Barzani ile bundan sonrası

02 Ekim 2017 Pazartesi

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY) tüm tepkilere rağmen geçen hafta başında bir referandum yaparak bağımsız bir ülke olma istediğini somut hale getirdi. Barzani’nin böyle sorunlu bir bölgede bağımsız olabilmek için birçok değişken, etken ve aktörün etkilenebileceğini hesap edememesi düşünülemez. Barzani ya tehlikenin farkında olduğunu bile bile böyle bir teşebbüse cüret etti, ya da birilerinden söz aldı. Yaygın kanı, Amerikalıların ve dolayısıyla İsrail’in çeşitli vaatlerde bulunarak Barzani’yi bu yola sürüklediğidir. 

Yoksa bağımsız bir Kürdistan kurmak demek İsrail’i İran’a ve Türkiye’ye komşu yapmaktır ki iki ülke de buna müsaade etmez. Bu yüzden İran, Haşdi Şabi’yi hazır bekletirken, Türkiye sınırda tatbikat yapıyor. Komşu ülkelerin askeri hamlelerinin yanı sıra ekonomik yaptırımlar da sırada bekliyor. Irak içinse topraklarının üçte biri ile önemli petrol kaynaklarının kaybı demektir. Dolayısıyla Bağdat hükümeti de bağımsızlığı kabullenemez. 

Irak ve İran gibi Barzani yönetimine düşman komşular neyse de Türkiye’nin uyarılarının dinlenmemesi hayal kırıklığı oldu. Türkiye uzun zamandır yetime bakar gibi Kuzey Irak yönetimine bakıyordu. DAEŞ’e karşı kullanılan silahlar ve borç paradan tutun da petrolün uluslararası piyasalarda satılmasına kadar birçok konuda hayati yardımları oldu. Tüm bu destekler Barzani ve yönetimine dost olduğunun ifadesiydi. Hükümetin referandumun yapılmasına karşı çıkması Barzani yönetimine düşmanlığından değil, onun iyiliğini düşündüğünden ve Türkiye’ye gelebilecek zararlar nedeniyledir. Aksi takdirde yıllarca gerçek bir ağabey gibi IKBY yönetimine sahip çıkmazdı. 

Bu kadar desteğe rağmen her konuda Türkiye’ye bağımlıyken ABD’nin ve İsrail’in dalaverelerine kanarak yeni kaos ve savaşlara neden olabilecek kararlar alması akla Barzani’nin fırsatçı davrandığı hissini getiriyor. Hadi diyelim ki Barzani gerekçelerinde haklı olsun. Onun haklılığı kapıdaki tehlikeyi durdurabilir mi? Bu konuda Barzani’yi haklı görenlere mezkûr tehlikeyi de arz edeyim.

Barzani ve tabanı muhafazakâr olabilir. Ancak muhafazakâr bir toplum ve liderinin İsrail’le bir araya gelerek bağımsızlığa teşebbüs etmesi İsrail’i hiç tanımadığını gösteriyor. Hadi diyelim ki Barzani Yönetimi Müslüman ülkelerden destek bulamadığı için İsrail’e yanaşmak zorunda kaldı. Bu durum İsrail’i Kuzey Irak yönetimine dost yapmaz. Kaldı ki İsrailliler kendileri “İsrail’in kendisinden başka dostu yoktur” sözüne samimane inanırlar. Dolayısıyla Barzani yönetimini de dost görmezler. 

İsrail, Oded Yinon planı gereği etrafındaki Müslüman ülkeleri parçalayarak etkisizleştirmek ve zamanı geldiğinde yutmak dışında başka bir gaye taşımaz. Yeni kurulan küçük ülkeleri kontrollerine almak için başında samimi bir Müslüman liderin olmasını istemezler. Onların bugün Mesut Barzani’ye destek vermesi onu sevdiklerinden değil, Barzani’nin kırdığı fay hattını büyütüp ayrışmayı sağlamak istemeleri yüzündendir.  Hem İsrail’in “Bağımsızlık Kürtlerin de hakkı” gibi söylemleri yanıltmasın. İsrail halkların özgürlüğüne bu kadar düşkünse Filistin topraklarından çekilip bağımsız Filistin devletini tanısın da görelim. İsrail’in tek derdi bir gece ansızın gelinmemesi ve kendisi isterse gelebilmeyi başarmasıdır. Planları işliyor ve etrafında bir geçe ansızın gelebilecek hiçbir ülke bırakmadılar.

Öte yandan; Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurulursa İsrail (ve ABD) Barzani’ye en fazla bir yıl müsamaha gösterir. Sonrasında bir suikast, yolsuzluk soruşturması veya ayaklanma ile Barzani’yi devirip yerine PKK çizgisinde laik bir yönetim getirirler. ABD bir Kürt devletinin kurulmasına kesinlikle karşı değildir. Sadece PKK/YPG’nin Suriye’nin kuzeyini temizlemesini beklemektedir. Sonrasında Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’yi içine alan ve kendi kontrolünde olan uydu bir Kürt devleti kuracaklar.

İşte Barzani, kendi sonunu da hazırlayan bir plan üzere yol alıyor. Bir an önce uyanıp tek dostu Türkiye ile birlikte hareket etmesi en iyi yoldur. Türkiye’nin de ileride tek kaybeden olmaması için Barzani Yönetimini İsrail ve ABD’nin kucağına tamamen itecek söz ve eylemlerden kaçınması ve arka kapı diplomasisini sürdürmesi yararlı olacaktır. 

 

  • Meral keskinMeral keskin1 ay önce
    Bir gece değil üç yılda horasandan gelecekler bağıra bağıra.Allahtan ümidi mi kestik.Kuduse o bayraklar dikilecek horasan ehli.Allahın müjdesi var. İsrail oğulları yıkılacak .Sabırsabır