makam ayırımı gözetmeksizin durumu uygun olan her elemanın bu kuruma yerleşmesini karara bağlamıştır.

Zaten üniversiteye gideceklerin ilk tercihlerinin hukuk fakülteleri olması gerektiği hususu daha önceki yıllarda karara bağlanmış ve kendilerinden kabul ettikleri öğrenciler bu fakültelere yönlendirilmişlerdi.

Şimdi Adalet Bakanlığı için yeniden teyakkuz vaktidir. Bakanlık içindeki hiçbir görev küçümsenmeyerek, alınacak bütün personelin mutlaka çok sıkı kriterlere tabi tutulması şarttır. Özellikle hakimlik, savcılık gibi hayati mevkilere getirilecekler, daha öncesine oranla çok daha sıkı denetime tabi tutulmalı, uzaktan yakından terör örgütleriyle ve özellikle FETÖ ile ilişkisi bulunan kişilere mutlaka ayıklayıcı tedbir uygulanmalıdır. Çünkü Gülen, düştüğü yerden doğrulmayı mutlaka deneyecek, yargıda aldığı büyük darbenin intikamını uzun yıllara yayarak almaya çalışacaktır.

Onun uzun vadeli çalışacağı bir alan da hiç kuşkusuz eğitimdir. Örgütün kaybettiği bunca eğitim kurumu yerine, birkaç senedir çalışmalarını hiç kuşku uyandırmayacak bir alana çektikleri ve yoğun bir şekilde çocuk yuvaları, anaokulları açtıkları bilinmektedir. Bununla hem insan kazanma hem de mevcut elemanları aktif kılma gayesi güttükleri gayet net, gayet bedihi bir durumdur.

FETÖ başının son görüntülerde, Üstat Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü’nden iktibas ile fakat tahrif ederek aktardığı şiirimsi lafları ve “Ayağa kalk Sakarya” dedikten sonra ayağa kalkıp yürüyüp gitmesi ve ekrandan kaybolması üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir husustur. Necip Fazıl bu mısralarda:

“Yol onun, varlık onun gerisi hep angarya/ Yüz üstü çok süründün ayağa kalk Sakarya” diyor. FETÖ başı ise bunu “Yol bu, yöntem bu, gerisi hep angarya/ Yüz üstü çok süründün ayağa kalk Sakarya” diyerek bilinçli bir tahrifte bulunuyor. Bu tahrifiyle de meczuplarına yeni mesajlar veriyor.

Beden dilinden anlaşıldığına göre, Gülen kendisini kullananlardan yeni garantiler koparmış gibi görünüyor. Bu garantiler, Türkiye’ye iade edilmeme garantisi olabileceği gibi, darbe için kendisine ikinci bir şans verilmesi ve bu konuda destekleneceği garantisi de olabilir. Yol bu, yöntem bu, diyerek Gülen daha önce denediği darbeyi kastediyor. Hükümeti düşürme, devleti ele geçirme adına yapılacak diğer atraksiyonların darbeye kıyasla bir angarya sayılacağını ifade ediyor ve darbe teşebbüsünü de sözlü olarak “Ayağa kalk Sakarya” diye, fiili olarak da kendisi ayağa kalkarak dillendirmiş oluyor. Yüz üstü sürünmekten kastının ise, örgütün içinde bulunduğu durum olduğu anlaşılıyor ve bu durumdan bir an evvel örgütün kurtarılması gerektiğine vurgu yapılıyor..

Elbette bunlar onun kirli, hain niyetleri. Ben Türkiye’de bir daha onların kendi güçleriyle darbe teşebbüsünde bulunabileceklerine ihtimal vermiyorum. Şayet aksi bir davranış söz konusu olursa, bu milletin onları 15 Temmuzdan daha beter hale getireceğine kanaatim de tamdır. Yine de su uyur düşman uyumaz, diyor ve milletçe teyakkuzda olmamız gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

Teyakkuz, pasif bir sonuç beklentisi değildir; o milli birlik ve beraberliğimizi korumak ve terör örgütlerinin hepsinin tek bir düşman cephe olduğu gerçeğini asla unutmadan her an önleyici tedbirler almak anlamında sürekli aktif olmanın, sürekli aktif kalmanın adıdır.

Burada öncelikli görev hükümete ve AK Parti davasına gönül verenlere düşüyor. AK Parti küçük politik hesaplar peşinde koşanların hatta sürünenlerin partisi değildir ve olmamalıdır. Bu partinin birlik, beraberlik ve iç ahengi başka her türlü beklenti ve mülahazadan bu ülke, bu millet ve de gönül coğrafyamızın sakinleri bütün ümmet için elbette daha önemlidir, daha önceliklidir. Teyakkuzu bir de bu boyutuyla değerlendirmemiz şarttır.

FETÖ, bundan böyle kalksa kalksa ayağa değil amuda kalkar. Sakarya’ya yani Üstadın deyimiyle Anadolu’nun saf çocuğuna gelince o zaten dimdik ayakta. Ey FETÖ, kıyısına yanaşma Sakarya çarpar seni, Sakarya derindir, girme boğar seni!.

 

  • VatanseverVatansever27 gün önce
    Birini biliyorum, Cengelkoy'deki liseye yerlestirildi.