THY- Güney Avrupa Haziran

Türkiye NATO’ya ne yaptı ki?

27 Kasım 2017 Pazartesi

Türkiye’nin NATO’dan çıkmasıyla ilgili tartışmalara Batı cephesinden bakarsanız, tek suçlu Türkiye olup, Ruslara yanaşarak ve S-400 füzelerini alarak birliğe ihanet ettiğini düşünebilirsiniz. Dolayısıyla, Batılılara göre Türkiye NATO’dan çıkarılmalıdır (Oysa NATO anlaşmasının 13. maddesine göre hiçbir üye çıkarılamayıp üye ancak kendi rızasıyla çıkabilir). Ancak Türkiye cephesinden bakarsanız bizim Anteplilerin dediği gibi kuş taneden (yemden) durduk yere kaçmıyor.

Şu anda 15 Temmuz darbesini yapan FETÖ’nün bir numarası Fetullah Gülen NATO’nun bir numarası Amerika’da, iki numarası Adil Öksüz NATO’nun iki numarası Almanya’da huzur ve güven içinde yaşıyor. Her ikisinin de iade edilmesi zor ihtimal. Diğer kaçak FETÖ’cülerin belki yüzde 90’ı ve NATO’da görev yapan darbeci askerlerin tamamı NATO üyesi ülkelerde iade edilme korkusu yaşamadan hayatlarını sürdürüyorlar ve Türkiye’ye saldırmaya devam ediyorlar. 

Birinin suçlu olduğunu anlamak için ille de suç işlediği anda yanı başında bulunmak gerekmiyor. Öyle olsaydı hapishaneler boş kalırdı. Suçlu, suçunu itiraf etmese de deliller yoluyla suçlu olduğu ispat edilebilir. 15 Temmuz darbesinin failleri ve işbirlikçilerini tespit etmek için kimin kimi koruduğuna ve kimden yana taraf tuttuğuna bakmak yeterlidir. Normal şartlarda NATO ülkelerinin Türkiye’nin darbecilerle mücadelesine destek vermesi ve istediği darbecileri vermesi gerekirdi. Ne var ki mezkûr ülkeler hainleri korumanın yanı sıra insan haklarını bahane ederek Türkiye’nin üzerine geliyorlar. Darbeciye yapılması gereken muamele darbe mağduru halka yapılıyor. 

Diğer yandan; Suriye sınırına yerleştirilen Patriot füzelerini uyduruk bahanelerle geri çeken yine NATO’dur. 

Türkiye Rus uçağını düşürdüğünde “suçlu Türkiye” deyip Ruslarla çatışmaktan korkanlar NATO ülkeleridir. 

Oysa NATO anlaşmasında üyeyi korumak için suçlu-suçsuz olduğuna dair bir kriter bulunmuyor.  Aynı üyeler Rus korkusuyla Doğu Avrupa’ya ordularını yığdılar ve Türkiye’den destek istemeleri yakındır. 

Bir de tabi ki silah satışı mevzusu var. Bizzat savunma bürokrasinin dediği gibi Türkiye’ye karşı adı konulmamış bir ambargo var. Yerli üretim silahların bazı parçaları hâlâ dışarıdan alınmakta ve NATO ülkeleri söz konusu parçaları vermiyorlar. Bu yüzden üretim durmakta veya yavaşlamakta ve ihracat yapılamamaktadır. Bu tavır düşmanca bir tavırdır ve tavrın sahibi sizi düşmandan koruması beklenen ve sizin de kendisi için kendinizi feda etmeniz beklenen NATO’dan geliyor. O zaman NATO’nun düşmandan ne farkı kalıyor, birisi izah etsin. 

Başta Amerika olmak üzere NATO ülkelerinin PKK’ya silah vermesi ve onunla NATO askerlerinin (Türk askeri) vurulması, ABD’nin DAEŞ’i tahliye edip yeni katliamların önünü açması, Türkiye’nin DAEŞ’e yardım ettiği safsatası tutmayınca İran ambargosunu deldiği bahanesiyle cezalandırılmaya çalışılması yine NATO çatısı altında oluyor. Birisi NATO üyesi olmayıp da (Rusya dahil) NATO’dan bu kadar zarar gören başka bir ülke söyleyebilir mi? Şahsen böyle bir ülke bilmiyorum.

Yunanlılar 1974’te NATO darbeye destek verdiği için üyelikten çıkmıştı. Ancak yedi yıl sonra hem AB üyesi hem de yeniden NATO üyesi olarak Batı blokuna geri dönmüştü. Her sebep aynı sonucu vermeyebilir. Sebebin kendisi de bir sonuç olduğu için sonraki sonucun ne olacağı bilinmez. Türkiye de NATO’dan ayrılırsa kıymete biner diye bir sebep-sonuç ilişkisi oluşmayabilir ama Türkiye’nin benzer sebeplerle NATO’dan çıkma ihtimali her zamankinden daha yüksek.

Türkiye eğer Ruslardan S-400 alıyorsa ABD Patriot füzelerini vermediği için, yerli silah üretiyorsa biraz da müttefiklerine güvenmediğinden, Suriye’de Rusya ve İran’la birlikte hareket ediyorsa bunu ABD-PKK işbirliği yüzünden yapıyor. Binaenaleyh, üzerindeki baskılara ve aldatılmışlığa tepki olarak ve de mecburen NATO’dan uzaklaşıyor. Basit bir örnekle; evinizde beslediğiniz kuşa hem yem vermeyip hem de tüylerini yolarsanız kuşu kafeste tutabilir misiniz? 

 

YORUM YAZ