Kudüs’te düşmanın zulmü ve dostların sessizliği

11 Aralık 2017 Pazartesi

İsrail’in eski Başbakanı Golda Meir zamanında “Barış ancak Araplar kendi çocuklarını bizden nefret ettiklerinden daha fazla sevdikleri zaman gelir” demişti. 1969’da İsrail askerleri Mescid-i Aksa’yı yaktığında Meir’in “O gece sabaha kadar uyuyamadım. Zannediyordum ki Müslümanlar dört bir taraftan İsrail’e girecekler. Lakin sabah oldu ve korkulan olmadı. İşte o zaman idrak ettim ki biz dilediğimizi yapabiliriz, zira bu ümmet uyuyan bir ümmettir” dediği rivayet edilir. 

Mevcut İsrailli yöneticilerin de Arap liderlerin İsrail’in her yaptığına sessiz kalacaklarına dair ufacık bir kuşkuları yok. Çünkü mesela BAE liderleri 2012’de New York’ta Netanyahu ile gizlice görüşüp İsrail’e biat etmişlerdi. BAE şu anda İsrail’in Ortadoğu’daki en yakın müttefikidir. Geçtiğimiz aylarda da Suudi veliaht Prens Muhammed Bin Salman gizlice İsrail’i ziyaret etmişti. Sisi’den bahsetmeye gerek yok. Ürdün de iyi bir İsrail müttefikidir. Yalnız nüfusunun yarısından fazlası Filistinli olduğu için yerli Filistinlilerin isyan etmesinden ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin Ürdün’e geçmesinden korkuyor. 

Diğer yandan; İsrail’e en çok kafa tutan Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi öldürüldü. Katar sırf Hamas’a destek veriyor diye az kalsın diğer Arap devletler tarafından (dikkatinizi çekerim İsrail değil) işgal ediliyordu. Neyse ki imdadına Türkiye yetişti. Türkiye’ye de Filistin davasını savunduğu için yapılmadık entrika bırakılmadı. Ortam biraz daha gerilsin, Arap ülkeleri muhtemelen Filistin yanlısı Müslüman ve bilhassa Arap olan ülkeleri cezalandıracaklardır. 

Türkiye’yi sıkıştırmak da Amerika’ya kalacak. Kongre üyeleri Yahudi lobisinin öyle bir kontrolü altındalar ki, Siyonist lobi dünyanın hangi şehrini işaret etse oranın İsrail’e başkent olması için uğraşacak milletvekilleri vardır. Bu keyfiliğe artık şaşırmıyoruz. Yahudilerin siyasi ve ekonomik gücü sadece Amerikalıları değil birçok ülkedeki siyasetçileri etkileyebiliyor. Bizim şikâyetimiz dostun sessizliğine. 

Büyük dava adamı merhum Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi “Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır”. Filistin’in dostu, ırkdaşı ve dindaşı farzedilen Arap liderleri kaim makam için İsrail’i kızdırmamaya özen gösterirken, Filistinlilerin öldürülmesine sessiz kalıyorlar. Hatta sessizlik de değil, sesini çıkaranları cezalandırıyorlar. Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği kırmızıçizgiyi sahiplenselerdi İsrail bu kadar cüretkâr olmayacaktı. Öyle ki; İsrail bile Arapların tepki göstermemesine şaşırıyor. 

Oysa Kudüs’ün İsrail’e başkent yapılmasının engellenmesi savaşmadan, diplomatik yollarla bile engellenebilecek bir hadisedir. Mevcut eziklik ve yalakalığın dozunu bir nebze azaltıp Kudüs için İsrail’e direnmeleri yeterli olacak ama korkuyorlar. Bir resme 450 milyon dolar verecek kadar zengin bir hayat ve saltanat sürmek, Filistinlilerin yurtsuz ve hatta cansız kalmalarına feda ediliyor. 

Kudüs göz göre göre elden gidince akla Ebrehe’nin biz Müslümanların Mescid-i Aksa ile birlikte en kutsal diğer mabedi olan Kâbe’yi yıkma hadisesi geliyor. Develeri yağmalanan Abdulmuttalib, Ebrehe’den develerini istediğinde ondan Kâbe’yi yıkmamasını ister. Sonra da “Beyt’in (Kâbe’nin) kendi sahibi var. Sahibi evini korur” deyip ayrılır. Nitekim öyle oldu ve ebabil kuşları Ebrehe’nin ordusunu, üzerine ateşten taşlar dökerek yok etti ve Kâbe’yi biemrillah korudular. 

Allah belki Kudüs’ü de Mescid-i Aksa’nın hatırına korur veya mütecavizlerin cezalarını erteler. Lakin şimdi veya ilerideki bir gazaptan Kudüs’ü ilhak edenler kadar duruma sessiz kalanların da nasiplenmeleri muhtemeldir. Diğer bir deyişle en kutsal mabetler saldırıya uğrarken Müslümanların vereceği veya vermeyeceği tepki hayat imtihanının önemli sorularından olacak. Yarın bir gün ebabiller misali ateşten taşlar (bombalar) taşıyan jetler sessizliği ölüm kusan gürültülere çevirirse, o günkü mazlumiyet ve mağduriyet kurtuluşa vesile olmayabilir. Ve ihtimaldir ki o günün zalimleri bugün zulmüne sessiz kaldıkları ve zoraki yaranmaya ve dost olmaya çalıştıkları zalimler olacaktır. Gaflet içindeki Müslümanlar yol yakınken akıllarını başlarına almalılar. Akrebin dostu olmaz.

 

  • İşsiz İşsiz 1 ay önce
    Tamam Arap liderlerinin durumunu anladık. İyi de geri kalan halk hepten mi habersiz Filistinlinin başına gelenlerden? Zira hiç sesleri çıkmıyor.Türkiye'de ise durum farklı. Kafalar karışık. Ya yine "Bize mi sordunuz" derlerse?