Bir bağlılık çağrısı

28 Ekim 2017 Cumartesi

Gel, ey genç adam, aklını, kalbini, vicdanını, ruhunu ve seni sen yapan bütün benliğini, Hakk’a teslim et; hakikatin emrine amade eyle. Gökte sana göz kırpan yıldızlarda dolaşırken tefekkürün, ruh ve kalbinin ilk kademde geçeceği yollara bütün yıldızları parke taşı gibi sıralamayı ihmal etme. “Ben fanileri sevmem” avazıyla ünle geçerken yıldızları, Baki’ye yönelmiş tüm benliğinle, tüm içtenliğinle ünle semada ne kadar yıldız varsa; Baki’de bekaya çağır onları. 

Bağlılığın ün salsın senin de Arşta, ün saldığı gibi Genç İbrahim’in.. Melekler fısıldasın birbirine olanları teslimiyet adına. Ateşe atılırken, yardım teklifinde bulunanlara sen de “Hasbi” de sadece. Ve böylece ateşini Nemrut’un “berd ü selam” eyle kendine. Teslim al ateşi, teslimiyetinle Rabbine.. 

Ateşin teslimiyetini de göster herkese. İlahi buyruğa nasıl teslim olduğunu göster onun. Yakmadığını ateşin, ona yak denmedikçe. Günün tekniğine ilham devşir bu olaydan. Gel söndür ateşlerini dünyayı ateşe verenlerin. Alev babasının (Ebu Lehep) ateşine “tebbet” oku tekvin nefesiyle. Kurut Ebu Leheplerin kuruyası ellerini. Cehenneme odun taşıyıcılığı yapanların iplerini pazara çıkar, boz oyunlarını onların. İplerini dola boyunlarına, herkesi köle, kendilerini efendi sananların. Ateşin kavurduğu dünyayı kurtar zalimler elinden. İnsanları, insanlığı kurtar “ebter” şeceresinden. Sıcak-soğuk her savaşı selama döndür böylece yeniden. 

Teslimiyetin hakikati rahmettir elbet. Varlığı, yoktan ayıran çizgide, olmasına izin verilenlerin üzerine düşen ilk nurdur rahmet. Bu nurun düşmesiyle birlikte başlar serüveni de teslimiyetin. İradi bağlılık ayrıcalıklı kılar Adem çocuklarını. Onlar sınanırlar iradeleriyle. Bağlılıkları bu sebepten daha bir değer kazanır Hakk’a.. Denilenleri, içten gelen bir boyun eğişle gerçekleştirmeleri, üstün kılar insanı diğer yaratılmışlardan. 

İnsan teslimiyetin hakikatinde derinleştikçe, diğer yaratılmışların ona bağlılığı da derinleşir, ayrılmaz bir hal alır. Merhale merhale, insan kainatlaşır böylece. Nüfuzu tüm kâinata yayılır. Ve insan kainatlaştıkça, kainat da insanlaşır. Rahman suretinde yaratıldığı bildirilen insanın, ışıktan gölgesi düşer, güneşin, ayın, yıldızların üzerine; insan, yüzünü Rahman’dan çevirmedikçe, rahmet nuru aydın kılar cümlesinin yüzünü de. Aksi, kıyameti olur insanın, kararır insan, nur çekilir yüzünden. Kainat da payını alır o zaman; kararır o da insan yüzünden.. 

Bir seher esintisi getir duanın ürpertisinden bizlere, genç adam gel de.. İbrahim duasına benzer bir duayı dirilt içimizde yeniden. “Ey Yüce Rabbimiz! Bizi, sadece sana teslim olan Müslüman kıl. Soyumuzdan da yalnız sana teslim olan bir Müslüman ümmet yetiştir…”(2/128) duasına katalım dualarımızı. Aminlerle göklere yetişsin iniltilerimiz. Teslimiyet hakikatini, Müslümanlığına sindirmiş bir neslin yetişmesi uğruna sefer edelim cehdimizi, gayretimizi; fiili duamız olsun bu da bizim Rabbimize karşı. 

