İlkesiz eğitim mi? 

24 Eylül 2017 Pazar

Eğitim ve öğretim hem çok önemli ve hem de çok ciddi birer görevdir. Aslında öğretim ana karnında başlamaktadır. İnsanın temel taşı tek hücreye akıllara durgunluk verecek bilgi yüklenir. Ana rahmine yerleşme sırasında hücreye, insan olma bilgisi kopyalanır.

Bugün nano teknoloji ile gerçekleşen bilgi depolama olayı, harika bir gelişmedir. İşte bu olay daha ilk insan ile başlamış ve son insana kadar sürecektir. Ana rahminde belki milyonlarca sinyalleşmeden sonra bir sperma ile yumurtanın buluşması ve nice olayların gerçekleşmesi ile kromozom ayarlaması yapılırken bile muazzam bilgi akışı gerçekleşir. İnsanın karbonla başlayan ve geliştikçe nice merhaleden geçip ilerleyen hayat serüveni bilgi akışında harikulade zincirleme sistemi ile geliştikçe gelişir.

İnsanın hayat serüveni başladığı andan itibaren öğrenim başlar. Biz insanların algılama kapasitesi, olayları takip etmeye yeterli değildir. Bu alanda gelişmeleri takip etme yeterliliğine de sahip değiliz. Ancak Rabbimiz Allahü Teâlâ tarafından bize verilen hikmet yüklü bilgileri öncelikle eğitimciler kavramalıdır. Bunu esasında devlet yöneticileri kapsamlı ve bilinçli olarak ilkeleştirmelidirler. Eğitim ve öğretim alanında devlet yönetimi ehliyetli olmalıdır.

Yazboz tahtasına döndürülen bir eğitim sistemi millî olamaz. Millî olmayan bir eğitim çarkından geçen insan da ideal millî olamaz. Kalıcı değerleri ilke edinme zorundayız. Ancak bununla insana etkin şahsiyet kazandırabiliriz. Bireysel takıntılarımızın ilke olacağı zehabından arınarak kurtulmalıyız, öze dönmeliyiz. Kamuflajı ustaca yapılan ve henüz ne anlam içerdiği bilinmeyen kavramları sorgulamalıyız. Batı tandanslı eğitim müfredatını silkelemeliyiz. Bin yıllık geçmişimizi hatırlamalıyız. Biz, bizim olan kıstaslar doğrultusunda, insan yetiştirme görevimizi layıkı ile yapmak zorundayız. Gökteki yıldızlar gibi ayetler arasına serpiştirilen eğitim ilkelerini uygulayacak sorumlular biziz.

Kur’an öğretileri arasında özellikle Lokman suresinde kıvamını bulmuş kaliteli insan portresi gösteriliyor. Ayetlerde kendini bulmuş, kendini tanımış, kendi ile çevresi arasında ahenk kurmuş ve Yaratan Rabbinin hikmetinden nasiplenmiş bir eğitici ve öğretici modeli sunulmaktadır. Bu alanda şartlanma marazından kurtulmuş kaliteli insanlara ihtiyaç vardır.

Lokman aleyhisselam oğluna ders vermekte ve tüm insanlığı aydınlatacak ilkeleri dile getirmektedir. Allah Teâlâ tarafından verilen hikmet ile eğitim ve öğretim veriyor. Allah Teâlâ’yı tanımayı ve kesinlikle O’na hiçbir şeyi şirk koşmamayı öğütlüyor. Şirkin büyük zulüm olduğunu vurguluyor ve bunun karşısında Allah Teâlâ’ya şükretmesini ve nankörlük yapmamasını telkin ediyor. Allah’a şirk koşmak için evladı, zorlayan ana babaya itaat edilmeyeceğini ve fakat normal hayatta onlara iyi davranılmasını ısrarla öğütlüyor. Bütün benlik ve varlıklarıyla Allah Teâlâ’ya yüzünü çevirenlerin yoluna tabi olmasını emrediyor. Bu yolun inceliklerini hatırlatıyor. Devamla; “ Yavrum, yapılan iyi veya kötü iş, bir hardal tanesi ağırlığında olsa da bir kaya içinde yahut göklerde veya yerin dibinde gizlense, Allah onu meydana çıkarıp getirir…”, “Yavrum, namazı kıl, iyiliği emret ve fenalıktan men et. Bu hususta sana isabet edecek eziyete katlan, çünkü bunlar, kesin olarak farz kılınan işlerdendir.”, “İnsanlardan büyüklük taslayarak yüzünü çevirme; yeryüzünde çalımlı çalımlı yürüme. Şüphesiz ki Allah, hep böbürlenen kendini beğenmişi sevmez.”, “Yürürken ölçülü, mutedil yürü! Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma! Gerçekten seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir.” (Lokman:31/12-19)  Evet, işte bunlar bizim öz değerlerimizdir ve kesinlikle bizim yeniden uyanıp bunları toplum gündemine almamız lazımdır. Davul benim omuzumda, tokmak başkasının elinde, olmamalıdır.

