Zombi geliyoor 

22 Ekim 2017 Pazar

Su uyur düşman uyumaz”. Bu atasözünü ihdas edip bize miras olarak bırakan atalarımız gerçekten akıllı, uyanık, engin görüşlü mümin kıvamında büyük insanlarmış. Farkında mısınız? Geri kalmış ya da köleleştirilmeye tabi tutulmuş ülkelere Batının şer güçleri kısa, orta ve uzun vadeli projeler hazırlıyor ve başarı ile uyguluyorlar.

Özellikle Batının şer güçleri, Malazgirt zaferinden itibaren yüreklerinin derinliklerinde besledikleri kuyruk acısının etkilerini hissediyorlar. Yüzyıllarca acılarını dindirmek için yapmadık hokkabazlık bırakmadılar. Yalnızca on dokuz defa haçlı seferi düzenleyip, üzerimize geldiler. Aradıklarını bulamadılar. Yakamızdan da düşmediler. On dokuzuncu asra gelince İslam diyarına tefrika mikrobu ektiler. İslam âlemini paramparça ettiler. Yetmedi, yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi talan ettiler. Yetmedi. İslam ülkelerinde birçok kilit noktaya ajanlar yerleştirmeye çalıştılar. Hınçlarını alamadılar, aşırılıklarını terk etmediler.

Yirminci yüzyıl için hazırlıklar sürerken özellikle yine Batının şer güçleri bize ikramda bulundular ve hırpalanmış bünyemize milliyetçilik hapını yutturdular. İslam dünyası yeniden çalkalanmaya başladı. Çalkalandıkça yıpranmalar, sökülmeler ve çöküntüler birbirini kovaladı. “Devleti ebed ve müebbet” Osmanlı Devleti hazan mevsimine maruz kaldı. Sonunda devletimizi yıktırdılar, üstün değerlerimize saldırmaya başladılar. Yazı inkılabı ile bin yıllık tarihimizi bir gecede karanlıklara gömdüler. Bütün eğitim kurumlarımız kapatıldı. Bin yıllık değerlerimiz yer ile yeksan oldu. Nice değerimiz keenlem yekün oldu.

Hatta dine ve dinî değerlere yerli saldırılar yoğunlaştı. “Tevhidi Tedrisat” kanunu ile artçı sarsıntılar devam etti. İğrenç saldırılar zirve yaptı. Bu saldırılar güç kazandı ve sonunda; “Allah’ı da, sultanla birlikte tahtından indirdik” hezeyanlarına varıncaya kadar ilerledi. Bu hezeyanlar da hız kesmedi, milletin başına demokrasi diye bir tanrı diktiler. Ona payanda hazırladılar, adına laiklik dediler. Bunun uğruna nice abideleri yıktılar ve nice canlara kıydılar. Sonunda Milleti küstürdüler. Devletine küsmüş millet bin dokuz yüz elli yılında, bu haksız baskılara başkaldırdı, merhum Adnan Menderes’e gönül verdi. Harici ve dâhili şer güçler, yirmi yedi mayıs ihtilali sonunda onu idam sehpasında sallandırarak canına kıydılar.

Saldırılar bitmedi, rahmetli Turgut Özal, Muhsin Yazıcıoğlu, Eşref Bitlis ve daha nice değerlerimize suikast yaptılar, her defasında milleti kalbinden vurdular. Merhum Necmeddin Erbakan Hocanın iktidarından rahatsız oldular, hızla kalkınma hamlelerine engel oldular. Bilmem anlatabiliyor muyum? Şer güçler her fırsatta bizi yok etme projelerini uyguladılar. Nice şeytanlıkları devreye soktular. Bu milletin evlatlarını birbirine düşman kamplara böldüler. Birbirlerini öldürttüler. Bütün bunların netice vermediğini gördüler. Amma bu arada birçok yöntem uyguladılar. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bize süt tozu ikram ettiler. İçine ne katmışlardı, bilmiyoruz. Dahası darbe üstüne darbe yaptırdılar. Fetullah Gülen’i şişirdiler, milletin meclis binasını bombalattılar. İki yüz elli kişinin canına kıydılar. Nice insanımızın yuvasına ateş düşürdüler. Her darbeden sonra dimdik ayakta varlığını sürdüren milletimize yeni felaket projelerini uygulamaya kalkıştılar. Besin maddeleriyle hasta bir toplum oluşturup peşinden yine tahripkâr bir proje uygulayarak ilaç sanayisi ile bizi hasta bir toplum yapmaya yöneldiler. Birçok uyuşturucudan sonra gençliği çökertmek için bonzaiyi devreye soktular. 

