Köksüz eğitimin verimi olmaz 

01 Ekim 2017 Pazar

Konuyu aydınlatmak için ilkokul birinci sınıfa başladığım zamanın eğitim kalitesini anlatmak istedim. O zaman biz kökleri koparılarak kıraç bir toprağa dikilen bir ağaç fidanı gibiydik. İlkokula başladığımız zaman bizim önümüze “okuma kitabı” diye bir kitap koydular. Evet, kitabın adı “OKUMA” idi. Bu, bize neyi anlatıyordu, hâlâ düşünürüm.

Kitabın ilk derslerinde hem de daha ilk cümlelerinde, “uyu uyu yat uyu” telkini yapılıyordu. İkinci derste ise, “uçtu uçtu kuş uçtu, uçtu uçtu dedem uçtu” gibi saçmalıklar vardı. Bu, genç insan zihnindeki değerlerin köklerini daha da kurutuyordu. Bunlar daha okumaya başlayan altı yedi yaşlarda ki genç insanın zihnine enjekte ediliyordu. Böyle köksüz ve ruhsuz bir eğitim insana ne verebilirdi? Ancak onları belirsiz bir istikamete sürüklerdi!

Evet, o eğitim çarkından geçen insanların kimi saldırgan dinsiz, kimi mana yoksunu komünist, kimi şaşkın ateist, kimi kahraman bozuntusu faşist, kimi renksiz ve bilinçsiz Müslüman olarak yetişti. Bu yetmezmiş gibi bir de bu kokuşmuş toplulukları birbirlerine karşı bilediler, düşman kamplara böldüler. Kuş gibi uçurulan dedesinin, yani onunla beraber koparılan manevi köklerinin ve değerleri ile uçurulup kaybedilen gelecek umutlarının harabesi altında kalan gençlik molozlar yığını gibi değerler yoksunu oldular.

Aksine onların gönül diyarlarında çok köklü değerleri vardı. Toplumun dayandığı temel değerleri bir bir çekilip alınmış ve yıkılan mevcut medeniyetin harabeleri üzerine yeni bir eğitim sistemi kurulmak istenmişti. Eğitim adına verecekleri hiçbir değerleri olmadığı için “uyu uyu yat uyu” telkini ile ucube bir eğitim sistemi kurma gayretkeşliği güdüyorlardı. Bu yapılanlar elbette yanlıştı. İmansız, fikirsiz, iradesiz ve şuursuz kalabalıkları yönetmek daha kolay olacaktı. Moloz bir toplum ve kitapsız bir ümmet yetiştirilip şerre alet edilecekti.

Allah Teâlâ ise Müslümanları öyle anlatmıyordu. O, Resulünü ideal sistem ve hak din ile dinini diğer dinlere üstün kılmak için gönderendir. Buna şahit olarak Allah yeter. Muhammed Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, kâfirlere karşı kesin dirençli, birbirlerine karşı çok merhametlidirler. Onların, rükû’ ve secde ederek Allah’ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secde izinden nişanları vardır... (Fetih: 48/28, 29)

Fetih suresinin son iki ayetinde verilen mükemmel ilkelere bakınca Müslümanlar için temel değerler ortaya çıkar. Özellikle toplum homojen bir toplum olmalıdır. Hedefini tesbit etmiş ve geleceğine sadakatle sarılmış olmalıdır. Sistem gerçek ve ideal nitelikte olmalıdır. Toplum bireyleri, ayrılık marazlarından arınıp tevhit sisteminde bütünleşmelidir. Eğitimde adalet sağlanmalı, merhamet geniş alanlara yayılmalıdır. Gönüllüler kenetlenmeli ayrılmaz bütün olmanın bilincini yaşamalıdırlar. Gerçekleştirecekleri eğitim ilkeler boyutunda kitleleri toparlayıp bütünleştirmelidir. Müfredat, verime yönelik olmalı, kökleri koparılmamalıdır.

Aslında bu ve benzeri görevleri üslenip layıkı ile yapacak çok kapsamlı ve mutlaka olması gerekli bir kurumumuz vardır. Bu kurum tüm İslam âlemini ilgilendiren bir kurumdur. Tefrika girdabında alabora olan Müslümanlar canhıraş haliyle toparlanmalı ve bu kurumu yeniden kurmalıdırlar. Bunu hayal zannedenler olabilir. Amma bu hayal değil, gerçektir.

Bu kurumun kurulmasını mülkün ve hükmün sahibi Allah Teâlâ bütün Müslümanlara emretmekte ve toptan sorumlu tutarak bizzat görevin ifasını istemektedir. Ancak son zamanlarda bu hükmü telkin eden ayeti, Müslümanlar ciddiye alma sıkıntısı çektiler. Ya da görmemiş havası ile okudu ve geçiştirme taktiği güttüler. Her hayrın tesbitini, plan ve programını yapacak, gündeme alıp gerçekleştirecek ve İslam toplumlarını, en başta eğitim ve benzeri faaliyetlerde güçlendirecek, şuurlandırıp uygulama yapacaktır. Devlet yönetimine bile bu kurum kaynak olup ışık tutacaktır. Toplumda her tür çöküşü önleyecek ve verimi yükseltip mutlu ve güvenli bir ortam hazırlayacaktır. Allah Teâlâ’nın emri budur, başka yol yoktur.

Sizden, insanları her tür hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten meneden bir topluluk lider karo bulunsun. İşte onlar, felaha erenlerdir. (Âli İmran: 3/ 104) Bu emir yerine getirilmedikçe kimlerin neler yaptığını görmeye devam edeceğiz, demektir! Amma bizim ümidimiz, yalnızca Rabbimizdir. Esselamu aleykum. 

 

  • HanifHanif1 ay önce
    Derdiniz ideoloji yaymaksa, davanızı yüceltmekse nal toplamaya devam edersiniz.... Akıldan ve bilimden uzaklaşanların hali Kelamullah-Yunus suresinde zikredilmiştir....