Türkiye’siz karar alan, bedelini ağır öder

11 Mayıs 2017 Perşembe

Kuveyt’te Limak Holding’in üstlendiği 4.4 milyar dolarlık uluslararası havalimanı yatırımının temelini atan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönüş yolunda uçakta dünya, Ortadoğu ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD-YPG işbirliğine sert tepki gösteren Erdoğan, “Bölgede Türkiyesiz karar alanlar bunun bedelini ağır ödüyor” dedi.

KENDİ GÖBEĞİMİZİ KESMELİYİZ

Önce Çin’e ardından da ABD’ye kritik ziyaretler gerçekleştirecek olan Erdoğan, ABD’nin PYD/YPG’ye verdiği desteğe sert tepki gösterdi ve ekledi: Türkiye, üzerinde oyunların oynandığı bir ülkedir. Dolayısıyla bizim gerekirse her şeyden önce kendi göbeğimizi kendimiz kesebilmemiz lazım... Şu Ortadoğu’da Türkiyesiz bir karar verilmesi düşünülemez. Eğer Türkiye’nin fikrine müracaat etmeden birileri karar alıyorsa bunun bedelini aslında ağır ödüyorlar. Hem ekonomik olarak hem de insan kaybı olarak ödüyorlar.

NATO’da beraber olduğumuz ülkeler YPG/PYD terör örgütleri ile işbirliği yapıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Tüm bunları, NATO zirvesinde ve ABD ziyaretimde konuşacağız...

 İşte Kuveyt dönüşü gazetecilerin yönelttiği sorulara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği cevaplar...

 Kuveyt ziyaretinizde neler önplana çıktı. Geleceğe yönelik somut işbirliği çalışmaları olacak mı?

Bildiğiniz gibi Limak Holding’in burada yüklenmiş olduğu havalimanı projesi vesilesiyle geldim. Kuveyt Uluslararası Havalimanı’ndaki 4.4 milyar dolarlık terminal yatırımını Limak üstlenmiş durumda. İlk planda söz konusu terminalin 6 yılda tamamlanması öngörülmüştü. Fakat Limak süreyi kısaltarak 4 yılda bitirme sözünü vermiş bulunuyor.

Temenni ederiz ki, inşallah bu havalimanıyla birlikte burada Türkiye’nin bir mührü olmuş olur. Havalimanı inşasında ve işletmesinde de malum, Limak’ın belli bir deneyimi, tecrübesi söz konusu. Bunun yanında Kuveyt makamlarıyla yaptığımız görüşmede de ikili ticaret hacmimizi 5 milyar dolara çıkarma teklifimiz oldu.

Gerek savunma sanayiinde gerek ekonomi ve dış ticarette kırmızı ve beyaz ette, gıdada birçok şeyi beraber yapma hususunda kararlılığımız oluştu. Savunma sanayiine yönelik belli adımlar olabilir bunu da kendileriyle konuştuk.

Korvetler, fırkateynlerin yapımı ve gemi inşaası konusunda Türkiye’nin bilgi ve deneyimini paylaşma fırsatımız oldu. Eylül ayında başbakanları ülkemizi ziyaret edecek. Bütün bu konuları ele alma fırsatı bulacağız.

İlk etapta, şu sıralar 1-1.5 milyar dolar civarında olan ticareti 5 milyar dolara çıkarma hedefi koyduk. Temennim odur ki bunu gerçekleştirebiliriz. Verimli bir ziyaret olduğuna inanıyorum.

Yoğun bir trafikle ziyaretlerimize devam edeceğiz. Cuma günü bildiğiniz gibi bir Çin ziyaretimiz olacak. Oradan ABD’ye geçeceğiz. Sonra da Belçika seyahati var. NATO liderler zirvesi olacak. Arka arkaya bu ziyaretlerle de bu ara yoğun bir trafiği yaşamış olacağız.

Sizden önce Mısır Devlet Başkanı Sisi’nin Kuveyt ziyareti vardı. Şeyh Sabah da kısa süre önce Türkiye’ye gelmişti. Acaba bütün bu gelişmeler bir diplomasi trafiğinin kavşak noktası olabilir mi? Yoksa tesadüf mü?