Öyle bir nesil olsun ki, fecirlerine uzun gecelerin zülüflerini bağladığımız kutlu nesil, güneş gibi ışık saçsınlar dört bir yana, ilim adına, hikmet, marifet adına.. Hakikate ulaşmış bulunmanın “sekine”sini indirsinler üzerimize göklerden devşirdikleri.. Kine, nefrete, düşmanlığa yer kalmasın dünyada, onların sevgi, muhabbet ve şefkatle doldurdukları. Teslimiyetin adalet burcunda çakan şimşekler habercisi olsun gelen rahmetin. Üstünlüğün, nizama hizmet yönü okunsun bütün ümranların çehresinde. Bencillikler tümüyle kovulsun “biz”in toplum katmanlarının hepsinden. Hukuka saygı adını alsın teslimiyet bir kere daha. Hakk’a bağlılık, hakikate bağımlılık olarak algılansın teslimiyet bundan böyle daima. Ve kilitlenmek olsun o, adı hayır kütüğüne kayıtlı her barışa.. 

Gel, teslimiyet hakikatine erişinin hakkını öde, bedeli canın da olsa, ver çekinmeden.. Şirke en büyük reddiye olsun senin teslimiyetinin anlamlı ihtişamı. Konformizmi sarssın yakasından tutup davana olan bağlılığının gücü. Eyyamcılığı çileden çıkarsın ödünsüzlüğü her halinin, her tavrının. Başkalaşmaya başkaldırsın, sımsıkı sarılışın dinine, örfüne, değerlerine. Kölelik kültünün önünde set gibi dur, “La”sına benzeyerek kelimeyi tevhidin. “Hayır” diye haykır, neticesi uşaklık olan her türlü teklife. Başını dik tut, eğdir başını cebbarların, iradendeki aşılmaz kararlılıkla. Onuruna tutkun ol, Allah’a kulluk izzetini iffetin gibi koru, yer verme kalbinde, gönlünde başka tanrılara..

Dikkatli ol, nefsine pay ayırma hiçbir olumlu icraatından. Bütün iyiliklerin, bütün hayırların O’ndan geldiğini kabullendir nefsine, şirke düşürmesin seni, kendinde varlık görüp nefis, kör etmesin gözlerini, Rabbini görmeni engelleyerek her işinde, her fiilinde. “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki” diye tekrarlanan Yüce Nebi (a.s.v.)nin kasem sırrını sır edin kendine sen de, genç adam! “O’nun nur kılınmış ali nefsi bile kendine malik değilse, benim kesif, süfli nefsim nasıl kendine malik olabilir ki..” de; ve nefsini, sahibi olduğunu zannettiği her şeyi ile, hakiki sahibine teslim eyle.. 

Hem, toprak ol ki genç adam, uğruna yaşadığın idealler, ulu çınar gibi kök salsın sende. Ve yeni bir “çınar” daha ser çeksin, yükselsin göklere senin himmetinle.. 

O’nun adıyla oku bütün okuduklarını. Kur’an’ı öyle oku, Kainat kitabını öyle oku, kendini öyle oku.. O’nun kelimelerinin bitmez, tükenmez olduğunu bil de oku, okuyacaklarını. Her kulun, O’nun kelimelerinden mutlaka nasipleneceğini; kim O’nun kelimelerini okumayı öğrenirse, bilgi üstünlüğünün ona geçeceğini; fıtrat kurallarının iltimas tanımayacağı gerçeğini asla unutayım deme.. Ve işte sen, besmeleyi daima bu teslimiyet mantığı, bu bağlılık şuuru ile; ve de bu kozmik dille oku tüm yer küreye..  

 

  • ÖmerÖmer22 gün önce
    Dogru mu?