THY - İmaj

Şehvet yönetiminin muhasebesi

30 Temmuz 2017 Pazar

İnsanın varlık sahnesine çıkışından itibaren zamanımıza kadar hayat süregelmiştir. Bizim zamanımızdan kıyamete kadar geçecek süreçte kesintisiz devam edecektir. İnsanların kurguladıkları tarihte ve tarih ötesi âlemde, bilinmezler yoğunluğu süregelmiştir. Her şey sonsuza yürüyüşünü sürdürüyor. Hayat, nice karmaşa arasında akışını islim kesmeden devam ettiriyor. Evrensel düzen, akla durgunluk verecek işleyişi ile vadesini doldurmak üzere hedeften sapmadan seyrine devam ediyor. Bu hakikatler hakkında kapsamlı ve yeterli bilgi sahibi olmasalar da böyle bir evren içinde varlıklarını sürdürüyorlar. 

Ancak bilmeleri gereken yaptıkları yanlışlar yüzünden sorgulanma gerçeğidir. Çünkü hiç olmadığı halde var oluyor, nice merhalelerden geçiyor sonra başta akıl gibi bir nimet ile mükemmel bir insan oluyor. Sonra bir nefes değişikliği ile güzergâhında neler olduğunu bilmediği sonsuz denen bir yolculuk yolcusu oluyor.

Edindiği bilgilerin doğru veya yanlış olduğunu tedkik etmiyor. Bu sorgulama aklının gereği olduğunu düşünmeden ve hazırlık yapmadan yola çıkıyor. Bu alanda sıkıntı çeken insan işlediklerinin hesabını yapmadığı için belirsizlikler arasında bocalayarak sonsuz sürecek yolculuğa çıkmış oluyor. Hayatın belirsizlikleri arasında bunalan insan aklını kullanamadığı için onda evrensel mantık tökezliyor. Bu sebepten dolayı insanlar kabulleri yüzünden çoğu zaman ters ve farklı kimliklere bürünüyorlar. Sosyolojik, ideolojik ve itikadî zıtlaşma ile bilgilenmeden saplantıları doğrultusunda yanlışlıklara kapılıyorlar.

Genellikle insanlar “ukalalık” yapmaları yani aklı aslına göre kullanmamaları yüzünden kendi ezberlerini kutsuyorlar. İşte tam burada farkına varmadıkları halde şeytanın peşine takılıyorlar. Şeytan ise insanları, Allah Teâlâ’ya ve O’nun şaşmaz kanunlarına karşı çıkmaya zorlar. Küfür düzeyinde günahlardan biri olan zina suçunu işleten şeytan, insanı çığırından çıkartıp kışkırtıyor. Yaratan Allah Teâlâ’nın vereceği cezayı bile düşündürmeyecek kadar gaflete sürüklüyor. Allah Teâlâ, nefsini kontrol edemeyip geri dönüşü ve telafisi mümkün olmayacak cürüm ve kabahatleri işleyen insanları uyarıyor. Bu vesile ile şehvet kontrolü özürlüleri hakkında derûnî bir ifade kullanıyor.

Zina eden kadının ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun; Allah’a ve ahiret gününe inananlar iseniz Allah’ın cezasını uygulamada sizi, onlara karşı acıma duygusu tutup cezayı engellemesin. Müminlerden bir grup da onlara yapılan azaba şahit olsun. (Nur: 24/2) Ezel ve ebed olan Allah Teâlâ, insanlar için vazettiği şeriatında şehvet yönetimini rızası doğrultusunda yapmayanlar hakkında müeyyidesini koymuş ve zina eden kadının ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun; hükmünü vermiştir. Aslında bu hükmün bekârlar hakkında olduğu ve evli kadın ve erkek hakkında recim uygulandığı hakkında deliller vardır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme gelen bir zat, zina yaptığını söyleyerek temizlenmesini ister. Bazı testlerden sonra bu zat recmedilir. Bundan sonra bir kadın gelerek temizlenmesini ister. Buna da testler uygulanacağını anlayınca, kadın “görüyorum ki, Ya Resûlellah, bana da suç ortağıma uyguladığın koruma yöntemini uygulamak istiyorsun” der ve mesele rivayetlerde olduğu gibi cereyan eder. 

Tabii insan kendine kopyalanan virüslü bilgiler yüzünden idama, kısasa, recme ve benzeri şer’i müeyyidelere karşı koymaya kalkışır. Fakat bu kişilere çözüm önerisi teklif edildiğinde gevelemeye yönelirler. Katliam gibi aile cinayetleri karşısında dut yemiş bülbüle dönerler. Yüzlerce bîgünah insanı hunharca öldüren kanlı kâtiller hak sahibi olacaklar, fakat hunharca öldürülen günahsız insan hesabı sorulmayacaktır! Ne ilginçtir ki, insanlar, hiçbir faydası olmayan şeytana uyarlar, fakat her şeyi yaratan ve insanın emrine veren Allah Teâlâ’ya itaat etmekte tıkanır ve ebedî geleceğini riske ederler! İnsan adına hiçbir yararı olmayan şeytana uyan fakat sayısız nimetler veren Allah Teâlâ’ya ve kanunlarına aykırı yaşayan insanın sorgulama yapması görevi değil mi? 

Biz ona hidâyet yolunu gösterdik, isteyen şükredici mümin, isteyen inkârcı kâfir olsun.”! Esselamu aleykum.

 

YORUM YAZ