Bizim gündemimizde Sisi hiç yer almadı. Öyle bir şey olmadı. Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle neler görüştüklerini bilmiyorum. Ama dediğim gibi bizim bugünkü gündemimizde o tür bir konu hiç yer almadı.

YATIRIM ORTAKLIĞI İÇİN FON TEKLİF ETTİK

Körfez İşbirliği Konseyi ile serbest ticaret anlaşmasından da bahsetmiştiniz. Nasıl işleyecek? 5 milyar dolarlık hedefe ulaşılacaksa hangi sektörler öne çıkabilir? Kuveytlilerin sektörel ilgileri nedir?

Başlı başına şu üründür diye net bir görüşmemiz olmadı. Ancak biz kendilerine Türkiye olarak neleri verebiliriz bunlardan bahsettik. Gıda olabilir, yaş sebze meyve, kırmızı et, beyaz et olabilir. Ama hepsinden öte serbest ticaret anlaşması noktasında teklifimiz var. O şu anda adımı atılamıyor olsa bile tercihli ticaret anlaşması noktasında adım atılabilir, bununla ilgili teklifi yaptık. Hatta bir de müşterek paramızla yatırım ortaklığıyla ilgili bir fon kurulması teklifini yaptık. Eylül ayındaki başbakan ziyareti zannediyorum bu konuları da gündeme alacağımız ziyaret olacaktır. Ekonomi bakanlığımızın da muhataplarıyla görüşmeleri olacak, ilişkileri daha da zenginleştirecektir.

TÜRKİYE EKONOMİSİ ARTIK YERE SAĞLAM BASIYOR

Referandum bitti. Yeni sistemin ilk ayağı da, yani partili cumhurbaşkanlığı başlamış oldu. Önümüzde 2 yıl süre var. Bu dönemde ekonominin yeniden atağa geçmesi konusunda ne tavsiyeleriniz olabilir? Hâlâ beklentiler var çünkü piyasalarda.

Aslındapiyasalarda canlanma kendini şu anda ciddi manada hissettirdi. 21 Mayıs’ta malum kongremiz var. Bununla birlikte bu sürecin çok daha hızlanacağı inancındayım. Türkiye aslında ekonomik olarak sıkıntılar yaşayan bir ülke değil; bunlar bir anlamda dünya ekonomisinin yaşadığı med cezir hareketi gibidir. Gelir geçer. Yeter ki sizin ayaklarınız yere sağlam bassın. Türkiye ekonomisi artık o geçmişteki gibi bir ekonomi değil. Artık yere sağlam basan bir ekonomik yapıya sahibiz. Hem devlet hem özel sektör olarak bunu yakaladık. Şimdi biz tırmanma sürecini farklı şekilde yakalayalım istiyoruz. Başta finans sektörü olmak üzere ki –onlar bile soru işaretleriyle dolu dönemi geride bıraktı– girişimcilere yatırımcılara kapılar açan ve yaklaşımlar içindeler. Aksi halde finans sektörü biliyor ki, kendisi için de bunlar olumsuz şekilde dönecektir. Bu bakımdan bizim finans sektörüyle girişimci arasındaki bağı güçlendirmemiz, zaten sıçrama için çok büyük önem arz ediyor. Burada Limak’ın yaptığı yatırımda Türk bankaları teminat mektuplarıyla yerlerini aldı. Bu onlara o gücü vermiş oldu. Çekinmemiş vermiş. Bizimkiler böyle bir katkıda bulununca uluslararası finans sektörü ne yapıyor, onlar da dikkat ediyorlar.

Aynı şey Türkiye’deki yatırımlar için de geçerli. Çok miktarda ve farklı şekilde göreceğiz. Küresel sermayenin de Türkiye’ye girişinin arttığını göreceğiz. Bundan en küçük tereddütüm yok. Tabii ziyaretlerle birlikte işadamlarımızın da, bakan arkadaşlarımızla aynı şekilde yapacakları ziyaretlerle ülkemize yatırımcı girişini sağlayacaklarına, küresel sermayenin de

Türkiye’de yatırımlarının arttığına hep birlikte şahit olacağız. Ben burada herhangi bir şüphe görmüyorum.

