(John) Bas(s)ın Özgürlüğü

09 Ekim 2017 Pazartesi

Amerika’nın Türkiye’de görevde olduğu son 3 yılda Genel Vali gibi davranan sefiri John Bass, giderayak bir skandala imza atarak yeni görev yeri olan Afganistan’a doğru yol aldı. Skandala geçmeden önce şunu belirtmeliyiz ki; başından sonuna kadar hiçbir zaman doğru yolda olmadı. Görevi boyunca hep Türkiye aleyhine çalıştı.  FETÖ’cü hainler 15 Temmuz’da darbe yaparken elçilik koltuğunda John Bass vardı. Elçiliğin telefonundan Adil Öksüz’ün aranmasından habersiz olamazdı. FETÖ’cülerin konsolosluk çalışanlarıyla irtibata geçmesinden de habersiz olamazdı. Eğer darbenin arkasında ABD olduğuna inanıyorsak –ki ben inanıyorum- Amerikan hükümetini temsilen darbeyi FETÖcülerle koordine eden kişi John Bass’tır. Elçilik ve konsolosluk telefonlarından FETÖ üyelerinin aranması ve bazı elçilik çalışanlarının tutuklanması bunun için yeter delildir. Zamanla mutlaka yeni deliller de ortaya çıkacaktır. Skandala gelince; elçilik perşembe günü, FETÖ’nün diğer elemanlarıyla 121 kez görüşen ABD konsolosluğu çalışanı Metin Topuz tutuklanınca; ‘Çalışanların tutuklanmasından rahatsızlık duyulmaktadır. Çalışanımıza yönelik temelsiz iddialar ortaklığımızı baltalamaktadır› şeklinde bir bildiri yayınladı. Bir elçilik, suçlu olan bir çalışanının tutuklanmasından neden rahatsız olabilir? Suçlu olana dokunulmamasını neden isteyebilir? Suçu mu meşru görüyor, yoksa suç ortağı olduğu için mi rahatsız? Mesela ABD-FETÖ ilişkilerinin ortaya çıkmasından mı çekiniyorlar? 

Elçilik çalışanının masum olduğunu ispat edebilirler mi? Savcılık Metin Topuz’un tüm suçlarını ortaya çıkardığına göre edemezler. Ancak ABD elçisi yine de çalışanının suçsuz olduğunu iddia ediyor. Ortada deliller varken kendisine neden inanalım? John Bass bu kadar delile rağmen neden inkar eder? Bu anlattığımız skandalın ilk perdesi. Cuma günü Sabah gazetesi Metin Topuz’un ilişkilerini manşetten deşifre edince, ABD konsolosluğu elçinin veda toplantısına çağırdığı Sabah yazarı Hilal Kaplan’ı arayıp davetiyenin iptal edildiğini bildirdi. Sebep, Sabah’ın manşetiydi. Hilal hanım belki de daha görmeye bile fırsat bulamadığı bir manşet yüzünden toplantıya katılamadı. Manşeti atan kendisi değildi ama faturası ona kesilmişti. Skandalın bu kısmı John Bass’a sorulduğunda, “Burada değiller çünkü onları temel gazetecilik etiğini izlemedikleri ve kurguyu tercih etmeleri nedeniyle medya temsilcileri olarak görmüyorum” şeklinde cevap verdi. 

Büyükelçi Bass temel gazetecilik etiğini izlemediklerini nasıl biliyor? O zaman neden Kaplan’ı bir önceki gün toplantıya davet etti? Kurgu dedikleri şeylerin hepsi delilleriyle ispatlanmasına rağmen neden inkar etmeye çalışıyor? Türk yargısına mı güvenmiyor? Kibirinden mi söylüyor tüm bunları? Yoksa Hilal hanımın kendisini sorularıyla terletmesinden mi korktu? Hem basın özgürlüğünden bahsedip, hem akreditasyonlardan şikayet edip hem de bir gazeteciyi ilgisi olmadığı bir manşetten dolayı toplantıya çağırmaktan vazgeçmek ve bunu savunmak John Bass’a pek yakıştı aslında. Geldiği günden beri bir Boss (patron) gibi davranan ve makamında oturmak yerine genel-marjinal demeden her türlü muhalefetle birlikte hükümete muhalefet eden büyükelçinin siniri belki de istediğini yapamamaktan dolayıdır. Onu tanıyanlar operasyonel yönü güçlü biri diye tanımlarlar. Muhtemelen Amerikan hükümeti onu Türkiye’yi terbiye etmesi için gönderdi. Lakin çılgın Türkler karşısında başarılı olamadı. Bu tür diplomatik kültüre aykırı çıkışların sebebi bu başarısızlık olabilir. Tabii görev süresi bittiği için Dışişlerine çağrılıp söyledikleri için açıklanma istenmeyeceğini bilmesinin verdiği rahatlık da olabilir. 

Aslında daveti iptal edilmeyen gazetecilerin FETÖ-Elçilik bağlantısıyla ilgili suçlamalara dair sorular sormaması başka bir skandaldır. ABD-FETÖ işbirliğine dair hiç mi soru sorulmaz? 

Yapılanın basın özgürlüğüne aykırı olduğu neden dile getirilmez? Neden basın özgürlüğü yerine Bass’ın özgürlüğüne müstemleke medyası gibi sessiz kaldılar? Neden küstahlığı meşru gören manşetler attılar? Soruların cevaplarını biliyoruz ama neyse… Kariyerindeki en kötü 3 yılı geçiren büyükelçi John Bass(ıp) gidiyor. Bass büyük ihtimalle burada yapamadığı Boss’luğu Afganistan’da yapmak isteyecektir. Allah şimdiden Afganların yardımcısı olsun.

 

  • Ali cemilAli cemil1 ay önce
    Yeni Türkiye'de Amerikan egemenliğine yer yok. Vize vermiyorlarsa vermesinler. Bu düşmanlıkla Abdde rahat bırakırlar mı ki?