Fuhşu savunan Af Örgütü

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Mevzu kendi vatandaşları olunca Almanların (ve diğerlerinin) nasıl delirdiğini görüyorsunuz. İnsan hakları ve demokrasi maskesi altında hak ve demokrasiyi yerle bir eden ve darbecileri destekleyen güdümlü derneklere operasyon yapılınca ağızlarından öfke fışkırıyor. Ekonomik gücün verdiği öz güvendir herhalde; Hem suçlu vatandaşının suçsuz olduğunu iddia ediyorlar, hem Türk suçluları vermiyorlar.

Eğer mevcut gerilimden çıkarılacak bir şey varsa, o da 15 Temmuz darbesinin ABD ve Almanya gibi ülkeler için ne kadar önemli olduğu ve darbeye destek vermeleridir. Darbe başarılı olsaydı FETÖ’cülerin iadesi gibi bir sorun olmayacaktı. Çünkü hepsi Türkiye’de en kıymetli makamlarda halka zulmediyor olacaklardı. Uluslararası örgütlerse katkılarından dolayı baş tacı yapılacaktı. Kim bilir darbenin demokrasi getirdiğine (!) dair kaç tane rapor hazırlayacaklardı. 

Ama şükür ki başarılı olamadılar ve başarısızlığın bir bedelinin olacağını biliyorlardı. Mesela ajanlarının eskisi gibi tolere edilmeyeceğini ve hesap sorulacağını tahmin ediyorlardı. Nitekim soruluyor ve bu durum onlara kâbuslar yaşatıyor. Yoksa adı geçen STK’ların gerçek niyetlerinin ne olduğunu hepimizden daha iyi biliyorlar ve biraz da işbirliklerinin ortaya çıkmasının endişesi içindeler. 

Af Örgütü ve Soros’un fonladığı Helsinki Yurttaşlar Derneğinin ve türevlerinin hiç de masum işler yapmadıklarından da haberdarlar. Söylesinler; Türkiye haritası üzerinde yeni bir devlet çizip işaretler koymanın insan haklarıyla ne ilgisi olabilir? Toplantıdaki birinin “Dernekte bulunan bilgisayarının polisin ele geçirmesi durumunda, çoğu kişinin yanacağını” söylemesini savcılar görmezden gelebilir mi? Yakalananların hepsinin ByLock kullanıcıları ile irtibatlı olması tesadüf müdür? Bazılarının FETÖ mensubu olması nasıl izah edilebilir? 

Af Örgütünün 15 Temmuz darbesinin başarısızlığından büyük üzüntü duyduğunu ve darbecilere işkence yapıldığı gibi safsatalarından biliyoruz. Bu örgütle ilgili ufak bir araştırma yapınca ilginç şeylerle karşılaştırıyorsunuz. Af Örgütüne göre fuhuş özgür iradeyle yapılan bir meslektir ve kadın-erkek eşitliği ilkesiyle uyumludur (sitesine bakabilirsiniz). İnsan hakları için çalıştığını söyleyen bir dernek düşünün ki fuhşun yayılması için uğraşıyor. Böyle bir sapkınlığa Batı medyası bile karşı çıkıyor. Daha ilginç bir bilgi verelim; Af Örgütü, Soros’un Ocak ayında ABD’de Donald Trump’a karşı düzenlediği Kadın Yürüyüşüne destek vermiş (sonra benzer bir yürüyüş Türkiye’de yapılıyor (bkz. Adalet Yürüyüşü). Taklit mi, taktik mi?). Hem fuhşu savunup hem de kadınlar için yürüyen başka bir kuruluş var mıdır bilmiyorum.

Finansal bağlamda, Af Örgütü kendi gönüllülerinden topladığı paralarla ayakta durduğunu söylüyor ama mali raporlarda İngiltere Uluslararası Kalkınma Kurumu, Avrupa Komisyonu, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Rockefeller Vakfından bağış aldığı görülüyor. Yöneticilerden bir kısmı FETÖ’cü olduğuna göre bazı himmetlerin Af Örgütüne gittiği kuvvetle muhtemeldir. Yıllık 300 milyon Euro geliri olan kuruluşun parası yöneticilerinin cebine giriyor. 2009’da Başkan Irene Khan ayrıldığında 533 bin Sterlin para ödenmiş. Genel Sekreter Yardımcısı Kate Gilmore ise ayrılırken 320 bin Sterlin almış. Oysa Af Örgütünün dünya üzerinde 7 milyondan fazla gönüllüsü var ve hiçbiri para almadan çalışıyor. 

Bütün renkli devrimlerin failleri Af Örgütü gibi uluslararası örgütlerdir. Her şey gözden ırak bir otelin bodrum katındaki bir toplantı ile başlar ve sonra sokak gösterilerine dönüşür. Başarırlarsa hükümeti devirirler. Başaramazlarsa hükümeti diktatörlükle, yolsuzlukla vs. itham ederler. Aynı faaliyetleri profesyonel istihbaratçılar yapsa Batı ülkeleri zor durumda kalırlar. Ama insan hakları kurumları ve aktivistleri yapsa hem suçlarını örtbas ederler, hem de üste çıkıp salıverilmelerini talep ederler. 

Rusya 2 yıl önce yabancı örgütlerin yıkıcı etkilerini görüp “istenmeyen kurum kanunu”nu çıkararak çoğunun faaliyet iznini iptal etti. Türkiye de pekâlâ benzer bir kanun çıkarabilir. Mazlum yerine zalimin, halk yerine darbecilerin, maktul yerine katilin hakkını savunanların savunduklarından farkı yoktur. Kişi sevdiğiyle beraberdir. Kimi savunuyorsa onunla aynı fikirdedir. 

 

  • Fatih EMLİKFatih EMLİK3 ay önce
    Batılılardan başka ne beklenirki.kalkıpta kalkınmamız için 10 milyar yuro hibemi edecekti.tabiikide bizi yıkmak için ellerinden geleni ardına komayacaklar.Bizimkilerde bunlarıtek tek enseleyip kodese tıkmalı.cezasız bırakılan suçlu kalmamalı.
  • yılmaz yılmaz 3 ay önce
    Hem değerleri hem ahlakı yok bunların. Onlara benzersek baş tacı edecekler. Ama benzemeyeceğiz. Biz insanız.