İşte medenî batı

05 Kasım 2017 Pazar

Artık bundan böyle yeni doğmuş bebeklere haksızlık yapılmayacak. Babası belli olmadığı, annesi de çocuğuna bakmak istemediği için bebekler çöpe atılmayacaklar. Sahipsiz bebeklere saygı duyulacak ve haklarına riayet edilecek. Bu çalışma Almanya’da zaten varmış ve Avrupa’nın birçok ülkesinde uygulandığı bilinmekte imiş.

Dedik ya, bu saygınlığı Avrupa zaten uyguluyormuş! Onun için bizim de medenî ülkeler seviyesine yükselmemiz kaçınılmaz olduğundan bebek bırakma kabinlerinin siparişini şimdiden vermeye başlamalıyız. Çünkü dört günlük bebek çöplükte bulundu. Tuvalette doğum yapan 15 yaşındaki bayan, bebeğini tuvaletten bahçeye atarak ölümüne sebep oldu. 

Sabah işine giden biri çöp kutusunun içinden ağlama sesini duydu. Çöpün içine baktığında poşete konulmuş, karıncaların istilasına uğramış, bir bebek gördü. Gayrimeşru ilişkiden doğan bebek çöpe atıldı. On altı yaşındaki lise öğrencisi hastanenin acil servis tuvaletinde doğurduğu bebeğini çöpe attı. Üniversite öğrencisi, gayrimeşru bebeğini bin liraya sattı.

Benzeri nice çöküntü yaşanırken bu sene, bazı reyting marazına müptela televizyon, çok pis kokulu programlara başladılar. Geçen iki aylık süreçte otuz dört yaşındaki bir delikanlı anasını babasını arıyor, bulamıyor. Kimileri devreye giriyor, bir şeyler söylüyorlar, insanlar birbirlerini suçluyor fakat netice alınamıyor. Arada inanılmaz bebek ticareti yapıldığı ve bir o kadar da organize ticarî kokuşmuşluk dümenleri ortaya çıkıyor.

Bizde vahamet bu seyri takip ederken her alanda kirli işte parmağı olan Danimarka bir yeni medenî gelişme ile gündeme oturdu. Danimarka Meclisi’ne, ailelerin istemedikleri bebeklerini “anonim olarak” belli yerlerde “bebek bırakma kabinleri” kurulmasına ilişkin öneri verildi. Ne kadar medenî bir toplum, farkında mısınız? Şefkat dolu ana kucağı değil, sıcacık aile ocağı değil ve toplumun temel değerlerini öğreneceği esas yuva değil “bebek bırakma kabinleri” kuruluyor. Bu örnek medenî hamle bize ne kadar elzem, farkında mısınız? Çöpe atılan bebek sahiplerini medenî bir platforma çekecekler. Dolayısı ile gelecekte bacı-kardeş karmaşasına zemin hazırlayacaklar. Bütün değerler alabora olacak!

Meselenin manzarası bu olduğu halde biz niçin soramıyoruz, biz nereye gidiyoruz? Sorumlularımız niçin işin hassasiyet ve ciddiyeti hakkında tedbir almıyorlar? Niçin ciddi tekliflere kulak vermiyorlar? Bizden sonra gelecek nesiller bizi nasıl yargılayacaklar? Bunu nasıl düşünmezler? Geri kalmış bir toplumun adetleriyle her meseleyi yasakla çözmeyi nasıl tasarlayabilirler? Ad kavminden, Semud kavminden, Lût kavminden ne farkımız kaldı? Artık nesebi belli olmayanlar toplumuna dönüştük. Televizyonlarda sahnelenen filmler, diziler ve programlar gerçek ise ölmüşüz de ağlayanımız kalmamış. Yok, eğer öyle değilse ne yapılmak isteniyor? Her koldan sökün edip bu milletin manevî değerlerine saldıranların tahribatını önlemek çok zor olacaktır hatta belki imkânsız! Bunun önlenmesi yarına bırakılamaz.

Aile çatısının çatır çatır çöktüğünü ve binasının yıkıldığını hep beraber seyrediyoruz. Aile eğitimi, aile eğitimi ile birlikte kalp eğitimi çalışmaları için seferberlik ilan etme zorundayız. Böylesi bir çalışma yarına bırakılacak kadar basit bir konu değildir. Bir uyuşturucu hap için anasını ve babasını öldüren gencin cinnetini duymazlıktan gelmek kabul edilemez. Bu yamyamca dehşeti yok sayamayız. İnsan eti yedirecek kadar insanı vahşi vampir yapacak hap kapımızın önünde hanelerimizi tahribe hazırlanıyor. Bizi neler bekliyor?

Artık, duvarlar örerek, her tarafa engeller koyarak, evine gitme ve çocuklarını görme yasağı direterek insanı ıslah etmek mümkün değildir. Bunun köklü ve kalıcı yolu ve yöntemi vardır. Bu da Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin gösterdiği yöntemdir “İnsan vücudunda bir et parçası vardır. O bozulursa bütün vücut bozulur. O düzelirse bütün vücut düzelir. Dikkat edin, o kalptir.” Bunu anlamamak için direnmek akla zaittir.

Kalbi marazlı, aklı karmaşık insanın hakikatleri algılaması mümkün değildir.

Geçmişi şeref, kültürü ihtişam, geleceği umut dolu, milletimize hizmet borcumuzdur.

Yoksa “tek dişi kalmış canavar” batı medeniyetine talim etmek bize zillettir. İzzet Allah’tandır. İzzet, müminin kimliğidir. 

Esselamu aleykum.

 

  • Hak yolHak yol15 gün önce
    Ne gayeimesru doğursunlar nede bunları atacak kabin ayarlasinlarHer mesele yasakla çözülmez tabiki öyle olsa Trkiye de böyle olayların olmaması gerekmezmiydi.Tabi bu eskiden di yada kimi çevrelerde vardı da haberimiz yoktu ve daha yeni yeni duyuyoruz feto ve mutacı iran gibi,bunların işlerine gelirmibu tür olayların yanlışlığını açıklamak;bu yüzden değilmi meşrulaştırmalari bunlar cokmu farklı batının bu rezalet inden,batı yapınca yanlış,-deyip uymuyor kimse-bunlar din adına yapınca doğru olurmu;oluyor bağnaz mensuplarınca