Zulümle payidar olunmaz

24 Aralık 2017 Pazar

Bu yazımda, İsrailoğullarının tutarsız ve aksiliklerinden dolayı başlarına gelmiş ve daha da gelecek felaketleri değerlendirmeye çalışacağım. İsrailoğullarının tarihi, isyan, kasvet, taşkınlık, sürgün ve zilletlerle doludur. Bunlar, daha Hazreti Yakub aleyhisselama derin acılar çektirerek kırk yıl ağlatmış ve kendi kardeşleri Hazreti Yusuf aleyhisselama görülmemiş içkence ederek işe başlamış azgın ve şirret bir kavim oldukları bilinmektedir.

Bunlar nice peygambere nice acılar çektirdiler ve nicelerini hunharca öldürdüler. Bunlar Hazreti Musa aleyhisselama yapmadık eziyet ve çektirmedik sıkıntı bırakmadılar. Hazreti Meryem’e bühtanda bulundular. Hazreti Musa aleyhisselam onları zilletten kurtarıp Mısır’dan çıkardı. Arz-ı mev’ûde götürürken oraya yerleşmiş savaşçı bir kavmin beldelerine yerleştiklerini duydular. Hazreti Musa aleyhisselam “gidip savaşacağız” dediği zaman onlar acayip bir direnme ile onu sıkıntıya soktular; “Sen git Rabbin ile onlarla savaş, savaşı kazanırsan, gel bize haber ver, biz burada seni oturarak beleyeceğiz” dediler. İşte İsrailoğulları böyle bir kavimdir. Bir zaman sonra bunlar Mezopotamya’da idiler. İsyan ve taşkınlıkları yüzünden oradan sürgün edildiler. İki bin yıl dünyanın çeşitli bölgelerine dağılarak sürgün hayatı yaşadılar. Bu zaman zarfında nice olay yaşadılar.

Bunlardan bir grubu, Portekiz’den sürgün edildi. Sultan Bayezid onları alıp payitaht İslambol’a yerleştirdi. Onlar beş yüz küsur yıldır bizim vatandaşımız olarak güvenle burada yaşadılar. Hâlâ onlardan birçoğu ülkemizde güvenle üretimlerini ve ticaretlerini sürdürerek aramızda yaşamaktadırlar. Ebette onlar müktesep haklarını kullanmaktadırlar.

Hepimizin Rabbi Allah Teâlâ’nın onlara gönderdiği Tevrat, bizim inandığımız kutsal kitaplardan biridir. Onların soylarından gelen peygamberlerin tamamına biz şüphesiz inanırız. 

Fakat bu ilâhî gazaba uğramış Yahudiler, bugün dünyanın en çok dehşet verici zulmünü Filistin’de savunmasız insanlara uygulamaktadırlar. On yaşlarındaki bir savunmasız Filistinli çocuğu elleriyle boğan bir asker çocuğu yere yatırıyor, bütün hıncı ile iki eliyle çocuğun boğazını sıkıyor. Çocuk son havliyle “Eşhedü enla ilahe illallah” derken şehadet parmağını kaldırdı ve bu şehadeti ile muhteşem mesaj verdi. Bu taptaze ve günahsız şehit, iki gerçeği bir daha dünyaya ilan etti. Bu iki gerçekten biri Filistin Müslümanlarındır, diğeri Yahudiler döktükleri kan içinde boğulup bir daha dağılıp gideceklerdir. İsrail askeri devletinin temsilcisidir. Onun temsil ettiği devlet de ehli kitap sayılmayacak kadar teröristtir. “On emir” maddelerinden biri haksız yere cana kıymayındır.” Daha nice nice alçakça ve zâlimce cinayetleri olan İsrail’in yeniden yıkılacağı Cenab-ı Hakk tarafından bildirilmektedir.

Biz, Kitap’ta İsrailoğullarına, “Yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve büyük bir üstünlük duygusuna kapılarak böbürleneceksiniz” diye hüküm verdik.

Onlardan birinci fesadınızın ceza vakti gelince kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı üzerinize musallat ederiz de onlar sizi yakalayıp öldürmek için evlerin aralarına girip araştırırlar. Bu, yapılması kesinleşmiş bir vaattir. (İsrâ: 17/ 4,6)

Bundan sonra Cenab-ı Hakk onlara tekrar güç, kuvvet ve galibiyet vereceğini hatırlatır, sonra yine onlara nüfus ve mal zenginliği vereceğini dile getirir. Sonra iyilik ettikleri takdirde kendi lehlerine olacağını ifade eder. Kötülük ederlerse, kendi aleyhlerine olacağını anlatır ve son taşkınlıklarında yine onların üzerine güçlü kullarını göndereceğini ve Yahudilerin yüzlerinin kötüleşerek zillete düştüklerinin belirtisi olduğunu bildirir. O güçlülerin “ilk kez girdikleri gibi yine Mescid’e, Kudüs’e girip ele geçirdiklerini mahvedeceklerini ihtar eder.

Demek ki Yahudilere ait ne varsa taş üstünde taş bırakmamak üzere her şeyleri yer ile yeksan olacaktır. Gittikçe dünyada yalnızlaşan gerek Amerika Birleşik Devletleri ve gerekse İsrail Devleti yaptıklarının karşılığını fazlasıyla bulacaklardır.

Her iki devlete ve yöneticilerine tavsiyemiz: Güçlülük psikozuna kapılmayın. Gelecek nesillerinizi risk altına atmayın. Sizin bugün yaptıklarınızın ceremesini çocuklarınıza miras bırakmayın. Hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmadı. Elbet sizin yanınıza da kalmayacaktır. Müslümanların intibaha gelmesi şarttır. 

Esselamu aleykum.

 

  • mhmtmhmt24 gün önce
    Ne oldum değil ne olacağım diyerek dosdoğru yolda yürümeye devam. Hak ve adaletten hangi koşulda olursa olsun ayrılmadan hayatı yaşamak, her şeye rağmen gücünün elverdiği oranda zulme direnmek insanlık görevimizdir. Bu dava için ölenler ŞEHİTTİR ve yeri CENNETTİR. Zulüm ile abad olanın, ahiri berbat olur. Adalet ile zulüm aynı yerde durmaz. Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Zulme Rıza Zulümdür. Kim ne yaparsa kendine yapar. HAKSIZ DAVADA ZİRVE OLMAKTANSA, HAKLI DAVADA ZERRE OLMAYI TERCİH EDERİM. (Prf. D. Necmettin Erbakan). Kanımız aksada zafer İSLAMIN OLACAKTIR. İslam için yaşayıp ölenlerden Allah razıdır. Allah yar ve yardımcımız olsun.