     Ruhsuz, hikmetsiz, fikirsiz, şükürsüz, zikirsiz ve ehliyetsiz eğitim çarkından geçen nesiller toplumun geleceğini inşa edemezler. Hele kopyacı eğitim ancak çıkarcılar yetiştirir.

Öğretmen ehliyetli, bilgili, dürüst, sabırlı, etkin, âkil ve âdil olmalıdır. Bilgilerini kolay öğretmelidir. Gözü gönlü çıkarda olmamalıdır. Öğrencilerini kopya hissi uyandırmadan yetiştirmelidir. “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin.

İşte, insan fıtratına uygun sistem! Esselamu aleykum.

 

  • mhmtmhmt2 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Çok güzel tespitler, ilgililere duyurulur. Bireysel uğraş tek başına işe yaramıyor. Bir için birlik beraberlikle hareket etmek zorundayız. Herkes kendi bidiğini uygularsa ayrılığa ikiliklere düşeriz, bölük pörçük oluruz. Davamız için birlik beraberlikle yola devam etmek zorundayız. Her kafadan ses çıkmalı ama hareket birlikte olmalıdır. Ortak hareket şeytana tokattır.Ayrılık şeytana hizmettir. EN GÜZEL YOL BELLİDİR. ALLAHIN YOLU KURANIMIZ. SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN (SAV) ÖRNEK YAŞAYIŞI. Daha ne duruyor,ne arıyoruz? KİM KURANDAN ZARAR GÖRMÜŞ, KİM SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZİN YAŞAYIŞINDAN ZARAR GÖRMÜŞ. Huzur İslam yaşanırsa ortaya çıkıyor. İslamın yaşanmadığı her yerde zulüm var. Ecnebiler bile dosdoğru yaşamaya kalktıklarında (farkında olmadan İslami uygulamaları hayatlarına geçirdiklerinde) huzur buluyorlar ki bizim bazı ahmaklarımız o yaşayışın İslami yaşayış olduğunu bile bilmeden onları bize örnek gösteriyor. TERECİYE TERE SATMAYA BENZİYOR. Dini yaşamaz kullanırsak yani kendimize uydurarak yaşarsak yabancılardan farkımız kalmaz. Neden hıristiyanlık, yahudilik fesedildi. Dinlerini kendilerine uydurdukları, bozdukları için değil mi? Din şekil değildir, yaşanırsa huzur verir, kurtarır, yarar sağlar. Adı gibi yaşamak zorundayız. Devletçe, milletçe, ümmetçe yaşarsak tekrar dünyaya huzur gelir. Demogojiyle olmuyor.Herkes üzerine düşen dosdoğru yaşamayı gerçekleştirirse düzelme hızlanır. Toplumsal baskı, güzellik, iyilik, dürüstlük, yardımlaşma, sevgi, saygı, merhamet, huzur, kaynaşma, birlik beraberlik, vatanseverlik, farklılıklarımız zenginlik olur. DİN YAŞANIRSA HAYAT BULUR, HUZUR GELİR.Yaşanmazsa sonumuz helak olan kavimler gibi olur ki Allah korusun. Ateş düştüğü yeri yakar, daha sonra neden olanları da yakar.İyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir. Allah Teala buyruyor:" GEVŞEKLİK GÖSTERMEYİN, ÜZÜNTÜYE KAPILMAYIN. EĞER İNANMIŞSANIZ, ÜSTÜN GELECEK OLAN SİZSİNİZ." ( Ali İmran 139). DURMAK YOK YOLA DEVAM. Allah yar ve yardımcımız olsun.