ÇİN İLE ANLAŞMA SIÇRAMA GETİRECEK

Türkiye sadece Batı açısından değil Doğu’da da ilgi gören bir ülke. Şimdi Çin seyahatine çıkıyorsunuz, Kuşak ve Yol Zirvesi, Çin’in en büyük projesi. Türkiye’yi de bu yolun ortak koridorunu / kavşağını tutan ülke olarak tanımlıyorlar. Bu seyahatinizde bu projeye dair önemli bir anlaşma imzalayacak mısınız?

Çin seyahatiyle ilgili, bizim uzun zamandır, ta başbakanlığımdan beri, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bizim Dolmabahçe’de yaptığımız görüşme vardı. O zaman bunları görüşmüştük. Fakat sonra bu işin bir askıya alınma durumu oldu. Arkadaşlarımızın konuyla ilgili çalışması var. Çalışma neticesinde bunu gerçekleştirebilirsek inşallah Türkiye Çin arasındaki işbirliğinde iyi bir konuma gelmiş olacak. İmzalar atılmadan bir şey söylemek istemiyorum. Sonra inşallah bu konuyu Çin ve Amerika ziyaretine gelen basın mensubu arkadaşlarımızla yaşama fırsatımız olur. Bu, Türkiye-Çin arasındaki ilişkilerde çok ciddi sıçramayı getirecektir. İmzalanması halinde Türkiye için bir zirve anlaşması olacaktır.

DÜNYADA MERKEZİYETÇİ SİYASET HÂKİM

Fransa’da geçtiğimiz pazar günü yeni bir isim cumhurbaşkanı oldu. Siz de kendisini tebrik ettiniz. İzleniminiz nedir? Hem de Türkiye AB ilişkileri bu süreçte nasıl bir seyir izler?

Doğrusu olumlu bir havada geçti telefon konuşmamız. Birbirimizi tanımıyoruz. Ekranlardan tanıyoruz, medyadan takip ediyoruz. Görüşmede bıraktığı izlenim bende olumluydu. Şu an önümüzde Brüksel var orada bir arada olacağız. Ardından G20 var, orada da görüşeceğiz. NATO’da bir araya gelmeyi kendisi teklif etti, orada Brüksel’de başa baş görüşürsek memnun olurum dedi. Bana göre, AK Parti biliyorsunuz, Türkiye’de ilk defa ne sağ ne sol, tam tersine merkez siyasetle çıkmış bir partidir. Şu anda Macron’un da merkez siyaseti temsil ediyorum diye çıkması bir şeylere işaret ediyor. Dünya artık sağ sol savrulmasını değil, merkezci bir tespiti yapmış durumda. Biz merkez siyaset dediğimiz zaman bazı köşe yazarları bizimle dalga geçiyor. (Fransız düşünür ve felsefeciler) Jean Jacques Rousseau’dan bu yana Montesquie’den bu yana böyle bir siyaset olmadı muhafazakar demokraside, nereden çıkardınız bunu diyenler vardı.

Acaba bunlar şimdi ne diyor? Biz muhafazakar demokrasi olarak çıktık, o düşünürlerden böyle bir şey görmemiş olabilirsiniz; biz de siyaset literatürüne, bilimine böyle bir kavramı getirdik. Şimdi size düşen bunun üzerine çalışmaktır. Neticede Türkiye’de bu anlayış 14-15 yıldır hamdolsun iktidarda. Demek ki millet bu anlayışı kabullendi, beğendi. Milletimize en ideal hizmeti vermek için de büyük gayretler sarf ettik. Buna da devam edeceğiz. Şunu da söyleyeyim, eksiklerimiz yok mudur mutlaka vardır. Bu eksiklikleri görerek, gidererek, ülkemizi çok daha olumlu istikamette birlik beraberlik için de bir yere taşımamız lazım. Çünkü Türkiye üzerinde oyunların oynandığı bir ülkedir. Türkiye’nin kalkınmasını, güçlenmesini hazmedemeyenler dünyada çok fazla. Dolayısıyla bizim gerekirse her şeyden önce kendi göbeğimizi kendimiz kesebilmemiz lazım. Başka bunun çaresi yok. Gerektiğinde önleyici tedbirleri biz kendimiz alacağız. Kendimiz alamazsak bunlar bizim için her an sıkıntıdır. PYD-YPG’yi düşünün, bir bakıyorsunuz NATO’da beraber olduğumuz ülkeler bunlarla işbirliği yapıyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. NATO’da sizinle beraber olan biziz, terör örgütü beraber değil. “Ama YPG-PYD’nin Türkiye’ye zarar vermesini istemeyiz” diyorlar. Lafla olmuyor ki! Bu, PYD ile PKK arasındaki ilişkiyi tespit edememenizin alametidir. Tüm bunları, NATO zirvesinde de tabii ki A’den Z’ye gündeme getireceğiz, Bunları ABD ziyaretimde konuşacağız. Konuşmak durumundayız. Çünkü birbirimizi anlamaya mecburuz.

