THY - Orta Avrupa Eylül

Dizi-Mısıroğlu-Soçi

25 Kasım 2017 Cumartesi

ABD’de bir dizi filmde bahsi geçince kim bilir FETÖ elebaşısı nasıl da sevinmiş nasıl da dört köşe olmuştur. Meczupları diziyi birlikte seyrettikten sonra mutlaka ağızlarının suyu aka aka onun yüzüne bakmış, bu dizinin hikmet ve kerametinden sualler sormuşlardır.

O da bir süre sessizliğe bürünüp merakları kabartmış ve ardından da bunun nasıl bir ihsanı ilahi olduğunu açıklamış ve sonunda da bu dizide kendisini tebrie eden zata mutlaka Firdevs cennetinin en üst makamlarından bazı vaatlerde bulunmuştur. Elbette kendi şefaat garantisini de ekleyerek..

Ama yine de kendi görüntüleriyle bizzat diziye giremediğinden içinde hafif de olsa bir burukluk, bir kırgınlık vardır. Hatta senariste belki de böylesi bir görüntü için kim bilir kaç milyon dolar teklif edilmiştir. Fakat anlaşılan o ki, teklifleri biraz uçuk bulunmuş ve kabul görmemiştir.

Bütün bu eksik yanlarıyla beraber, diyerek başlamıştır mutlaka değerlendirme faslına FETÖ elebaşısı. Meczupları da o konuştukça coşmuş, ağlamış, hazırlıksız geldikleri için de burun akıntılarını kollarına ya da cübbelerinin eteklerine silmişlerdir.

Sohbet sonrası hepsi cennete girmiş gibi bir asudelikle hayallere dalmış, dizide söylenen vaatlerin heyecanıyla hocalarını hayallerinde Beyaz Saray’da, Amerikan başkanıyla yan yana otururken görüntülemişlerdir. Tabii ki bu hayal gücü en zayıflar için ya da hayali en mütevazide seyredenler için böyledir. Diğerlerinin görüntüsünde kim bilir neler vardır. Amerikan başkanının Gülen’in elini öperken görenler, hatta bu mazhariyete ermek için yalvar yakar olduğunu görenler..

Hazır atmosfer hazırken, hemen o anda keşifler, müşahedeler de sökün edip sohbet sonrasını taçlandırmış olabilir. Birkaç kişi de anlatacakları yalan rüyaların senaryolarını çoktan yazmış, hazırlamıştır.. Sahte Mesih’e, ondan da sahte havariler gerek.. Yolunuz açık olsun cehenneme doğru ey hainler topluluğu, yolunuz girdaba dönsün oynamak istediğiniz her oyunda, kurmak istediğiniz her tuzakta..

Bilin ki, ABD karakterinde bir devletin bu tür açıktan sahiplenmesi sizi gözden çıkardığının bir işaretidir. Bundan böyle CIA sizi ilk sahibinize iade edecektir. İlk sahibiniz kim mi? Onun MOSSAD olduğunu bilmeyen mi kaldı? Türkiye bundan böyle sizinle ilgili iade görüşmelerini sanırım bu eski sahibinizle yapmak zorunda kalacak. Biraz diplomatik esneklik sizin İsrail tarafından Türkiye’ye paketlenmenize yetecek. Ne rüyaya yatın ne hayale güvenin. Realiteyle yüzleşin: Sonunuz hüsran, sonunuz her sonrası bir öncekinden beter hezimet..

1996’lı yıllardı. Ertuğrul Düzdağ’la birlikte Kadir Mısıroğlu’nu ziyarete gitmiştim. Aramızda o günkü düşünce yapıma göre tatsız bir tartışma oldu. Bana göre Kadir Mısıroğlu, Gülen’i çok acımasızca tenkit ediyor, hatta tenkit etmiyor yerden yere vuruyordu.

O, “O Fetfullah var ya o Fettullah” dedikçe benim kırk yıllık sevgi, saygı birikimim depreşiyor, insiyaki bir şekilde ona karşı Gülen’i savunmak durumunda kalıyordum. Hararetli bir tartışmadan sonra Kadir Mısıroğlu son olarak: “Bak işte sana söylüyorum, o adam bu memlekette can veremeyecek, çünkü o adam buna layık değil” dedi. Aradan geçen yirmi sene Kadir Mısıroğlu’nu haklı çıkardı. Bugünlerde Kadir Mısıroğlu’nun adı gündemde olduğu için bu hatıramı aktarmak istedim. Ve istedim ki, şimdilerde onu hafife alan bazıları da onun görüşlerindeki isabetten, öngörülerindeki ferasetten kendi hesaplarına pay çıkarsınlar.

Kadir Mısıroğlu, kendi deyimiyle, mazlumların sesidir, onun için de sesini yükseltmek, haykırarak konuşmak hakkına sahiptir. İlk ziyaretimden seneler sonra kendisini bir kez daha ziyaret etme fırsatım oldu. Bazı kitaplarını imzalayıp hediye etti. Eskiden, dedi, gençtim, kuvvetliydim, sövüp sayarak konuşuyordum. Her zaman kavgaya da hazırdım. Ama artık yaşlandım, kendimde kavga edecek gücü bulamıyorum; onun için de ne söylersem müdellel söylüyorum, ne iddia edersem beraberinde vesikasını da ibraz ediyorum.

SOÇİ zirvesinde Erdoğan-Putin-Ruhani buluşması sonrası liderlerin deklare ettikleri öneriler, Suriye meselesinin kökten çözümü adına ümit vericidir. Fakat bu tür birlikteliklere geçici birliktelikler dışında anlam yüklemek hem siyaseten hem de tarihi tecrübeler açısından doğru değildir. Hele, bu geçici birlikteliklere kalıcı ve sürekli ittifak paktları nazarıyla bakmak çok yanıltıcı olur. Ben, şimdilerde ve keskin dille NATO’dan ayrılmayı teklif edenlerin böylesi bir yanılgıya düştükleri kanaatindeyim. Teenni Rahmandan, acele şeytandandır, derim.. (NATO’da kalmamızı savunuyor değilim; fakat pirince giderken evdeki bulgurdan olmamayı yeğlerim)

Rusya büyük devlet değildir, sadece iri bir ülkedir. SOÇİ zirvesi de dahil, Rusya’nın, Amerika’nın onayını almadan hareket ettiğine ben ihtimal vermiyorum. İran ise, tarihinin hiçbir döneminde Amerika ile ters düşmemiştir. Her iki ülkenin ant-i Amerikan tavırları illüzyondan ibarettir. Gözümüz açıldığında pişman olmaktansa şimdiden tedbirli olmakta fayda var. Türkiye hazır bu turnikeye girmişken yeni strateji değişikliğine de gitmeli, Suriye ve Mısırla doğrudan ve üst düzeyde temaslarını geliştirmelidir. Rusya ile aramız bozulduğunda nasıl bir diplomasi izlendiyse, Mısır ve Suriye için de aynı diplomasi izlenebilir. Bu yakınlaşmanın kaybedeni olmaz, İslam alemi ise çok şey kazanır.

 

YORUM YAZ