Şehvetin çapkın yüzü

23 Temmuz 2017 Pazar

Şehvet, şiddetli istek demektir. Mantıksız, düzensiz ve kontrolsüz arzudur. Şehvet, istediği şeyi elde etme çırpınışıdır. Şehvet, arzuladığına kavuşma hususunda sürükleyici gizli güçtür. Kocasının yatağından çıkarıp kadını, başka erkeğe sürükleyen iğrenç şeytanî iradedir.  Erkeği, kocalık, babalık ve benzeri değerlerinden soyutlayıp yüzsüzleştiren fitne makinasıdır.

Meşru olmayan yani ilâhî iradeye uygun olmayan şehvetin tahribatı ve zararı sayılamayacak kadar çoktur. Aile trajedileri ve cinayetleri hakkında bilgilerini hatırlayanlar bunu çok iyi algılarlar. Aile katliamlarının ve kan davalarının temelinde kontrolsüz şehvet geniş bir yer almaktadır. Nice masum insanın kanını döken ve nice mali dengeleri sarsan yönetimsiz şehvet, sonsuz âleme de hüsranlar taşıyıcıdır. Ancak yönetimi dengeli olan şehvet, lezzetli nimettir. Dünya mutluluğunu gerçekleştirir, onurlu bir dünya hayatı yaşatır. 

Fakat bu büyük bir mücadele işidir ve ancak eğitimle gerçekleşir. Bu kapsamlı eğitimi ancak devlet gerçekleştirir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” mantığı ile eğitim yapılmalıdır. İnanç bütünlüğü çerçevesinde bu hizmet yürütülmediği takdirde toplum tümüyle huzursuz olmaktadır. Çünkü şehvet sıçrama yapar daha geniş alanları işgal eder. Şehvet yayıldıkça ve trendi yükseldikçe, insanlar âdeta çığırından çıkar. İşte her şeyde en net açıklamalarla insanlığa garantili kullanma kılavuzu olan Kur’an bunun da açıklamasını yapmaktadır.

İnsanlara, kadınlardan, oğullardan, kantarlarca altın ve gümüşten, alametli atlardan (bineklerden), hayvanlardan, ekinlerden olan şehvetler sevgisi süslü gösterilmiştir. Bu, dünya hayatının menfaatidir. Oysa güzel ve dönüp gidilecek yer, Allah katındadır. (Ali İmran: 3/14) Demek ki, kadın, evlat, tartılarca altın, gümüş, lüks binekler, hayvanlar, ekinler ve daha nice zenginlikler insanların kalplerini bozacak ve gözlerini kör edecek kadar şehvetler sevgisi olarak verilmektedir. Bunca servet, mal mülk ve para insanların kalplerinden iktisat sermayesini ve kanaat hazinesini söküp atmaktadır. 

Artık böylesi insanları, ne kadın, ne para, ne binek araçları, ne ekonomik imkânlar ve ne de diğer imkânlar durduramıyorsa konunun vahameti tahmin edilenden de korkunçtur. Kör olmuşçasına hiçbir hakikati görmeyen nice azgın zengin, karısının gözünü boyamak için lüks otomobille onu oyalayıp daha farklı şehvetler peşinde koşmanın yollarına giriyorlar. 

Böylesi dünyalık şehvet peşinde koşan büyük bir servet kadar rüşvet verip daha büyük ihaleleri takip ediyor. Nicesi büyük vaatlerle garibandan para topluyor, yıllarca kullanıyor ve sonunda illüzyonist manevralarla paraların üstüne yatıyor. İnşaat yaptırıyor, daire sayısından daha çok müşteriye daire satıyor. Kimisi devletten ihale alıyor, ihale karşılığında rüşvet olarak okul ya da cami yaptırıyor. Çok büyük kâr getireceği iş için kültür sarayı veya spor kompleksi ya da futbol stadı yaptırıyor. Bir marketi bin market yapıyor, doymuyor. Vergi kaçırmak için atraksiyonlar gırla gidiyor. Zengin Müslüman havasına bürünüyor zekât vermemek için düzenbazlık yapıyor. Hele iletişim alanında gaspçı terör örgütleri oluşturuyor, on liralık hizmet için birkaç katı ücret alıyor. Bunu aylık tuzak kuran çeteler hizmet verse de vermese de devleti kullanarak alacağını kat kat celp ediyor. Alın teri döken üreticiden elli kuruşa aldığı ürünü, tüketiciye on liraya satan aracılar, milleti resmen soyuyorlar.

