Zarrab tiyatrosunda Amerikan perdesi

04 Aralık 2017 Pazartesi

Bu hafta FETÖ’nün başarısız 17-25 Aralık hukuk darbesinin yarım kalmış saldırılarından birine şahit olduk.  FETÖ’nün kaçırdığı illegal tape ve belgelerin delil olarak kullanıldığı, hakim ve savcısının FETÖ tarafından rüşvetlendiği, şahitlerin FETÖ üyeleri olduğu Zarrab davasının ilk duruşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eski bakan ve bürokratları üzerinden saldırmaya ve ulaşmaya çalıştılar. Davadan bir gün önce FETÖ’nün siyasi ayakçılığına soyunarak iktidar hayalleri kuran CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu eline tutuşturulan belgelerle Cumhurbaşkanının akrabaları üzerinden Cumhurbaşkanına ulaşmaya çalıştı. 

Ne FETÖ’cüler ne de onlarla birlikte hareket eden yabancılar istediklerini alamamanın verdiği hayal kırıklığının şaşkınlığı içindeler. Birisi “Bugüne kadar ortalığın ayağa kalkması gerekirdi. Kimse hiçbir şey olmamış gibi davranıyor” diye hayıflanıyordu. Oysa ayağa kalkacak bir şey yoktu. FETÖ, CHP ya da yabancılar ne Rıza Zarrab’la ne Zafer Çağlayan’la ne Halkbank çalışanları ne de Erdoğan’ın akrabalarıyla ilgileniyorlar. Onların derdi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dı.  Ancak yolsuzlukla suçladıkları Cumhurbaşkanının bir kuruş yolsuzluğuna bile rastlamadılar.  

Bir ara Zarrab’ın sözde itiraflarında geçen “Erdoğan Ziraat ve Vakıf bankalarına da İran’la yapılan ticaret yapmaları talimatı verdi” duyumuna bel bağlayıp sevinç çığlıkları attılar. Düşündüler ki belki bu vesile ile ABD yüklü bir para cezası keser, ekonomi çöker ve halk da Erdoğan’ı suçlayıp iktidardan düşürür. Mutluluğu nerede aradıklarına bakar mısınız? Oysa kendi ülkesinin çıkarlarını Amerika’nın çıkarlarına tercih eden bir Cumhurbaşkanının cezalandırılmasını istemek düpedüz hainliktir. Milli bir meselede bir ABD’linin isteyebileceği şeyleri istemek ülkesine yabancılaşmaktır veyahut hiç bu ülkeden olmamaktır. 

FETÖ’nun kurguladığı Zarrab davasından dolayı burada bir iktidar değişikliği beklemekse ahmaklığın üst sınırıdır. Bir kere, cahil gördükleri halkın her şeyin farkında olduğunun farkında değiller. Darbecileri destekleyen ve PKK’ya silah veren Amerika’ya güveni yok halkın. Darbeye teşebbüs eden, devleti ve halkı soyup soğana çeviren, gasp ettikleri milyarlarca doları off-shore bankalarına kaçıran FETÖ gibi hırsızlıkla özdeşleşmiş bir çetenin başkalarını hırsızlıkla suçlaması havada kalıyor. İnsanlar bir hırsızın başka birilerini hırsızlıkla suçlamasını ve yargılamasını kabul etmiyorlar. Öte yandan; CHP liderinin aylar önce FETÖ hesaplarında adı geçen belgelerle Cumhurbaşkanına saldırması halkın FETÖ ve Kılıçdaroğlu’na olan güvensizliğine takılıyor. 

Eğer söylediklerinizle yaptıklarınız uyuşmuyorsa halkın güvenini kaybedersiniz. FETÖ ve Kemal Kılıçdaroğlu velev ki bir gün gerçek belgelerle saldırsalar bile kendilerine inanılmadığı için yaptıkları etkisiz kalacak. Bir sorunu sorunlu bir kişi dile getirince sorun, sorun olmaktan çıkıyor. Özetle, FETÖ gibi yolsuz bir örgüt ve Kılıçdaroğlu gibi güvenilmeyen bir siyasetçi ağzıyla kuş tutsa halkı inandıramaz.

Diğer yandan; Cumhurbaşkanı Erdoğan son 15 yıldaki siyasetiyle halkın gönlünü kazandı ve güven eşiğini aştı. Halkın kendisine olağanüstü kredisi var. Öyle ki Cumhurbaşkanı herhangi bir ithama maruz kalınca insanlar önce iddia sahibine bakıyor ve ona göre tavır alıyor. Şu anda öyle bir durum var ki FETÖ ve CHP gibi iki müttefik ne yapsa dönüp kendilerini vuruyor. Cumhurbaşkanının bir şey yapmasına gerek kalmıyor. 

Ancak yine de bu demek değildir ki birilerinin üzerine basarak Cumhurbaşkanına ulaşmaya çalıştığı rüşvetçi bakan ve bürokratlara, mevzuyu kötü niyetli muhalif kesimler gündeme getirdi diye sahip çıkılmalı. Ortalık durulduktan sonra ilk iş bünyeye zarar verenleri temizlemek olmalıdır. Vücuda girmiş kurtçuklara, dışarıdaki kurtlarla mücadele edilirken şimdilik vücudun tamamına bir zarar gelmesin diye karışılmayabilir. Ama tehlike geçince kurtçuklar temizlenmeli ki vücudu azar azar kemirip bitirmesinler.

 

YORUM YAZ

  • mustafamustafa4 ay önce
    Ya iddiaların hepsi doğruysa vücudu kemirenler ne yapar ve güven bir kullanimliktir erdoğan onu çoktan kullandı. Herhalukarda iyi günler çok uzaklaştı insanlar yozlaştı