Komplolar bir bir gerçek oluyor

03 Temmuz 2017 Pazartesi

Son dönemde DAEŞ’i Musul ve Rakka’dan çıkarmak için verilen mücadele, operasyonlardan çok opera oyunlarını andırıyor. Suriye ve Irak’ta taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayan DAEŞ, gariptir ki birden gerilemeye başladı. Öyle ki örgüt Rakka’da bir direniş tiyatrosunu sahneye koyarak tüm dünyanın aklıyla dalga geçiyor. Daha doğrusu, zamanında onların önünü açan güçler terör örgütünü başka yerde yeniden monte etmek için paketleyip göndermenin hazırlıklarını yapıyorlar.

Geçtiğimiz haftalarda ABD askerlerinin refakatinde Rakka’dan çıkan DAEŞ militanlarının görüntüleri yayınlanmıştı. Hatta Ruslar güneye inen DAEŞ konvoyunu vurmuştu. 3 gün önce de Amerikan helikopterleri Kerkük yakınlarındaki DAEŞ alanına inerek orada bir saat kaldılar. Her fırsatta DAEŞ’i yok etmek için bölgede bulunduğunu vurgulayan ve bu uğurda YPG’ye ağır silahlar verip PKK’nın Suriye şubesini koruması altına alan ABD defalardır suçüstü yakalanıyor. Ne var ki sesi ve gücü herkesten fazla olduğu için bir izahatta bulunma gereği duymuyor. Hatta Türkiye gibi ülkeleri DAEŞ’e yardım etmekle suçlayabiliyor.

Bu ikiyüzlülüğü görünce İsraillilerin Oded Yinon Planı ile Amerikalıların Büyük Ortadoğu Projesinin (BOP) tıkır tıkır işlediğine inanmaktan başka çare kalmıyor. 1982’de hazırlanan ve Büyük İsrail devletini kurmak için çevre ülkelerin etnik ve mezhepsel temellerle parçalara ayrılmasını amaçlayan Oded Yinon Planı harfiyen işliyor. 

Her ülkenin büyümek ve genişlemek için realist olmayan ve realize edilmesi güç hayalleri vardır. Bunların çoğu milliyetçi duyguları tatmin etmenin ötesine geçemez.

Fakat çoğu tarafından komplo gözüyle bakılan ve bu yüzden önemsenmeyen Büyük İsrail Projesi gerçek olmaya en yakın plan olma özelliğini sürdürüyor. İsrail’in gelecek hedefleri Yunanlıların “Megalo İdea” kuruntuları gibi değildir. Kaynağı Yahudilikteki “Arz-ı mev’ud” olan ve Yinon Planı gibi planlarla can verilmeye çalışılan bölgesel güç olma hayali gerçek olmaya çok yakın.

Yinon Planında geçen Irak ve Suriye gibi ülkelerde uydu devletler kurma fikri hiç bu kadar gerçekleşme safhasına gelmemişti. Şu anda Irak’ta birbirinden kopuk Şii, Sünni ve Kürt olmak üzere 3 farklı yapılanma var. Kuzey Irak yönetimi bağımsızlık referandumu yapacağını ilan ederek ülkeyi en az 2 parçaya bölmenin fitilini ateşledi. Bölge ülkelerinin karşı geldiği Kürt devletine ABD ve İsrail’in destek vermesi tesadüf değildir.

Ayrıca Suriye’de ABD eliyle fiili bir Kürt devleti kuruluyor. SDG ismiyle kamufle edilen PKK/YPG örgütü DAEŞ’le mücadele adı altında bir terör örgütünden düzenli bir orduya dönüştürüldü. Gelecekte YPG’ye verilen silahların kurulan fiili devletin ordusunun öz malları olarak kalacağından kimsenin şüphesi olmasın. Diğer yandan Kürt bölgesi olarak anılan muhitler bir Amerikan kolonisine döndü. Beyaz Saray’ın özel temsilcisi Brett McGurk’a “Genel Vali” yakıştırması boşa değildir. Bir süre sonra İsrail ordusu da bölgeye eğitim, danışmanlık, güvenlik vs.  gibi bir bahane ile yerleşirse kimse şaşırmasın.

Şahit olduklarımız komplo olamaz. Komplolar ispatlanamayan planlardır. Oysa her şey gözümüzün önünde vuku buluyor. Kendi gözlerimiz kendi aklımıza şahitlik ediyorsa başkasının ne söylediğinin ehemmiyeti yoktur. Komplo saplantısızlığından kurtulup oyunları bozmak lazım. 

Neler yapılabilir hep birlikte tartışabiliriz. Fakat gözümüze sokulan gerçekleri komplo diyerek ihmal etme alışkanlığından kurtulmamız gerek. Bu mevzular kanser hastalığı gibidir. Hasta olduğunuzu öğrendiğiniz gün iş işten geçmiştir. Komploların gerçek olduğunu anladığınızda da iş işten geçmiştir.