Rehberi karga olanın..

08 Temmuz 2017 Cumartesi

Kontrollü Kemal’in kontrollü yürüyüşünü, haşa,  yüzbinlerce, milyonlarca defa haşa, Peygamberler Sultanı Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın, hükmü kıyamete kadar baki yeni bir devir açan, eskimiş, köhnemiş bütün devirleri hükümsüz hale getiren bisetinin en önemli, en farikalı olayı olan hicrete teşbih eden bir kişi sadece zır cahil değil aynı zamanda zırzır (edebim müsaade etseydi hınzır derdim) cahildir ki, böyle ak-kara, gece-gündüz, hak-batıl gibi iki zıt olayı dahi birbirine benzetecek kadar  fahiş hatalı bir cahilliğe duçardır. Ya da kapkara bir şartlanmışlığın azat kabul etmez kölesidir.  

İşin niyet tarafını ve manevi cephesini bir tarafa bırakın, böyle bir benzetmenin,  işin şekil yönüyle de tamamen alakasız olduğu gün gibi aşikardır.

Peygamber Efendimiz hicrete bir gece vakti ve gizlice çıkmıştır. Yanında sadece Hz. Ebubekir(r.a) vardır. Kemal’in hurucu, gündüz vaktindedir, alenidir ve yanında yüzlerce insan bu yürüyüşe iştirak etmiş durumdadır. Peygamber Efendimiz, hicreti esnasında bir mağarada üç gün gizlenmiş ve yoluna daha sonra binek üzerinde devam etmiştir. Kemal’in yürüyüşünü ise bu iki halden hiç birine benzetmek kabil değildir.  Lüks dinlenme tesislerini mağaraya, yaya yürüyüşünü binekle yürüyüşe benzetecek halimiz yok ya! Tabii ki, yayan yürüdüğü doğruysa.. Sonra, ne Peygamber Efendimiz, ne de diğer hicret etmiş müminler bir daha asla ikamet maksadıyla Mekke’ye asla geri dönmemişlerdir. Kemal ise, finalde mitingini yapar yapmaz yürüyüşe başladığı  Ankara’ya geri dönecektir..  

Geçen yazımda da söyledim, yine söylüyorum, Kılıçdaroğlu’nun başlattığı bu yürüyüşten, kurguladıkları hiçbir olumlu sonuç çıkmaz ve çıkmayacaktır. Hele, meselenin FETÖ irtibatı bu kadar deşifre olduktan sonra.. 

Çünkü FETÖ için bizim takdir okuyuşumuz, özellikle 17-25 Aralık sivil darbe girişiminden sonra hep hüsran mühürlüdür; 15 Temmuz kanlı darbe girişimi de dahil yaşanan bütün olaylar bizim takdir okuyuşumuzun isabetini doğrulamıştır ve öyle olmaya da devam edecektir.  

Bakmayın siz FETÖ başının, kılıç artığı bazı meczuplarını teselli ve artık ayyuka çıkmış cemaat içi çözülmeleri durdurmak için bahar türküleri söylediğine.. Karanlıkta ıslık çalıyor. Dediklerine ne kendisi ne de muhatap edindikleri inanıyor.. 

Senelerce hicreti en kutsal bir mefhum olarak kürsülere taşımış bir kişinin, hiç utanmadan, arlanmadan böylesi kutsi bir mefhumu Kemal’in yürüyüşüne mukayese etmesi esasen onun nerelere, hangi derekelere savrulduğunu göstermiyor mu? Böyle bir insanın sözüne kim, niçin kıymet versin ki.. Ama onda, daha öncesinde gördüğümüz sayısız tenakuzlar sebebiyle biz artık şaşırmıyoruz. 

Düzmece Mesihler, ancak düzmece Mehdilerle teselli bulurlar.. Yakında Kılıçdaroğlu’na da böylesi kutsiyetler atfedilirse ben buna da şaşırmam..  

Uç Kemal uç.. Sadece yürümek sana yetmez. İster kanat takarak, istersen başka türlü uç. Fark etmez, çünkü seni bu kadar absürt gerekçelerle yürümeye ikna eden arkandaki şarlatanlar yakında seni uçmaya da ikna ederler, hiç merak etme. Uçacağını garanti ederim de nerede yere çakılacağını ben garanti edemem. Onu da FETÖ başına sorarsın.. Nasıl olsa telepatik görüşmelere alışmışsındır. Konumun henüz oraya yükselmediyse rüyaya yatarsın. Ondan da netice alamazsan, meraklanma, nasıl olsa sende telefon numarası vardır. Telefon numarası, ortam dinletme numarası onda zaten vardı. Telefonlarımızı dinletir, bulunduğumuz toplantı ortamlarını dinletir, daha sonra da bize keramet gösterir, cevaplar verirdi. 

Sağında solunda senden ayrılmayan FETÖ’cü danışmanların belki seni onun bu tür sahte kerametlerine de inandırmışlardır. Durumun bu kadar vahimse, artık senin için yapılabilecek bir şey yok demektir. Hal-i pürmelalin biraz öyle görünüyor. Çaresiz, biz de bir atasözümüzü anımsatıp bu faslı kapatalım: “Rehberi karga olanın burnu … çıkmaz”.