Ayrılık acısı çok zor…

08 Ekim 2017 Pazar

Bir daha asla başkasını sevemeyeceğinizi düşünürsünüz, ayrılığın ilk günlerinde... Oysa her şey gibi ayrılık acısı da zamanla hafifler ve olan sadece evde oturup ağlayarak geçirdiğiniz koskoca bir yaz mevsimine olur. Ayrılık acısı - özellikle de ilk kez birinden ayrılıyorsanız – hiçbir şeye benzemez. Bir daha asla onunla olduğunuz kadar kimseyle mutlu olmayacağınızı sanırsınız. Oysa uzmanlara göre bu durumun üstesinden gelmek pek kolay olmasa da mümkün… Değerli okuyucularım, duygusal bir ilişkinin bitmesi; bir kişi ile duygusal paylaşımın bitmesinin ötesinde, bir yaşam biçiminin kesintiye uğraması anlamına gelebiliyor, çoğu zaman: Birlikte yapılan sosyal faaliyetlerin, geleceğe yönelik hayallerin, ortak arkadaşlarla görüşmenin de kesilmesi gibi... Biten bir ilişkinin ardından, kişinin kendisini sosyal olarak konumlandırma biçimi de değişebilir; örneğin ‘evliliğe doğru giden’ bir nişan ilişkisinin bitmesinin ardından, sosyal konum yeniden ‘bekar’ olarak değişir. Evlenmeyle ilişkili olumlu beklentileri olan bir kişi için ayrılık, bu açıdan da zorlayıcı olabilir. Boşanma yoluyla bekarlığa dönmek ise; sosyal çevrenin de etkisiyle, alışma sürecinin daha sancılı geçmesine yol açabilir.

Kişiler ayrılıkla baş edebilmek için bazı yanlış davranışlarda bulunabilirler, bunlar kişinin ayrılık yasını yaşamasına engel olur. Bu yanlış davranışları şöyle sıralayabiliriz;

*Kişiler canı yandığı için ve o acıyı hissetmemek için hemen ilişki bittiğinde dürtüsel olarak yeni bir ilişki arayışına yönelebilirler. Yani bağlanmadan, acıyı avutucu, uyuşturucu ilişkilerdir bunlar…

*Ayrılık acısına katlanamayıp kendini avutacağı düşüncesi ile zararlı (dinimizde haram olan) madde kullanımına (daha çok alkol, bazen sigara vb.) yönelebilirler.

*Kişiler sosyal çekilme yaşayabilir, arkadaşlarıyla görüşmez, eve kapanıp kendini yemeğe, aşırı tıkınmaya verebilir.(duygusal yemedeki gibi)

*Düşünce bloklanması yaşarlar. Yani kişi, sanki hiç o acıyı yaşamamış gibi, olmamış gibi farz eder hiç düşünmemeye çalışır. Oysa bu sadece acıyı erteler çözmez.

*Anıların bloklanması dediğimiz bir diğer yası ertelemenin yolunda da kişi ona ait eşyaları, resimleri yok eder, onunla oturduğu mekanlardan geçemez, onunla gezdiği yerlere gidemez.

*Mantıksallaştırma: Bu ilişki bana zarar veriyordu, zaten bana layık biri değildi, zaten bitmesi gereken bir ilişkiydi diye düşünmek de yası yaşamamamızı engeller. Yani kişi adeta duygularına yabancılaşıp, olayı zihin üzerinde mantıksallaştırarak açıklar.

*Engellenmeye tahammülsüzlük: Kişi biten ilişkinin ardından narsisistik bir yaralanma yaşar; “Ben istemeden nasıl biter” diye düşünüp gereksiz yere mesaj atar, karşı tarafı konuşmaya zorlar, yani aşırı ısrarcı davranır. (Bir kere daha deneyelim, bak seni nasıl mutlu edeceğim gibi.)

*Mesafelilik: Kişi karşı tarafa küsüp, araya büyük bir mesafe koyar, yani ona olan derin duygularını adeta dondurur.

*Asilik, bloklama; “20 kere aradım cevap vermedin, şu an beni aramana sesini duymaya çok ihtiyacım var ama telefonumu kapatıyorum, bana ulaşmayacaksın.” Yani kişi, karşı tarafı cezalandırmak ister, ulaşılamaz olup ona acı vermek ister.

*Statü arayıcılık: Sosyal medyada başka biriyle mutluluk pozları vermek, sensiz çok eğleniyorum mesajı vermek, öbür kadın olmasaydı bu ilişki sürerdi düşüncelerine kapılmak. Oysa bakıldığında belki de ilişki son bir senedir iyi gitmiyordu.

*Saldırganlık vitesi: İntikam almak, arabasına veya başka bir şeyine zarar vermek, kendine zarar verme (dinimizde zaten haram olan alkol veya sigara kullanmak, kendini yaralamak, günlerce odaya kapanmak, benim yüzümden bitti diye düşünmek gibi)Vicdani saldırganlık (ben senin için neler yaptım, senin bana yaptığına bak gibi düşünmek.)Özellikle aşırı fedakarlık şemasına sahip kişilerde ayrılık acısıyla baş etmek çok daha zor olabiliyor. Çünkü kişi hep kendi isteklerini erteler, karşısındakini memnun etmeye çalışır. Ayrıldığı zaman da çok büyük bir öfke ve hayal kırıklığı yaşar.

Bir ayrılık sonrasında acele bir şekilde olumsuz duyguları bastırmak, uzun vadede sağlıklı bir durum değildir. Sağlıklı olan, ayrılık sonrasında hızlı bir şekilde olumsuz duyguları üzüntüyü yaşamaya izin vermek ve biten ilişkideki rolümüzü yeniden değerlendirmektir. Bu noktada psikoterapi desteği alınabilir, çünkü ayrılığı anlamak, duygusal gelişim için bir fırsat olabilir. Özellikle EMDR çok işe yarar. Ayrıca “sevmek”, “aşık olmak” gibi duygusal yüklemelerin nasıl yorumlandığı; bu duyguların yaşanmış ilişkiye ait duygular mı olduğu, yoksa o dönem yaşanan duygusal yoksunlukların etkisiyle mi karşıdaki kişinin yüceltildiği gibi konuların ele alınması; bitmiş ilişkiden yola çıkarak duyguların tanınması ve gelişmesi açısından önemlidir. En önemli nokta da; eşimiz, dostumuz, nişanlımız, sözlümüz… gibi kişiler hepsi bize Allah’ın birer emanetidir. Yani tamamen bize ait değildirler. Olaya iman gözlüğüyle bakarsak her biten ayrılık aslında çok da fazla canımızı yakmayacaktır.

Ayrılık acısıyla sağlıklı bir şekilde baş edebilmeniz duasıyla Allah’a emanet olunuz. 

 

  • ÖzgürÖzgür1 ay önce
    Elinize saglik çok beyndim katiliyorum söylediklerinize