Berberoğlu ve Hasan Celal Güzel

26 Haziran 2017 Pazartesi

CHP’nin Enis Berberoğlu için düzenlediği adalet yürüyüşüyle ilgili bir gerçeğin ıskalanmaması gerekir. O da şu ki; Berberoğlu gizli belgeler yayınlayarak başta Cumhurbaşkanı olmak üzere devletin bazı yetkililerini hapse tıkmak için uğraşırken kendisini hapiste buldu. Yani su testisi su yolunda kırıldı. Enis Berberoğlu geçmişte de köşesini insanları hapsetmek için kullandı. Bir örnek verelim.

Yıl 1997. Refahyol hükümetinden istediği rantı alamayan kartel medyası, askeri kışkırtıp hükümeti 28 Şubat post-modern darbesiyle devirmeyi başarmıştır. 28 Şubat sürecindeki darbeseverler tankların ardına saklanırken, tanklara meydan okuyan, o dönem kaybedecek bir makamı olmamasına rağmen darbecilerle mücadele eden, kıymetli Gaziantepli hemşehrim, değerli büyüğüm Hasan Celal Güzel, bu cesaretinin ve adalet arayışının bedeli olarak gözaltına alınmıştır. 

O günlerde Hürriyet’te yazan Enis Berberoğlu, 6 Ağustos 1997 tarihli “Hasan Celal Güzel’i kim yargılayacak?” isimli yazısında bu kahraman siyasetçinin hapse girmesi için suçlarını (!) sıralıyordu. Yazısının başında diyordu ki; “Hasan Celal Güzel, Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) devlet sırrı niteliğindeki gizli belgelerini açıkladığı gerekçesiyle DGM’nin isteği üzerine Terörle Mücadele ekipleri tarafından gözaltına alındı.” 

Neresinden tutsanız hezeyan. Bu ülkede BÇG isimli resmi bir kurum yoktur. Cuntacılar bu illegal grubu mütedeyyin insanları fişlemek için kurdular. Dolayısıyla gizli belgeleri olamaz, olsa da devlet sırrı sayılamaz. Hem legal olmayan bir örgütü ortaya çıkarmak suç değil, vatani bir görevdir. BÇG gibi paralel bir istihbarat yapılanması için kimse gözaltına alınamazdı. Ama Berberoğlu’na göre alınmalıydı.

Devam ediyor Berberoğlu; “Kesintisiz eğitim kavgasında Refah’a çok yakın tavır izledi, Sultanahmet İmam Hatip Mitingi’nde en heyecanlı hatipler arasındaydı. Hasan Celal Güzel, bize göre cumhuriyet düşmanları ile ittifak kurdu. Bu yüzden yargılanacak.”

Berberoğlu o günlerde (ve şimdilerde) İmam-Hatiplileri Cumhuriyet düşmanları olarak görüyordu. Oysa İmam-Hatipler, BÇG gibi illegal olmayan, devletin kurduğu resmi okullardır. Cumhuriyetle de devletle de bir sorunları olmamıştır. Şu çelişkiyi de not edelim; Berberoğlu hapse, darbeci bir emekli imam-hatibin (FETÖ lideri) örgütünün kumpasına aracılık ettiği için girdi

Hem 350 bin kişinin toplandığı İHL mitinginde konuşma yapmanın nesi Cumhuriyet düşmanlığı ve işbirlikçiliğidir? Eğer Cumhuriyet düşmanlığı buysa, Cumhuriyetçilik de patronunun yaptıkları mıdır? Erbakan’a ne diyordu patronu; “Hocam bunlar (paralar) bize babadan miras kalmadı ki. Devletten faizsiz aldık, devlete faiz vererek kazandık. Ama şimdi sen Havuz Sistemi ile bizim nemamızı, menfaatlerimizi kestin. Bundan vazgeçersen geç yoksa biz senin karşında tüm gücümüzle mücadele edeceğiz ve seni düşüreceğiz”.

Yazısının devamında Güzel’in geçmişteki görevlerini sayan Cumhuriyet dostu (!) Berberoğlu, ona kritik görevlerin verilmesinden şikâyet ederek Güzel’in her yaptığının suç olduğu imasında bulunuyor ve bu yüzden yargılanması gerektiğini yazıyordu. Hasan Celal Güzel,  Berberoğlu ve diğer cunta yanlılarının propagandaları sonucu 5 ay hapis yattı. Güzel hapse girdiğinde “Oh olsun” dediler ve tek hücrede kalmasını bile hazmedemediler. Güzel sırf adalet yerini bulsun diye dönemin iktidar sahiplerinden bile daha çok bedel ödedi. 

Aradan 20 yıl geçti ve Berberoğlu devletin yasal ve gizli belgelerini yayınlattığı için hapse girdi. Bunu adaletin tecellisi olarak görmek lazım. Artık tankın önünde duran darbesavarlar değil, tankı siper edinen darbeseverler hapse giriyor. Ve CHP, suçu sabit olmasına rağmen Enis Berberoğlu’nun hapse girmesine karşı gelerek yürüyüş komedyasıyla ortamı geriyor. CHP’ninki adaletin peşinde koşmak değil, adaletten kaçmaktır. Suçu ve suçluları bünyesinde barındırdığı sürece gideceği her menzil “adalet”tir.