Mukayese ve muhasebe

06 Ağustos 2017 Pazar

M

üminin ferasetinden çekininiz. Çünkü o her şeye Allah’ın nuru ile bakar.” Ciddi uyarıda bulunan bu ifade, âlemlere rahmet olarak gönderilen Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e aittir. Mümin feraseti olmayan bakışlarda her zaman kusur ve nedamet vardır. Bu gerçek, bilindiği ve yaşandığı gibi İslam âlemini sarmıştır ve amansız kansere dönüşmüştür.

Bugün İslam dünyasının tamamında Müslümanlar tutarsızlıkları yüzünden zarardadır ve nedametle dolu bir hayata mahkûmdurlar. Genellikle İslam’ı savunan sözcüler, İslam’ın ilim dini, tevhit dini, uhuvvet dini ve cihat dini olduğunu savunurlar. Bunun arka planına bakınca, buna razı olanına rastlamanın hayal olduğu görülür. İslam adına yapılan çalışmaların panoramasını inceleyince görülen gerçek, saltanat endişesinin hortlak yüzü ile karşı karşıya gelindiği görülür. Yurtiçinde ve yurtdışında verilen hizmetlerde genellikle tarikatlar,  vakıflar ya da benzeri kuruluşlar ön plandadırlar. Bunun en çarpıcı olanı fetö örneğidir. Bu örgütte İslam’ın ilmi yönü, tevhid esası, kardeşlik ilkesi ve cihat ruhu işlendi.

 Asrın fitnesini zirveye çıkaran ve şer güçlerle işbirliği yaparak Türkiye’yi çökertip Kâinat imamlığını ağababalarının emrinde kullanma şerefine ermeyi tasarlayan Fetullah Gülen, Hasan Sabbah’ı solladı. Memleketin sosyal dengesini lehine çevirme uğruna ekonomik ve siyasî hayatını felç etmeye kalkıştığı zaman dikkat çekiyordu. Fetullah Gülen yıldızı parlamaya başladığı tarihlerde anormalleşti, aşırılaştı ve dengesiz zikzaklar çizmeye yöneldi. İnsanları bilgi alaborasına çekiyor, İslamî meseleleri çok yüksek dozda işliyor, kürsüleri titretiyor, ağlıyor ve dinleyenleri ağlatıyordu. Çeşitli çevrelerin ilgisini çekiyordu.

Bu fotoğrafı o gün de Müslümanların görmesi gerekiyordu. Hatta dinler arası diyaloğu saçmalaması gibi bir kamuflaj ile Papa’nın önünde secde yaparcasına tazimde bulunup, bunun karşısında nice Müslümana ve içlerinde ahlâk ile teknolojik kalkınmayı beraber yürütüp gerçekleştirme kahramanı Necmeddin Erbakan Hocaya ateş püskürüyordu. İşte tâ o zaman Müslümanlar, “mümin ferasetini” gösteremediler. Mücadele hayatında zikzaklar çizmeyen Mahmud Hoca Efendiye elini uzatmak istemeyen Fetullah Gülen’i o gün Müslümanlar eleştirel gözle görmeliydiler. Görme basiretini kullanmadılar.

Genelde birçoğu onu kurtarıcı görüyordu. Hele “olimpiyat yarışlarında ülkede yer yerinden oynuyordu. Özel okul ve benzeri alanlarda hizmet teklif edilen birçok Müslüman; “Hoca Efendi bu işi çok iyi yürütüyor” gerekçesi ile teklifleri ciddiye almıyorlardı. Böyle bir şeye girmek istemediler. Bu yüzden de bunun faturasını ağır bedel vererek ödediler. 

Bugün ise bunun farklı versiyonları da boş durmuyor ve güya İslam’ı anlatmak ve yaymak için çeşitli alan ve ülkede mücadelelerini sürdürüyorlar. Mesela Afrika’ya hizmet için gidenlerin kimi, “efendi hazretlerinin kitaplarını” dağıtır, tanıtım yapar. Kimi, su kuyusu açar tabelasını asar, tanıtım yapar. Kimi, oralarda yaptığı hizmetlerden yerel parsel edinme yoluna girer. Amma bunların hiçbirinde, İslam’ın temel Kitabı Kur’an’ın gerçekleri ile uzak yakın ilgilenme emareleri görülmez. Kur’an hakikatleri hatırlatıldığı zaman kabul edilmez, “ayrılık azaptır” desen tarafına bakılmaz bir pozisyon sahnelenip durmaktadır. 

Aynı trajediye devamda fayda uman nice tam siper uzmanları Kadiri Mutlak Allah Teâlâ’nın sistemi dışında bir din edinme hevesi ile yaşıyorlar. Bunun, kursaklarında neşvü neva bulduğu bilinmektedir. Muhtemelen endişe verici bazı gelişmelerden rahatsız olan bazı Müslüman, fetö örneğini andıracak çalışmaların ayak seslerini duyduklarını dile getiriyorlar.

Oysa Kâinatın yaratılışını, içindekilerin düzenini, insanın yaratılışını mukayese etmek ve beşerî olaylara yansıtarak muhasebe yapmak gerekiyor. Hayat kılavuzumuz Kur’an her alanda özellikle müminlere yol göstermektedir. Kur’an her alandan insanların her işini kıvamında ayarlar. Müslümanların ilâhî hükümleri kabul etmeleri yorumsuz olma zorundadır. Müslümanlar ihtilaflarını Kur’an ile çözüme kavuşturmuyorlarsa,  İslam dışı bir hayata kaydıklarını kabul etmek ve yeniden Kur’an’a dönüş mücadelesi vermek şart olduğu gerçeği ile yüzleşmek gerekiyor demektir. Nimet elden çıktıktan sonra “ah vah” fayda vermiyor!

