Suudi Batılılaşması, İttihad-ı İslam ve İttihad-ı Müslimin

13 Kasım 2017 Pazartesi

Suudi Arabistan hızlı bir değişim içine giriyor. Fiili kral olarak kabul edilen veliaht prens Muhammed Bin Salman (MBS) geçtiğimiz haftalarda ülkesinin artık ılımlı İslam’a geçeceğini bildirdi. Ilımlı İslam’dan kasıt, din ile kılıflanan tutuculuğu bırakmak değildir. MBS için bu terimin anlamı Batılılaşmadır ve bunun için Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) destek alıyor. BAE de karşılığında MBS’yi kullanıyor. Suudi Batılılaşmasına dair straturka.com için bir makale yazan Hint asıllı gazeteci Husain Shakir’in yazdığına göre, Suudilerin en önemli şirketleri özelleştirilecek -ki daha yeni Aramco’nun New York Borsasında işlem göreceği açıklandı. Shakir ayrıca hafta sonu tatil günlerinin değişeceğini ve eğitimde Batı tarzı bir yöntemin uygulanacağını söylüyor. Belki takvim, ölçü-tartı aletleri ve hatta alfabe bile değişir. Zamanla görürüz. 

Ülkedeki değişimin Batının desteğiyle yapıldığından kimsenin kuşkusu yok. MBS daha veliaht prens iken dolaşan bir analiz bugün yaşananları birebir bilmişti. O raporun bir kısmında Suudilerin ve BAE’nin Katar’ı izole ederek Hamas’ın direnişini tamamıyla kırmayı amaçladıkları belirtiliyor. İkinci aşamada ise İsrail vahşi bir saldırı başlatarak Gazze halkını Mısır’ın Sina yarımadasına göç etmeye zorlayacak ve burada bir Filistin devleti kurulacak. Mısır’la daha önce anlaşıldığı için Mısır sesini çıkarmayacak. Sina’da kurulacak devletin başına ise 15 Temmuz’da BAE’nin paralarını FETÖ’ye aktaran Muhammed Dahlan geçecek. 

Raporda ayrıca S. Arabistan’da krallıkta ikinci sıradaki MBS’nin birinci veliaht prens Muhammed bin Nayif’in yerini alacağı da vurgulanıyor. Nitekim MBS Nayif’in yerine geçti. Bir iddiaya göre Kral Salman yakında tahtı bırakıp yerine oğlu MBS’yi getirebilir. Böylelikle bir Batı projesi olan taht değişikliği gerçekleşmiş olacak. Batı projesi dedim de, geçtiğimiz günlerde İsrailli bir gazeteci İsrail Dışişleri Bakanlığının kendi büyükelçiliklerine gönderdiği bir mesajı deşifre etti. Mesajda elçilerin Suudi Arabistan’ı her platformda desteklemeleri talep ediliyor. Hem Suudi Arabistan’daki son iki değişikliğin Trump ve Yahudi damadı Jared Kushner’in bu ülkeyi ziyaret etmesinden sonra gerçekleşmesi tesadüf değildir. MBS içeride düşman gördüğü herkesi etkisiz hale getirdikten sonra dışarıdaki düşmanlarıyla da savaşmayı planlıyor. Hedefte her ne kadar Şii yayılmacılığı varsa da Suudilerin Şiilerden çok Sünnilerle (Hamas, Katar, Libya, İhvan vs.) savaştığı unutulmamalı. Batıcı prens MBS şu anda Hizbullah’a bileniyor. Ancak Hizbullah’ı kendisine değil İsrail’e verebileceği zarar ve Hamas’ı silahlandırma ihtimali için hedef alıyor. Bir yandan da İran’ı tehdit ediyor ama İran’la nasıl başedecek orası meçhul. Kaldı ki Suudiler İran’ın Yemen’de desteklediği Husileri bile yenebilmiş değil. 

BAE-Suudi ortaklığının çıkaracağı yeni bir savaşı kazanmaları bir kere coğrafi olarak mümkün görünmüyor. Çünkü saldırmak istedikleri en yakın ülke 200 km uzakta ve oraya indirecekleri güçlü bir kara ordusu bulunmuyor. Dolayısıyla savaşın kendi silah depolarını boşaltıp yeniden doldurmak ve bölgenin belası Şii güçleri ve sivilleri öldürmekten başka bir sonucu olmayacaktır. Günün sonunda başarısızlık nedeniyle tahtı kaybetme ihtimali gayet yüksektir. BAE’nin durumu ise Yemen’den ya da başka bir yerden gelebilecek iki füzeye bağlı. Yabancı yatırımla ayakta duran bu ülkeye füzeler düştükten sonra ne yabancı, ne de sermaye kalır. 

Olaylar durulduktan sonra göreceğimiz tek manzara taş üstünde taş kalmamış bir Ortadoğu olacaktır. Bizler de tüm iyi niyetimizle “İttihad-ı İslam” üzerine hayaller kurmaya devam edeceğiz. Belki de bu terimin yerine “İttihad-ı Müslimin” (Müslümanların birliği) terimini kullanmanın vakti gelmiştir. İslam’da zaten ittihad (birlik) var. Bozgunculuğu bencil ve ayrılıkçı bazı Müslümanlar yapıyor. Dolayısıyla ayrılıkları bırakıp bir araya gelmesi gerekenler Müslümanlardır. Ancak İttihad-ı Müslimin de mevcut şartlarda gerçekleşecek gibi değil. En azından kulların eliyle olmayacak. 

 

YORUM YAZ

  • Ali ERENAli EREN5 ay önce
    Rivayetlere göre ittihadı islamı müslümanlar yapmayacak. Yükselen çin tehlikesine karşı baş edemeyen batı dünyası mecburen islam birliğini kuracak. Çin şimdilik dünyanın 2. ekonomik gücü ve bir kaç yıl içinde 1 numara olacak. Bu ekonomik gücünü askeri güce dönüştürecek potansiyeli var. Nükleer gücü var. Dünyanın en kalabalık nüfusu var. Çinin dünyanın başına bela olması artık sadece bir zaman meselesi. O da bu gidişle 2025e kalmaz