Milletin ensesinde boza pişiren yerli ve yabancı para babaları bir gecede haddi hesabı olmayan kâr devşiriyorlar. Nakdi değerlerin birini yükseltiyor, diğerini düşürüyorlar, vurdukça vuruyorlar. Zengini şişirdikçe şişiren bir ekonomik düzen, devletine ömrünü verip hizmet etmiş emeklisini sefalete ve zillete mahkûm ediyor. Devletin fakir fukaradan topladığı vergilerden yüksek düzeyde maaş alan beceriksiz siyasetçiler ve bürokratlar yolları arşınlıyorlar, terörist yandaşlarına adaleti hayal ediyorlar. Yüzlerce seçilmiş insan bir celsede maaşlarını yükseltiyorlar, dipte köşede çaresiz kalmış emekli hakkında kılları kımıldamıyor. Yolların adalet arayıcı fatihi Kılıçdaroğlu ne haber? Aldığın maaşın adaletini düşün, emi? Her alanda etkileyici rol özelliği taşıyan şehvet, Müslümanların üzerinde durup yeniden köklü mücadele vermeleri ümidiyle! Esselamu aleykum.

 

  • YusufYusuf4 ay önce
    Allah razı olsun
  • mustafa hakkınkulumustafa hakkınkulu4 ay önce
    Fetocu 
  • mizanmizan4 ay önce
    Millet eskiden olduğu gibi gariban, fukara değil şimdi azizim. Fakat milletin gariban ve fukarası vardır hem de çoktur. Hükümet memurların ceplerini yahut banka hesaplarını dolgun maaşlarla doldurur, her ay ayrı bir özlük hakkı yüklenir.. Fakat çiftçi, küçük esnaf, serbest meslek erbabı ölsün, yok olsun umurunda değil kimsenin.. Asıl mevzudan buraya geldi lâkin millet eskisi gibi değil, biline..!
  • ayhandayhand4 ay önce
    Elinize sağlık, Allah razı olsun.
  • mhmtmhmt4 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Her şey apaçık bütün gerçekliğiyle ortada. Bu dünya imtihan sahası. Herkes geleceğine oynuyor ve farkında. Kimisi bile bile şehvetine oynarken kimisi de bilmeyüz ayakları yaparak saf ayaklarına yatıyor. Dosdoğru yaşamaya çalışan ise hep aldatılıyor, kandırılıyor, baktı olmuyor o da alışıyor. Alışmayıp dosdoğru kalabilen ise sömürüldükçe fakirliyor, dibe batıyor, etrafındakiler battığında ise yok oluyor. Zenginin yanında hep dalkavuklar ve yalakalar fırsatları kullanmak için fır dönüyor, kim kimi kandırabilirse.. Hakîkî yaşamak, nefsini öldürmekle, nefsinin arzularını, haram ve zararlı isteklerini yerine getirmemekle olur.İnsan nefsini feda etmekle insan olur.İsyanınız nefsinize, itaatiniz Rabbinize olsun.Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "(Ey Peygamber!) Mü'min erkeklere söyle: Gözlerini (kendilerine helal olmayan kadınlara ve avret yerlerine bakmaktan) sakınsınlar ve (zinâ, eşcinsellik ve avret yerlerini göstermek gibi Allah'ın haram kıldığı şeylerden) ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdârdır." (Nur Sûresi: 30). Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de Ali'ye -Allah ondan râzı olsun- şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Bir bakışın peşinden tekrar bakma (birinci bakışına ikinci bakışını ekleme)! Çünkü birinci bakış, senin hakkındır (kasıtlı olmadığı için birinci bakışında sana bir şey yoktur.) İkinci bakış ise, senin hakkın değildir (kendi isteğinle olduğu için ikinci bakışında sana günah vardır.)" (Ahmed, Ebu Dâvud, Tirmizî ve Dârimî rivâyet etmişler). Nefse günahlardan kaçmak, ibadet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçmak daha sevaptır. Nefsine dizgin vur ve bin, aksi halde o sana yüklenir. HAK İLE BATIL SAVAŞINDAYIZ. Batıl çıkmaz sokaktır. TERCİHİMİZ GELECEKTEKİ YERİMİZİ VERECEKTİR. İnşallah CENNETİ tercih ederek yaşayan, yaşamak için mücadele eden kullardan oluruz. Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • Fatih EmlakFatih Emlak4 ay önce
    Gerçekten çok güzel yazı hocam
  • Eser ertungaEser ertunga4 ay önce
    Bu yazinin sonuna durup dururken Kilicdaroglunu sokusturmak nasil bir ruh halidir bu nasil bir kindir bir insan olarak anlamak da zorlaniyorum
  • Muhammedin ümmetiMuhammedin ümmeti4 ay önce
    Bizim müslümanlar aç hocam. Herleye aç. Şehveti o yüzden
  • Mehmet PerkMehmet Perk4 ay önce
    Güzel kalem ama sanki son paragraf bu yazıyı kaleme alan şahsın emeklimaaşından memnun olmadığı için yazdığı bunada her şeyi siyasetten dine herşeyi eklediği gözüküyor direk emekli maaşım az desiydi ya
  • Fatih EMLİKFatih EMLİK4 ay önce
    Hocam bizim milletimiz savaşla abad olur.savaştan beslenirdik şimdiyse savaşsız kalınca kadın şehvet para makam gibi yanlış adreslerde gezer olduk.kendimize bir nebze olsun 15 temmuzla geldik HAMDOLSUN.
Daha fazla yorum göster (1/10)