Eğitim öğretim başlarken 

17 Eylül 2017 Pazar

H

emen her milletin sosyolojik iniş ve çıkışları vardır. Herhangi bir toplumun gelişmesi, devletinin güçlenmesi ve özgürleşmesi ile bağlantılıdır. Bunun için de iki unsura ihtiyaç vardır. İki unsurdan biri toplumun sosyal yapısıdır, diğeri yönetici kadrosudur.

Genlerine kazılmış yiğitlik ve dürüstlük özellikleri ile temayüz etmiş bu millet İslam medeniyetine girmesi sayesinde hikmet markalı ilme sarıldı ve kıst ayarlı adalet ilkesine bağlandı. Maveraünnehirde İslam medeniyetine girdikten sonra İslam davası için kefen giyen nice yiğit kahramandan biri olan Alpaslan Malazgirt’ten büyük kapı açarak hayal ettiği ve vatan edinmek istediği Rumeli’ye girdi. Aradan dokuz-on sene geçti. Alpaslan’ın askerleri bugünkü Moda sırtında oturmuş Ayasofya’nın kubbesini seyrederek dertleşiyorlardı. Onu ne zaman alacağız diye hayıflanıyorlardı. Çünkü onların ideallerinde Kostantiniye’nin fetih haberi kodlanmıştı. Bu hasretle yanıp tutuşan nice nesiller gelip geçti.

Yoluna baş koydukları Peygamberleri Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine büyük olayı haber vermiş ve onlara hedef belirlemişti; “Elbet Konstantin fethedilecektir. Onun komutanı ne değerli komutandır ve askerleri ne değerli askerlerdir.” Onların peşinden gelen nesiller fetih idealleri uğruna her türlü fedakârlığa katlanmayı benimsediler. Allah yolunun fedailerinden niceleri şehadet şerbeti içip melekleşip uçarlarken diğer tarafta yeni nesiller rahmanî bir gelişmeyle fışkırıp çoğalıyordu. On beş temmuzda bu yüce ruhun kaybolmadığına bütün dünya şahit oldu. Hemen hemen birçoğunun abdest alarak ihanete karşı kıyam etmesi karşısında dünya bir daha bu milletin davasına bağlı olduğunu gördü. Bu ruhun yeniden şahlanması, batıyı ve tüm şer güçlerin mihraklarını telaşlandırdı.

Uzun zaman süresince Müslümanları asimile ettiklerini zannedip yeniden Anadolu’ya göz dikmeye yeltenen yabancı şer odakları birdenbire sükutu hayale uğradılar. İşte bizim davamız daha çok burada önem kazanır. Sosyolojik alanda bize açık ve güçlü sinyaller veren gelişmeler ümidimizi artırmaktadır. En azından yarım asırlık bir mücadeleden sonra bu millet kendi öz değerleri için dünyayı şaşırtacak hamlelerini yapan bir millet olduğunu ispat etti. Bu hamlelerin daha ileri düzeyde devamını sağlamak için özellikle eğitim seferberliği üzerinde yoğunlaşmamız gerekmektedir. Bize bu vatanı miras bırakanlar çok şehit verdiler.

Konstantiniye’yi İslambol yapan iradenin Hacı Bayram-ı Veli gibi mana ikliminin gönüllü kutbu, Molla Gürânî gibi gözünü budaktan esirgemeyecek mürebbi ve müeddibi vardı. Peygamber dostu ve mihmandarı Ebu Eyyubel Ensari’nin kabrini bulacak kadar feraset sahibi Ak Şemseddin gibi dâhiler vardı. Onlar ileri yaşlarına rağmen yılmadan, korkmadan ve yorulmadan fethi mübinin müyesser olması için dua ediyor ve fiilen çalışıyorlardı. Bugün bizim eğitici ve eğitilen kadrolarımızın Fatih Sultan Mehmed’i, hocaları gibi ilmiye sınıfını ve fethin serden geçitlerini unutmamamız gerekiyor. Onları dünya devleti yapan davanın temel kitabı Kur’an-ı Kerim’i ve Onun şanlı Mübelliği Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i hiç ihmal etmeden sahiplenmek bizim de boynumuzun borcudur. Davası sağlam, kültürü nezih, medeniyeti köklü, teknolojik güce sahip ve adaleti isabetli olan toplumun geleceği de aydınlıktır. Böyle bir toplumu daha ileri düzeylere taşıyacak lider ve lider kadrolar lokomotif görevini üstlenip topluma güven pompalayacak nitelikte irade kullanmalıdırlar. Bunların gerçekleşmesi için ise toplumun alt yapısı sağlamlaştırılmalıdır.

Sürekli olarak genç nesli önemseyerek çok kaliteli yetiştirmeli ve sarsılmayacak nitelikte olmasına özen gösterilmelidir. Bunun için eğitim gönüllüleri işbaşına konmalıdır. Aksi takdirde nice gencimiz ehil olmayan öğretmenler yüzünden tercihli Kur’an’ı Kerim dersinden soğuduklarını hayıflanarak anlatmaktadırlar. Başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm ilgili kurumlar yeniden bilge ve saygın öğretmen yetiştirmek için seferber olmalıdırlar. Aile de eğitilerek mutlu ailelerden mutlu ve umutlu genç bireyleri topluma kazandırmak lazımdır.

Yoksa “hiçbir şey olamadım, bari gidip öğretmen olayım” diyenlerden verim sağlanamaz. Bunu unutmamak gerekir. Esselamu aleykum.

 

  • Emine Emine 2 ay önce
    Ah bir de öğretmene sorun.Ailearkandadeğil, idare not der.çocukdinlemezneyi öğretelimAcil gönüllüeğitimalanları olmalien azindan istekli olanlar ulaşıponları okutabilsek.