Neden mukayese ve muhasebe yapılmaz? 

Esselamu aleykum.  

 

  • M.palamutM.palamut3 ay önce
    Feto gibi nice örgütler var.Muslumanlar olarak cok fıkıh okumak yani islam hukuku bilmek lazım ki munafiklarla gerçek müminler ayırdedelimSadece fırsat bel bağlamak insanları tanımak için yeterli değil. Zan ettiğiniz bir meselede yanilabilirsiniz.Halbuki şeriat zann ile değil yakın bir bilgi ile hasıl olur.
  • SelamiSelami3 ay önce
    Anlamadım tekrar okuyorum hocam.
  • Fatih EMLİKFatih EMLİK3 ay önce
    Ümmi halk olarak bendeniz kızımı lainlerin dersanelerine verirken 150 kiloluk müdürleriyle pazarlık yaparken okadar israr etmeme ve durumum yok dememe rağmen bir 100 tl indirim yaptıramadım.kurtarmaz imiş.ozamandan beri bu mendeburlardan hoşlanmam.üstlerimizin bunu bu kadar geç görmeleride bir handikap.
  • mhmtmhmt3 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Neden mukayese ve muhasebe yapılmaz? Yaparsak gerçekleri görecek, yanlış yapmaktan kurtulacağız. İşimize gelmiyor. Asıl neden bu. Başka nedenlerdenvar. Bizler hazıra konduk. Hiç terlemeden , zorluk çekmeden atalarımızın dini üzerinden dini yaşamaya başladık. Okuyarak öğrendiklerimiz de masal gibi geliyor. Ah vah diyor, hey gidi günler diyoruz ama idrak edemiyoruz. Allah var gam yok diyoruz. Şeytanlarımız bizleri yok edecek olursa bizleri Allah korur diyoruz, evliyalarımız, şehitlerimiz bizi korur, onların yüzü suyu hürmetine binlerce düşmanlarımız üzerimize var güçleriyle gelmelerine rağmen bizleri yok edemiyorlar diyerek nedeni bu diyoruz ve buna inanıyoruz. Kendimize gelmemiz bıçak kemiğe dayandığı da oluyor.Devirde değişti. Teknoloji sayesinde herkes en doğruyu bildiğini sanıyor ve dini kendine göre yorumlayıp uyguluyor. Bu ise düşmanlarımızın yani şeytanların istediği böl parçala yoket ve yönet oyununa gelmemizi sağlıyor. Her tarafta ahlaki çöküntü ve güvensizliği artırıyor, birlik beraberliği zorlaştırıyor. Kapitalist anlayışı yayarken Müslümanın Müslümana soğumasına ve düşman olmasına yol açıyor. Demogoji artıyor ve ameller niyetlerle göre diye diye İslam'dan, İslami yaşayışlardan uzaklaşıyoruz. Kolayından yaşamayı tercih ediyoruz. Helal mi haram mı sorgulayamıyoruz. Çünkü günü kurtarmanın yolunu arıyoruz. Birbirimizle dünyalık yarışına giriyoruz. Şeytan dünyaya tapmamızı sağlıyor. BALIK BAŞTAN KOKAR, AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR, boşuna söylenmemiş. İdrak edemiyor veya ettirilmek istenmiyor, başını kaldırıp dosdoğru olmana fırsat verilmiyor, anlat anlat bitmiyor hocam. Her şey ortada. Yanlışlardan dönülmezse çıktığımız raya teker girilemezse sürekli olduğumuz yerde döner dururuz, durursak bunlara da şükür denebilir. Çünkü böyle devam ederse gaflet uykusundan uyanmaz, uyandırılmazsak belki de ALLAH KORUSUN FİLİSTİNİN BAŞINA GELENLER BİZLERİNDE BAŞINA GELEBİLİR. 1948 de sömürge olarak zorla kurulan bir avuç yahudi, azınlıkta iken, şimdi günümüzde çoğunluğa ulaşıp HEM FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZE HEMDE MESCİDİ AKSAMIZA ZULÜM ÜSTÜNE ZULÜM yapmaktalar. Müslümanlar gaflet uykusundan uyanmazsa ümmet olarakta zulüm görmeye devam edeceğiz. Benim niyetim iyi denilerek bencil olarak yaşama, birlik beraberlikten uzak yaşama yok olmanın yolunu açar. Şeytanın hileleri ve ve oyunlarına geliriz. İman güçlendirilmelidir. Millet kenetlendirilmelidir. Kaynaşma sağlanmalıdır. Adımız gibi yaşama ile kardeşlik sağlanmalıdır. Yani değerlerimiz yaşatılmalıdır. Dosdoğru yaşamanın uygulaması devletle birlikte olursa düzelme hızlanır. Bulanık su da balık avlamaya benzer uygulamalar yapıyoruz, neden düzelme olmuyor diyoruz. Yamuk işlerle doğru uygulamalar yapılır mı? Zemin çürük ise yapılan bina sağlam olur mu? Bataklıklar varken düzelmeler olur mu? Faize devam, kumara çeşitli kılıflarla devam, yalana dolana üç kağıtçılığa devam, fuhşiyatın her türlüsünün yayılmasına modernlik adıyla kanalizasyonlarızla çanak tutarak devam,. ..... saymakla bitmiyor yanlış üstüne yanlışa devam. Arkasından neden, neden, neden, ... diyoruz. İşimiz zor hocam. Yılmak yok, kaplumbağa gibide olsak mücadeleye devam. Hiç olmazsa Allah rızası için yaşamış olacağız. Durmak yok yola devam. Allah yar ve yardımcımız olsun.