Onlar da görecek biz de göreceğiz..

09 Eylül 2017 Cumartesi

Şeytanın dağarcığındaki bütün yalanları tükettikten sonra kendi yalan dağarcığına el attı; şimdi onları kullanıyor, bitecek gibi de görünmüyor..

1974’lü yıllarda hep “bize bir çeyrek asırlık zaman lazım; yirmi beş sene sonra hedefimize ulaşmış, maksut damına çıkmış olacağız” der dururdu.  Aradan tam yirmi beş sene geçti. Bir gün toplantıda “bize bir yirmi beş sene daha lazım” demesin mi? Toplantıda bulunanlardan birisi gayr-i ihtiyari patladı: Her halde bu yirmi beş seneler hiç bitmeyecek..  

Kendisine en yakın kabul ettiklerinden biriydi bu sözü sarf eden kişi. Onu dediğine diyeceğine pişman etti. Bir ay süreyle onunla hiç konuşmadı. İstanbul’dan tayinini bir dış ülkeye çıkardı. Yalvar yakar oldu da kendisini affettirdi. Yeni tayin yerine gitmekten de bu vesile ile kurtuldu.   

Kehanetleriyle bizi, yirmi beş senelik zaman dilimleriyle oyalayıp duran bu aklı evvel, şimdilerde bozgun kalıntısı meczuplarını bir senelik, altı aylık vaatlerle kandırmasını sürdürüyor. Kulağıma geldiğine göre 2017 Kasım ayında fereç ve kurtuluş vaat ediyormuş. Kasım ayı geldiğinde bu içi boş vaadin bir başka yakın tarihe erteleneceğinde ben hiç kuşku duymuyorum. Ölünceye kadar  bu vaatlerini kısa periyotlarla tekrar edip duracağından da adım gibi eminim. 

Yurtdışına kaçmış bulunanların şimdilik tuzu kuru ve bu vaatlerin tahakkuk edip etmemesi onların çok da umurunda değil. Ama kaçamayıp da hayatını bir kördüğüm gibi onun bu tür yalan vaatlerine bağlamış bulunanların hali vahim, her geçen gün de daha vahim olacağı kesin.. 

Kaçanlar için “şimdilik” kaydını düşmemiz boşuna değil. Zira, çok da uzak olmayan bir gelecekte, mekr-i ilahi tuzağına düşüp kaçtıkları bu yerler onlar için üzerlerine sökün edip gelen belaların üşüştüğü birer cehenneme dönüşeceğinde ben zerre kadar kuşkulu değilim. Onlar da görecek biz de göreceğiz..

Bu devlete, bu millete yaptıkları ihanetin tahribi elbette büyük oldu. Fakat asıl tahribi doğrudan dinimize yaptılar. Bütün masum toplulukları, cemaatleri, tarikatları töhmet altında bıraktılar; onları da insanların nazarında potansiyel birer suçlu haline getirdiler. İç güveni sarstılar, birbirimize olan ve olması gereken itimadı, saygıyı, muhabbeti mahvettiler.

Kötü emsal olmaz, diye bir kural vardır. Bu sarsıntılı dönemde böylesi bir altın kuralın aydınlatıcı tayfları altında iz sürüp yol yürümemizde çok yönlü fayda olacağı kanaatindeyim. Her cemaati, her toplumu, her tarikatı söz konusu kötü örneğe mukayese etme refleksini bir tarafa atarak daha salim, daha duru düşünmek zorundayız.

Böylesi bir düşünce usulüdür ki, masum kitleleri karalama, onları başkalarının hata ve günahlarına ortak kılma yanlışından bizleri kurtaracak ve İslami hizmetlerin önüne konulmuş bu yapay maniayı etkisiz hale getirmemize yardımcı olacaktır. 

Aksi, girdaba dönüşeceği kesin bir kısır döngüye düşmektir. Sonuç, Cenab-ı Hakk’ın, ilay-ı kelimetullahın tahakkuku için bize verdiği bütün sermayeyi koca bir hiçle takas etmektir. Zaten düşmanlarımızın istediği, beklediği de budur.

Nitekim, bu mahutları bahane edip bütün dini gruplara, cemaatlere, tarikatlara amansız ve imansız bir saldırıya geçtiler. Özellikle de aynı gelenekten geldiğini sandıkları Risale-i Nur hizmetine, artık bayatlamış, kokuşmuş ne kadar iftira ve tezviratları varsa onlarla hücum ettiler. Bütününe birden reddiye yazmayı düşünüyordum. Neyse ki ihtiyaç kalmadı. Birkaç gün önce elime geçen bir nehir söyleşinin bu tarihi vazifeyi hakkıyla ifa etmiş olduğunu gördüm. 

Şener Boztaş’ın, değerli dostumuz Metin Karabaşoğlu’yla yaptığı, Risale-i Nur’a husumetin kısa tarihini, iddiaları ve cevapları konu alan, “Saykal” ismiyle kitaplaşmış nehir söyleşiyi kast ediyorum.  Mahut örgütle Risale-i Nur Hizmetini farklı kılan en bariz kriter ve prensipler de yine eserdeki çarpıcı konu başlıklarından biri. Kitap Selis Yayınlarından çıkmış. Tavsiye ederim, mutlaka okuyun..

 

  • METE KERİMMETE KERİM2 ay önce
    FETO SAMİMİ SAF MÜSLÜMANLARI KULLANDI, FETÖ ye EN BÜYÜK YARDIMI CHP Lİ GENARALLER VE DOĞAN HOLDİNG YAPTI.1998 28 ŞUBAT TA VE ÖNCESİNDE 1 TANE İMAM HATİPLİ ORDUYA GİRMEMİŞKEN BUNCA CEMAATCİ GENARAL NASIL GİRDİ.