Kapkara bulutlar!  

08 Ekim 2017 Pazar

Bugün İslam dünyası sekerât halini yaşıyor. Bu acı gerçek mana âlemimizi çöl iklimine çevirdi. Aile bireyleri arasını çürük ipliklerle tutturma hamakatı, önemsendi. Genelde gençlerin tutunacak dalları kalmadı. Beslenmede haram helal birbirine karıştı. Hakkı batılı ayırt edecek öncülerimiz görünmez oldu. Eğitim vesayet illetinden arınamadı. Çağımızın beyaz inkılabı; Kur’an’ın seçmeli ders olarak konmasına rağmen hakkına riayet edilmedi.

Çünkü bu dersi liyakatle verecek kalitede öğretmen yetiştirilmedi. Elbette bunun birçok sebebi vardır. Türkiye’de on yedi milyon gencecik insanın eğitim sorumluluğu büyük ve önemli meseledir. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı kendi kurumunda öğretmenlik yaptıracak elemanı yetiştirme yetkisine sahip değildir. Fason sipariş sistemi ile yetiştirilip pedagojik formasyon kazanmadan gençlerin karşısına çıkan tecrübesiz genç insan genelde dersinde bocalamaktadır. Bu bocalamadan dolayı ters yansımalar oluşuyor ve maksat hâsıl olmuyor. Bu yüzden hoca-talebe arasında gönül bağı kurulamıyor, sevgi, etkisini gösteremediği için iletişim sağlanamıyor. Bundan dolayı da talim ve terbiye maya tutmuyor

Yine fason sistemi ile imal edilip imamlık gibi bir göreve tayin edilen hayat mektebinde eğitilmemiş genç ve acemi insan imamlık görevine getiriliyor, bu genç, makamı dolduramıyor. Tabii fason imam görevinin bilincine eremeden görevden ayrılıyor. Evet, yüz binden fazla camide görev yapan ve yapacak olan milyonlarca insana dini vecibelerini yaptıracak imamı yetiştirme yetkisi olmayan Diyanet İşleri Başkanlığı davasına uygun eleman yetiştiremiyor. Mektep ve mabedin atar damarları fonksiyonlarını müştereken icra edemiyorlar. Hizmet boşluğu gittikçe açılarak genişliyor, manevi bağlar harap oluyor.

Bu açığı kapatmak için izdivaç programları devreye giriyor, iğrençlikleri yüzünden kaldırılıyorlar. Sonra konulan programlar, âdeta lavlar püskürtmeye başladı. Bu bahtsız programları devletin yetkili kurumları kontrol altına almalıdır. Aklı başında olan vatandaş dehşete düşmektedir. Bu memlekette anası babası belli olan kaç tane insan vardır tarzında şüpheler yayılmaya başladı. İnsanlarımız derin düşüncelere yoğunlaşmaya başladılar. “Ana” mevkiini böylesine kirletirse, bu toplumun geleceğini düşünmek umutsuzluğa yol açar.

Yayılıp her yere sirayet eden ve sınır tanımadan her engeli aşıp geçen bonzai uyuşturucusunu devletin kolluk kuvvetleri ve ilgili kurumları etkinlik gösterip engelleyemiyorlar. Bu asil milletin ailesini kurtarmak için kurulan ilgili bakanlık devlete ve millete ağır yükler taşıtmasına rağmen derde deva hiçbir icraatına rastlanmıyor. Aile kavramı ile ilgili gençliğine verecek hiçbir artı değer bulamıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı, toplumun maddi ve manevi değerlerini ihya etmesi gerekirken bürokratik ve ekonomik işlerin ağır yükü altına girmiş ve başka bir hizmet olduğunu düşünemez olmuştur.

Çözümsüz ciddi meselelerimiz her alanda sahipsiz kaldı. Hayat boşluğu kabul etmediği için boşluğu doldurma arzusu ile dünya şer güçlerini arkasına alan Fetullah Gülen, kâinat imamlığı görevi ile bütün müslümanların ihmal ettiği boşlukları fitnefesat, fücurihanetkinadavet ve zulümle doldurdu. Bu müthiş ve iğrenç sinyalleri FETÖ onlarca yıl önceden vermeye başlamıştı. Gücünün zirvesine yükseldiği zaman “olimpiyatlarla” gövde gösterilerine başladı. Söylemlerinde alet olarak kullandığı “dini” olimpiyatlarda hiç gündeme almadı. Bugün de aşırı boyutlarda bize öncelikli konumuz oldu. Bu aşırılık bizi çok meşgul etti. Tabii “bir delinin kuyuya attığı bir taşı, kırk akıllı kırk günde çıkaramayacaktı!.”

Bu kapkara bulutlar etrafımızı sarmışlar. Ancak arkalarında ışığın kaynağı güneş var. Bu kapkara bulutlar dağılıp gitmeye mahkûmdurlar. Fakat müslümanları oyalayan küresel ve yöresel ifrazatlar engel olmakta direniyor ve diretiyorlar.

 Artık müminlerin, yumurta içindeki civciv kadar irade göstermeleri gerekiyor.

Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar: Allah buna izin vermek istemez, Fakat kâfirler hoşlanmasalar da, Allah, nurunu tamamlamak istiyor. (Tevbe. 9/329)

 Allah dileyince, kara bulutların hükmü mü kalır? Esselamu aleykum.    

 

  • Abdiaciz Abdiaciz 1 ay önce
    Kadir-i Küll-i Şey bir dakikada bulutlarla dolmuş cevv-i havayı süpürüp temizleyerek semanın berrak yüzünde ziyadar güneşi gösterdiği gibi, bu zulümatlı ve rahmetsiz bulutları izale edip hakaik-i şeriatı güneş gibi gösterir. Onun rahmetinden bekleriz ki, bize pahalı satmasın. Baştakilerin başlarına akıl ve kalblerine iman versin, o vakit kendi kendine iş düzelir. RNK