Tek Adam

16 Ekim 2017 Pazartesi

Yakın bir zamana kadar ülkemizde 3 darbe, 3 de muhtıra yaptıran müttefikimiz (!) ABD’nin devlet kurumlarında ne kadar etkili olduğuna, geçmişte MİT mensuplarının parasını bile ödediğine, askeriyenin koridorlarında cirit attığına, kozmik odalara sızdığına ve ajanlık yapmak üzere vatandaş ve STK devşirdiğine dair haberler duyardık. Yanlış da değildi. Süper güç ABD, Türkiye’yi güdümünde tutmak için devletin hücrelerine kadar girmiş ve hatta DNA kodlarıyla oynamıştı.

ABD son yıllarda devletin kılcal damarlarına girmek için CIA’ye gönüllü ajanlık yapan FETÖ üyelerini kullandı. Amerikalıların zahmet çekmesine lüzum yoktu. Amerikalılar, FETÖ’ye konsolosluktaki Metin Topuz gibi adamları üzerinden haber ulaştırdı mı kozmik odadan tutun Orman Bakanlığının herhangi bir şubesindeki herhangi bir veriye kadar ulaşmaları mümkündü. Çünkü FETÖ de devlete sızmıştı. Çıkarlar uyuşunca da gücün/güçlünün kölesi Fetullah Gülen networkunu Amerikalılara kullandırdı. Bir ara “CIA beni kullandığını sanıyor ama aslında ben onları kullanıyorum” demişti.

15 Temmuzdan sonra her şey değişti. FETÖ ve Amerika son hamleleri olan darbeye teşebbüs ettiler ve fakat darbeyi kendileri yediler. Türkiye 15 Temmuzdan bu yana karşısındakinin kim olduğuna bakmadan ve politikalarının sonucunu düşünmeden ülkeye kastedenlere saldırıyor. Çünkü bir yaşam savaşı veriliyor ve vücuttaki tümörler atılmazsa savaş kaybedilecek. Bunda elbette yönetici elitin cesareti de önemli bir faktördür.

O günden bu yana devran tersine döndü. Devlet önce ABD elçiliği/konsolosluklarıyla telefonlaşan FETÖcü imamları yakaladı. Sonra telefonun diğer ucunda konuşan Metin Topuz gibi konsolosluk çalışanlarına ulaştı. İşte tam o sırada kıyameti kopardılar. Çünkü devlet yavaş yavaş Amerika’nın Türkiye’deki misyonlarının hücrelerine yaklaşıyordu. Konsolosluktaki FETÖ çalışanlarından sonra sıranın onlara emir veren düşük pozisyondaki Amerikalılar olduklarını biliyorlar. Sonra biliyorlar ki sıra büyükelçiye gelecek ve böylelikle ABD’nin darbe partneri olduğu ortaya çıkacak.

İşte bu yüzden vize servisini kapattılar. Çok bağırarak yeni dalgalara ön alıp yargının bir noktada fren yapmasını bekliyorlar. Yoksa vizeleri durdurmakla Türkiye’yi cezalandırmanın absürtlüğünü kendileri de beliyorlar. Hiç olmadı, Türkiye’ye bakışı Trump’ın partisi Cumhuriyetçi Partiden farksız olan Cumhuriyet Halk Partisinin hatırı için vizeleri verirler. Toplu cezalandırma Amerikan muhiplerini de etkiliyor nitekim.

Amerika kızgın. Hem de çok kızgın. Pensilvanya’da FETÖ liderini, İstanbul konsolosluğunda FETÖ üyesini güvende tutmak bize göre suç olabilir. Ama onlara göre değil. FETÖ ki Amerikan çıkarlarına hem Türkiye’de hem de yurtdışında gayet güzel hizmetler himmetler vermiş bir örgüt. Onlara göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakışan (!), Gezi olaylarında bırakmaktı. Hadi Gezi olmadı, 17-25 Aralık hukuk darbesiyle devrilmesi gerekiyordu. Cumhurbaşkanı direnince bu sefer darbe ile ve de Cumhurbaşkanını da öldürmek suretiyle kurtulmak istediler.

Amerikan siyasi gelenekleri kendisine itaat etmeyenler için bunu gerektiriyordu. Ama olmadı bir türlü. En azından 15 Temmuz’dan ders çıkarıp itaatini ilan edebilirdi. Cumhurbaşkanı onu da yapmadı. Dahası, Amerika ve kuklalarını devletten çıkarıp Amerikan konsolosluğuna kadar takip etti. Öte yandan Suriye’de DAEŞ’i temizledi. Irak ve Suriye’de uydu bir Kürt devletlerine engel oldu ve olmaya devam ediyor. “Tek adam” tek başına Amerika’nın gücün hukukuna dayalı saldırılarına karşılık veriyor.  Düne kadar saldırı pozisyonunda olan ABD, savunma pozisyonuna mecbur bırakılmayı hazmedemiyor. 

Bundan sonrası için Türk-Amerikan ilişkilerinin önünde iki yol var; Birincisi, Türkiye’nin bağımlı bir ülke olmaktan çıkıp bağımsız bir bölgesel ülke/güç olmasını kabul edecekler. Bu seçenekte işbirliği ve çıkarların korunması hala mümkün. İkincisi, ABD direk veya dolaylı olarak Türkiye’ye saldırmaya devam eder ve Türkiye’yi kaybeder. Her iki seçenekte de kaybeden Türkiye olmaz. ABD bir an önce kendi muhasebesini yapmalı.

 

 

 

  • MiLLETMiLLET1 ay önce
    Leyleğin ömrü vak vakla geçermiş bu ata sözüdür. eyler sen vumhuriyeti kurdum diye sevinirsin ama sanayii kurmasan yani askeri araç gereç yapmasan böyle gavurun kuklasi olursun ama her seyi üretirseno na ihrac ettiğin mallari vermesin iste o zaman amerikayi ab veya bilimun avrupayi dize getirirsin yoksa bu isler boş