Şu Ortadoğu’da Türkiyesiz bir karar verilmesi düşünülemez. Eğer Türkiye’nin fikrine müracaat etmeden birileri karar alıyorsa, bunun bedelini aslında ağır ödüyorlar. Hem ekonomik olarak hem de insan kaybı olarak ödüyorlar. Bir de huzuru yok ediyorlar. Şu anda bölgede huzur var mı? Irak’ta var mı huzur? Yok. Suriye’de var mı? Yok. Geç Filistin’e, orada da yok. O anlayışla olmaz.

Bu nedenle süratle bunu halletmemiz gerekir. İşte Suriye sınırımız 911 kilometre, Irak sınırımız 350 kilometre. Öyleyse Türkiye ile ne yapabiliriz diye düşünmeleri gerekir; buna göre adım atmaları gerekir diye düşünüyorum.

NİHAİ GÖRÜŞME TRUMP İLE ARAMIZDA...

(Hakan Fidan, Hulusi Akar ve İbrahim Kalın’dan oluşan) Bir ön heyet sizin temaslarınızdan önce Amerika’ya gidip görüşmelere başladı. Beklentileriniz ne durumda? ABD’nin YPG’ye bakışı ve FETÖ’ye bakışı hakkında neler söyleyeceksiniz?

Arkadaşlarımızla ben bugün yarın görüşeceğim. O görüşmeler benim için nihai görüşmeler değildir. Nihai görüşme benim yapacağım görüşmelerdir. Bunlar ön görüşmeydi. Hangi ölçekte geçti, nasıl geçti vs. bunları dinledikten sonra, inşallah bizim sayın Donald Trump ile yapacağımız görüşmedir asıl belirleyici olan. Diğerleri bana göredir belirleyici değildir. Sayın Başkan ile yapılacak görüşmenin neticelere göre, adeta ben peşrev gibi görüyorum. Arkadaşları tabii ki dinleyeceğiz ancak bizim bizzat karar verici ile yapacağımız görüşmemiz belirleyici olacaktır.

CHP’NİN İŞİ KÜLLİYYEN YALAN!

CHP’de Muharrem İnce, Fikri Sağlar, Deniz Baykal, Selin Sayek Böke gibi isimlerin başını çektiği parti içi muhalefetin kazan kaldırması söz konusu. Kemal Kılıçdaroğlu’ndan, “Saray CHP’nin içini karıştırıyor” gibi bir açıklama geldi.

Orasının adı saray değil, külliye! Dedikleri, külliyen yalan. Bizim kendi işimiz gücümüz var. O işlerle ne yapacağız. Maalesef adresi yanlış göstermiş.

21 Mayıs’tan sonraki süreç nasıl gelişecek? Bakanlar değişecek mi?

Geçen de anlatmıştım, doğmamış çocuğa don biçilmez. Bir kere doğum gerçekleşsin inşallah. 21’inden sonra zaten her şeyimizi duyacaksınız, takip edeceksiniz. Başbakan olunca 100 günlük bir proje açıklamıştım. Şimdi inşallah yine kongrenin ardından da, tabii ki bir yol haritası açıklarız.

Adı 100 gün mü olacak?

(Gülerek cevap veriyor) Benzer... Yani 100 olmaz da belki 6 ay olur...

  • Mikail cayMikail cay6 ay önce
    Turkiye siz karar alan bedelini tabiki ağır öder bunda şüphe yok peki şunu soruyorum milletin vicdanında ağır bir yara açan topbasin damadini uyduruk bi şekilde tahliye edilmesine göz yuman ak parti ilk seçimde bedel odemezmi ALLAH şahit olsun ne ailemiz nede çevremizdeki insanlar bu tahliye sonrasi ak parti ye oy vermicez büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz