Türkiye’de tasarrufne durumda? (1)

07 Kasım 2017 Salı

Para herkes için gerekli. Ama parayı doğru kullanabilmek ya da değerlendirmek herkese nasip olmuyor.

İnsanlar kazançlarından elde ettikleri gelirlerini ya anında tüketiyor ya da tasarruf yapma alışkanlığı varsa bu yolda ilerliyor. Tasarruf yapmak için tabii ki öncelikle gelire ihtiyaç var, önce gelirimizi artırmalıyız ki, tasarruf yapabilelim. Devlet ve hane halkının tasarrufları her ne kadar ayrı ayrı değerlendirilse de sonuç aynı “Kazanan ülke oluyor.” Devlet, kanun yapıcıların ürettiği politikalarla ya da kamu kurum ve kuruluşların tasarrufuyla ülke ekonomisine ciddi destek verebilir. Aynı durum hane halkı için de geçerlidir. Hane halkı tasarruflarını yastık altında değil, kayıt içinde tutarsa o tasarruflar ülkenin alım gücünü artırır. Sonuç olarak her iki tarafın tasarrufu ülke ekonomisi için önem arz ediyor.

Tasarrufun iki türü var;

Finans piyasasında yapılan tasarruf: Bireysel emeklilik, borsa, fon, gayrimenkul sertifikaları vs bunlardan bazıları. Bireyler finans içi tasarrufları çok tercih etmiyor. Mesela; Yeni kalkınma planına göre geçen yıl hazırlanan raporlar her şeyi güzelce anlatıyor. Ancak denetim eksikliği ve bireyleri ikna etmede başarısız olunması işleri zorlaştırıyor.

Yastık altı tasarruf:

Bankaların mevduatında tutmadığımız evde, iş yerinde fiziki olarak biriktirdiğimiz döviz, TL ya da altınlar.

Tasarruf araştırmalarında “Yatırım araçlarına göre dağılım” şöyle:

Bireysel Emeklilik Fonları:                 %28

TL Vadeli Hesap:                                 %23

Yastık altı Altın ve Döviz:                   %22

Döviz Vadeli Hesap:                             %9

Bireysel emeklilikte devlet teşvikleri ağır bastığı için oranın yüksek olduğunu söyleyebiliriz.

%25 devlet desteği fonlardaki durumu güçlendiriyor.

Bu sonuçtan şunu çıkartabiliriz;

“Hükümetin doğru ekonomi politikaları tasarrufa doğrudan destek veriyor.”

TL’nin ya da dövizin vadeli hesapta kalmasının en önemli nedeni “Enflasyon ve yüksek faiz.”

Vatandaş uzun vadede TL’nin değer kaybettiğine inanmaya devam ediyor.

Bu finansal okur yazarlıkta ülkenin halen değişmediğine işaret!

Vatandaşa tasarruf sorulduğunda;

Yeterli Gelirim yok                              %75

Borçlarım var:                                      %11

Tasarruf yapmak istemiyorum:           %4

Başka yatırımlarım var:                        %3

Tasarrufa ihtiyacım yok:                      %3 şeklinde cevap vermişler.

Yukarıda belirttiğim gibi önceliğimiz gelirimizi artırmak, hedef ve istek olmalı.

Sonuçta iş bizde bitiyor...

2016 yılında tasarruf sahiplerinin oranı %16,7 iken 2017 yılında bu oran 13,8’e geriledi.

Bana göre daha aşağılardayız.

Çünkü konut alımları da tasarruf oranlarının içine dahil edildi.

Halbuki tasarruf ve yatırım ayrı ayrı katagoride değerlendirilmesi lazım.

Türkiye’de 2 trilyon TL tasarruf olduğu belirtiliyor, milli gelire oranla çok az olduğunu görüyoruz.

Bunu 2015 yılı rakamlarıyla şöyle destekleyebilirim:

Tasarruflar ve yatırımın milli gelire göre yüzdelik oranları şöyle:

Uzakdoğu/ Pasifik:       %4,4

Güney Asya:       %3,3

Türkiye:      %-4,9

Dünya geneli:       %1,5

Tablo net bir şekilde ortada…

Perşembe günü “Tasarruf” konusuna devam edeceğiz.

 

  • S.ŞahinS.Şahin10 gün önce
    Islam bey neden beni Twetterden engellediniz.size hakaret etmedim.sadece fikrimi acikladim.yakismadi size.tam 3 yildir takipcinizdim.hoş gorunuz boylemi.çok yadirgadim sizi.ben can dundari cok agir elestirdigim halde beni engellemedi.ama dava yoldasimiz engelledi.canin sagolsun