Bu ülkede Fahrettin Paşalar bitmez

25 Aralık 2017 Pazartesi

Kudüs’le ilgili şer gelişmelerin hayrı, turnusol kâğıdı gibi kimin ne olduğunu ortaya çıkarması oldu. Artık biliyoruz ki kutsal emanetleri korumak herkesin yapabileceği bir iş değil. Kimine göre (mesela Bahreyn Dışişleri Bakanı) Kudüs gibi bir mesele sadece talidir (!) ve sırf bu yüzden İsrail ve Amerika ile ilişkiler bozulmamalı. Bu demeçlerden anlıyoruz ki sözde tanımadıkları bir ülke olan İsrail’le gayet iyi ilişkileri varmış ve düşmanlık sadece bir illüzyonmuş.

Ortadoğu’da birçok ülke birer sülale devletidir. İngilizlerin kendileriyle işbirliği yapan ailelere belli topraklar üzerinde bağımsızlık vermesiyle kurulan ülkelerdir. Bakanı, elçisi, şirket yöneticisi, müsteşarı, valisi hep aynı ailedendir. Halkın bizdeki ağaların marabalarından farkı yoktur. Bir halk isyanı çıksa bunu kendi mülklerinin gaspı olarak algılayıp halklarını katlederler. Diğer yandan; petrol kaynaklı zenginliğin verdiği yozlaşma ve değerleri umursamama o kadar fazla ki, değil Kudüs’ü sahiplenmek, Müslümanlara bir çorbayı bile çok görecekler var. Nitekim hiçbiri bir tek Suriyeli mülteci almadı. Ama kendi bozuk İslam anlayışları Suriye’de de yayılsın diye milyarlarca dolarlık silah yardımında bulunmayı iyi biliyorlar.

Kimin ne yaptığı elbette ki bizi ilgilendirmez. Ancak İsrail’e bu kadar kuyruk sallayan bazı Arap ülkelerinin İslam’ın kutsal mabetleri saldırı altındayken gösterdikleri vurdumduymazlık bir yana, o kutsallara sahip çıkan Türkiye ve Katar gibi ülkeleri hedef almaları insanın kanına dokunuyor. Bilhassa Cumhurbaşkanı Erdoğan özelinde tüm Türk halkına sosyal medya üzerinden sistematik bir şekilde yapılan hakaretleri hayretle izliyoruz. Birileri adeta alçalmanın kitabını yazıyor.

Bizler biliyoruz ki bu tür ahlaksızlıklar suçluluk psikolojisinden kaynaklanıyor. Erdoğan “Kudüs Müslümanlarındır” dedikçe, Arap halkı liderlerinin ihanetini görüyor ve liderler aleme rezil olmanın sorumlusu olarak Erdoğan’ı görüyorlar. Bu yüzden hırçınlaşıyorlar ve hakaret ediyorlar. Öyle ki Mekke ve Medine’ye gayrimüslim askerler girmesin diye Osmanlı teslim olmasına rağmen savaşmaya devam eden Fahrettin Paşa’ya bile dil uzattılar. 

Kara propagandada başı çeken BAE’de Dışişleri Bakanı ve Dubai Polis Şefi Erdoğan’a ilk kıble olan Kudüs’ü, Fahrettin Paşa’ya da son kıbleyi koruduğu için hırsız ve yalancı diyerek hakaret ettiler. Bu kıblesini şaşıranlardan gelecek her hakaret aslında ne kadar doğru yolda olunduğunun ispatı olmakla birlikte, onların yaptıklarının yanına bırakılması gerektiği manasına gelmemeli.

15 Temmuz’da FETÖ’ye para desteğinde bulunan, şu anda FETÖ’cü bazı haber sitelerini finanse eden, Batı medyasında Türkiye aleyhinde haberler çıkartan bedevi şımarıklara ayniyle muamele edilmesi gerekiyor. Her hamlelerini savuşturacak bir edilgenlik yerine üzerlerine gidilmesi ve ayniyle karşılık verilmesi daha etkili bir çözüm olacaktır. Her ne kadar zengin İslam ülkeleri olarak bilinseler de insanlıkta fakir ve cahil olmaları Müslüman topluma ağır bedeller ödetiyor.

İslam’ın onurunu korumak belli ki yine Türkiye’ye nasip olacak. Bu yolda Türkiye’nin önüne taş koyacak aktörlerin çoğunun kandura giymiş Arap görünümlü, imanı zayıf ya da hiç olmayan, kompleksli, egoist kişiler olacağı unutulmamalıdır. Dolayısıyla Müslüman dünyasını öncelikle bunlardan korumalı. Bunlar ki yolu Filistin’e düştüğünde Kudüs’te değil Tel Aviv’de huzur bulan kişilerdir.

Türkiye’nin dış politikası sadece çıkar değil aynı zamanda dostluk eksenlidir. Nitekim İslam ülkelerine hep dost muamelesi yapıp kaynaklarına göz koymamıştır. Ancak bizzat bünyeye zarar veren ve dostuna düşmanlık edip düşmanla dost olan ülkelerle düşman olunmasa da dost kalmanın lüzumu kalmamıştır. Bu ülkede daha nice Fahrettin Paşaların olduğu neo-cahiliye ehline hatırlatılmalı.

 

  • AhmetAhmet22 gün önce
    Bence arap ülkelerinin kudus umrunda bile degil . Onlar petrol'ün vermiş oldugu zenginlik içerisinde zevk'i sefadalar. Ülkemiz bu sorunların altından nasıl kalkacak her taraftan sıkıştırılmaya çalışılıyorallah yardımcımız olsun . Benim ülkemiz insanı dahil en çok içerlediğim konu hem müslümanım deyip, hemde başkalarının hakkını yemek'tir. Bizim dinimizin edası hak degilmidir. Hakkı olmadıgı halde başkadının koltuguna oturan ve iyi maaş'lar alan kişilerin kazancı helal'midir? Bizim yetişmiş iyi bir insan güçümüz var .ve onlar bu ülkeye sahip çıkacaktır.