CHP de FETO için bedel ödeyecek

14 Ağustos 2017 Pazartesi

CHP’nin lideri, Almanya’da “Türkiye güvenli değil” diye iktidarına talip olduğu ülkeye iftira atarsa, partinin geri kalanları neler yapmaz ki? Mesela eski bir milletvekili, kaçak/sapkın bir FETO’cu ile birlikte bir İngiliz gazetesine röportaj verip, “Erdoğan atom bombası peşinde.  Nükleer santraller bunun için kuruluyor” diyebiliyor. İşte CHP (ve FETO) zihniyeti böyle bir şey. Türkiye’nin atom bombası üretecek imkanları olmamasına rağmen böyle adice bir ithamla yüreklerini soğutacaklarını sanıyorlar. Hadi diyelim ki imkanlar yeterli ve Türkiye atom bombası üretti. Bundan rahatsız olmalarının sebebi ne? Savunmasız bir Türkiye’yi istetecek kadar memleketine düşman olmak nasıl bir hainliktir? Türkiye’nin aciz kalmasından ve insanların ölmesinden haz duymak nasıl bir sadistliktir? 

Devam eden CHP-FETO ittifakı gösteriyor ki FETO, CHP’yi esir almış durumda. Yoksa düne kadar kanlı bıçaklı oldukları bir örgütü bu kadar çok savunmazlardı.  Ayrıca bu kadar çok söylem ve eylem birliği CHP’li yöneticilerin FETO tarafından şantajla tehdit edildikleri izlenimini veriyor. Öte yandan Kılıçdaroğlu FETO’nun mahir olduğu bir yöntemle, yani kaset operasyonuyla genel başkan oldu.

 Şu kesin ki CHP mevcut lider ve yönetici kadrosuyla FETO’yla mücadele edemez. Hiç biri zamanında kolunu kaptırdığı FETO’nun şantajlarına karşı koyamaz. CHP’yi bu sinsi örgütten kurtarmanın bir yolu, mevcut ittifaktan rahatsız olan vatansever CHP’lilerin harekete geçmesidir. Ancak partinin içine kanser tümörleri gibi yayılmış FETO ve CHP’li işbirlikçilerden kurtulmak kolay olmayacak. 

Bunun için Ak Parti ve MHP’ye bakmak yeter.  FETO, Ak Parti’yi kontrolüne alamayınca yurtdışında aşikare, yurtiçinde ise sincice partiye saldırdı. Önce MİT müsteşarını tutuklamaya çalıştı. Sonra Gezi olaylarına müdahil olarak hükümetin düşmesi için katkıda bulundu. Daha sonra 17-25 Aralık’ta hukuk darbesiyle hükümeti devirmeye çalıştı.  Hükümet dik durunca MİT TIR’larıyla uluslararası kamuoyunu, kasetlerle de Türk kamuoyunu etkilemeye çalıştı. Hiç birinde başarılı olmayınca ordu içindeki hainlerini kullanarak askeri darbe yapmaya kalkıştı. 

Ak Parti sonunda FETO’dan kurtuldu ama hem parti hem ülke birkaç defa uçurumun eşiğinden döndü. Aynı durum MHP için de geçerli. Bahçeli’de kusur bulamayınca yardımcılarının kasetlerini yayınladılar. Parti FETO çizgisine geçmeyince bu sefer de Akşener’i devreye sokarak partiyi ele geçirmeye çalıştılar. Fakat yine başaramadılar ve sonunda MHP de Ak Parti gibi bedeller ödeyerek, FETO’yu bünyesinden atmayı başardı. 

Kılıçdaroğlu ile birlikte partiye maalesef hem FETO hem de PKK sızdı. Onun döneminde “Türkiye İran’la savaşırsa İran’ın yanında yer alırım” diyenler, PKK cenazelerinden ayrılmayanlar, hem  Seyit Rıza’nın intikamını alacağız” deyip hem de Seyit Rıza’yı idam eden partide siyaset yapan rezidans zengini sorunlu kişiler vekil oldu. Doğrusu CHP’nin saf laik versiyonundan da hayır gelmez ama içine FETO girmiş mevcut partiden ehven-i şer olacağı muhakkaktır. En azından diğer partilerle vatan, bayrak, ülke bütünlüğü gibi ortak değerlerde buluşabilirler.

CHP’nin kendisinin ve ülkenin selameti için fabrika ayarlarına dönmesi lazım. Partinin FETO’dan kurtulmak için Ak Parti ve MHP ile aynı bedelleri ödemesi gerekecek.  Çünkü parti içinde FETO’nun esiri olmuş şahıslarla kadrolu FETO elemanları var. Bunlarla mücadeleye başlanırsa mutlaka kasetler, yolsuzluk belgeleri vs. havada uçuşacak. Mevcut yönetimin buna cesaret edemeyeceği tutumlarından belli oluyor. Ancak CHP’nin sonsuza kadar FETO’nun tehditleriyle yaşamayı istemediği de muhakkak. Eğer CHP yönetimi samimi ise FETO’dan kurtulmak için devletle işbirliğine gitmeli. Yok hallerinden memnunlarsa CHP’deki vatanseverlerin paralel partiyle ve Pensilvanya’daki paralel genel merkezle mücadele için harekete geçmesi lazım.

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca3 ay önce
    Şubat 2017’de Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim aşağıdaki yazıyı dikkate alarak binlerce mağdur Yardımcı Doçente yardımcı olmanızı istirham eder, saygılar sunarım. A-)7 Şubat 2017’de Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim bir yazıyı sizlere sunmak istiyorum: “…Sayın Cumhurbaşkanım; Size, ‘Yardımcı Doçent’ Kadrosunda çalışan binlerce Öğretim Üyesi adına bir mağduriyetimizi arz etmek istiyorum: Emsallerimizin, ölünceye kadar atama işleminin dışında kullanmadıkları, bir ömürde bir defa, bir biçimde, Yabancı Dil Sınavı’ndan aldıkları 65 Puanını gösteren belgeyi alamadığımız için, yıllardır bulunmamız gereken Profesörlük kadrosuna bir türlü geçemedik. Emsallerimizin makaleleri varsa, bizim de var; emsallerimizin kitapları varsa bizim de var; emsallerimizin ‘Bilim Doktoru’ diploması varsa, bizim de var; emsallerimizin 20-30 yıllık üniversite hocalığı hizmeti varsa, bizim de var; ama emsallerimiz Profesör, biz Yardımcı Doçent kadrosundayız ve binlerce Yardımcı Doçent olarak 50 yaşımızı geride bırakmış olarak emekli olmak üzereyiz. Binlerce Yardımcı Doçentin anılan mağduriyetini, sizlerin yardımına ve takdirlerine saygıyla arz ediyorum. 07.02.2017…”B-)Yardımcı Doçentlik Kadrosunun Kaldırılması İle İlgili Öneriler: Yardımcı Doçentlik kadrosunda 5 yıl çalışmış olanlar Doçent yapılmalıdır. Yardımcı Doçentlik kadrosunda 5 yıl çalışmış olma süresi de dâhil en az 20 yıl öğretim elemanı olarak üniversitede çalışıp derse girmiş ve yaşı 50’yi geçmiş olan Yardımcı Doçentler de Profesör yapılmalıdır.