Şehvet yönetimi (2)

25 Haziran 2017 Pazar

Ş

ehvet yönetimi kavramı, bazı insanlar tarafından yadırganabilir. Çok önemli bir konu olduğunu en iyi bilen Yaratan Rabbimiz, konu hakkında açıklamalar yapmaktadır. Yaratan ve yöneten kudret; insanı, dişi ve erkek olarak çift yarattığını bildirir ve hikmetlerini dile getirir.

Rabbimiz konuyu şöyle dile getirir; O’nun ayetlerinden biri de, “Size nefislerinizden, sakinleşeceğiniz eşler yaratması ve aranıza aşk ve merhamet duyguları yerleştirmesidir. Şüphesiz bunda, düşünebilen kavim için ibretler vardır” (Rum 30/21). Ayette insan neslinin töremesini ve devamını sağlayacak üç sağlam payanda konulduğu bildirilmektedir. Bu üç sağlam payanda aynı zamanda ailenin temel öğeleridir. Adı geçen temel ögelerin birincisi, aile, dolayısı ile toplum huzurunu sağlayan sükûnettir. İkincisi, dostluk duygularını zirveleştiren ve tam kapasite çalıştıran aşktır. Üçüncüsü ise bunları organize ederek her olay ve her davranışı tatlıya bağlayan merhamettir. Her alanda hayatî değer olan bu üç madde öncelikle kişiyi olgunlaştırır. Aile yönetimini garanti eder, insanı bencillikten arındırıp diğerkâm yapar. Toplumun birlik ve bütünlüğüne yön verir ve mutlu topluma yöneltir.

Ayetteki sakinleşme şehvet nimetinin verdiği rahatlamadır, durulmadır ve olgunlaşarak kendini bulma olayıdır. Kadın-erkek arasında olması gereken güven olgusunun mükemmelleşmesidir. Bu sayede artık kadın erkeğini, erkek de kadınını vazgeçilmez ve ötelenmez değerler bütünlüğü çerçevesinde kabul eder ve problem üretmezler. Müslüman olduğunu iddia eden bir toplum, Kur’an’ın yalnızca bu üç maddesini uygulayacak olsa dünya yeniden edep ve hayâ iklimi ile buluşma nimetine kavuşacaktır. Hayâsız bir hayat, imansız bir anlayış cehennemî bir yaşayıştır. Böylesi önemli bir nimeti yönetmek ve kuralları çerçevesinde sürdürmek, insan için hayatî bir görevdir ve soyunun devamı için önemli bir uygulamadır. Bu değişmez gerçeğe rağmen bugün zihniyet değişti ve insanın aleyhinde gelişmeye başladı. Özellikle gençliğe kurulan şeytani tuzaklar aldatıcı fikirler üretti.

Genelde daha evlenme çağına giren gençler, beraber yaşayacağı eş adayını kendi seçmeye yelteniyor. Bu anlayış çok yayıldı. Bu anlayışla gençlere en önemli rehber olan ebeveyn devre dışı kaldı. Genç, güya eş adayını seçer. Birbirlerini daha iyi tanımak için gezer tozarlar. “Haram helal” düşünmez ya da düşünemeden bu yaşayışa kapılırlar. Artık “uzlet halvet” akıllarına gelmez bir halde evliymişler gibi yaşarlar. Bunlar evlenebilirlerse nikâhtan bir zaman sonra soluklarını, boşanmak için adliye kapısında alırlar. Ya da arada bir gayrimeşru çocuk peydahlanırlar. Sonra anlaşamazlar, bu durumu telafi etmek için şeytanca çarelere başvururlar. O günahsız yavrunun geleceğini karartırlar. Bu arada, kendilerine olan güvenleri kaybolur.

Sonra, sonrası “anacığım veya babacığım beni kurtarın” vaveylası başlar ve yayılır. Artık tatsızlıklar, problemler artış trendine girer. Özgürce kendi beğenisi ile seçtiği eşini yerden yere vurur. İnsaf ve adalet ilkeleri tamamen silinir. Ağır ithamlar aileler arasında uçuşmaya başlar. Bazen hızını alamayan taraftarlar meseleyi silahla çözmeye yeltenirler. Bunun sonucunda ölü ve yaralılar haberlere konu olur. Evet, geride bir nevi kokuşmuş felaket harabeleri kalır. Artık nesiller boyu düşmanlıklar işin cabası olarak sürer gider! Oysa gençlik toplumun güçlü potansiyelidir ve kapsamlı değerler birikimidir. Günümüz gençliği yüksek ideallerle yetiştirilmelidir. Gençler geleceğin umudu olmalıdırlar. Üstün değerlerimiz ve ülkemiz iyi yetişmiş genç nesiller sayesinde gelişecek ve mutluluğa namzet olacaklar.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, şehvet yönetiminin temel öğelerinden ikisini dile getirir. Baş ve orta parmaklarını uzatarak “Hayâ ile iman birbirine böyle yakındırlar. Biri kaldırılıp giderse diğeri de kaybolup gider.” Demek ki, hayâ yani utanma duygusu olmayanların şehvet yönetimini başarmaları mümkün görülmemektedir. Cenab-ı Hak bunu çarpıcı bir ifade ile açıklamaktadır: “Allah, sizin tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine uyanlar, sizi doğru yoldan büyük bir meyil ile büyük sapıklığa sürüklemek isterler”(Nisa: 4/27). Farkında mısınız? Şer güçlerin sürekli olarak bireysel özgürlüğü savunmalarının arka planlarında neler varmış? Ya Müslümanların şehvet yönetimi planlarında neler olmalıdır? Esselamu aleykum.