Bonzai tahribatı, beklentilerine cevap vermedi. Çünkü kullanan genç insanlar zavallıca çöküp kaldılar. Sıkı durun, artık ZOMBİ GELİYOOR!!! Evet, bununla insanlarımızı birbirine yedirmeyi hedefliyorlar. Bu da maya tutmayınca daha beter projeleri hazırdır, siperde bekliyorlar. Bu haber benim görüşüm değildir. Rabbimizin bize uyarısıdır.

“Ey müminler! Kendinizden başkasını dost ve sırdaş edinmeyin. Onlar sizi şaşırtıp bozmakta kusur etmezler. Sıkıntıya düşmenizi çok arzu ederler. Size olan aşırı kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşıp ortaya çıkmıştır. Kalplerinin gizlediği düşmanlık daha da büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız size ayetlerimizi yeterince açıkladık.” (3/118)

Evet, yineliyor ve ısrarla tekrarlıyorum. Aileyi yeniden imar etmezsek daha bize çok hap yutturacaklar ve asimilasyona devam edecekler! Esselamu aleykum.

 

  • Kaygılı gençKaygılı genç26 gün önce
    Çok doğru dediniz İlhan bey bize yazık ki ne yazık. İslami değerlerin kuralların zerresinden haberi olmayan bir gençlik yetişiyor malesef ama sorsanız hepimiz Müslümanız Elhamdulillah peki yine sorsanız namaz var mı yok ya ben kılamıyorum ama Cumalara gidiyorum yani yanlış olmasın,Kur'an-ı kerim yok meali o da yok peki bi siyer felan o da yok ama ooo sorsanız taht oyunlarının tüm o koca koca kitapları bitirilmiş tüm cinayet ve aşk romanları kaçar kez okunmuş ama ne yazık ki iş dini bilgiye veya islami farzları yerine getirmeye gelince icraat koskocaman bir "0". Bi de ah o diziler filmler yok mu ( yerlisi yabancısı ) bitirdi bizi bitirdi reyting uğruna 3-5 kuruş daha fazla kazanmak uğruna koydular ekrana dekolteli tüm vücut hatlarını belli eden kıyafetler giyen dişiliğini mükemmel bir şekilde dışa vurmanın bir kadının en doğal hakkıymış gibi gösteren diziler filmler bakın şimdi sokaklara en büyük şehrinden en küçüğüne kadar malesef tüm şehirler artık bu halde yazık ki bize ne yazık çıkardılar ortaya moda diye bir şey vay neymiş güzel olmak için çekilen tüm çileler mübahmış giydirdiler genç kızlara daracık tüm vücut hatlarını belli eden kıyafetler açık saçık karşıdaki erkeği hem günaha sokan hem de nefsini kötü etkileyen kıyafetler şimdi bize başımızı eğip sokakta yürümek yeter mi ki sayın İlhan bey biz bu gözlerimiz kapalı mı yürüyelim sokaklarda yani yazık ki ne yazık benim gibi Türkiye'nin en küçük şehirlerinden birinde okuyan bir genç erkeğin sınıfındakiörtülü olmayan kızların çoğu bile o dizilerdeki oyunculardan aşağı kalmayacak şekilde sapkın bir şekilde giyiniyorsa söyleyin sayın İlhan bey büyük şehirlerdeki artık zinanın fuhuşun alkolün çok çok çok ama çok normalmiş hayatın bir parçasıymış olmazsa olmazıymış gibi sapkınlığın nirvanası düşüncelere sahip yerlerdeki genç erkekler nefislerini korumak isteyen bu erkekler ne yapsın . Yani demem o ki İlhan bey bizi bundan sonra ne kurtarır açıklığın,sapkınlığın,cinselliğin,zinanın,alkolün,uyuşturucunun bu kadar hafife alındığı bu kadar hayatın bir parçası hatta olmazsa olmazı görülmeye başlanan bu zamanlardan . Allah ( c.c) hepimizi daha kötü günlere gitmekten çok daha kötü yönlere ilerlemekten korusun yoksa sonumuz fena İlhan bey çok fena... Allah'a emanet olun.