Alternatif Dünya Düzeni

01 Ocak 2018 Pazartesi

Ülkemiz üzerindeki baskıların bir nebze azaldığı, içeride ve dışarıda kötü emel ve amelleri olanların bir şey yapamadığı, diğer yandan Türkiye’nin iddialı siyasi ve ekonomik politikalar izlediği bir yılı geride bıraktık. 2016 yılı ne kadar çok acıyla anıldıysa, 2017 o kadar çok umutla anılacak. Dün biten yıl bu ülkenin prangalardan kurtulduğunda neler yapabileceğini göstermesi açısından önemliydi.

Mesela DAEŞ, PKK, FETÖ ve DHKP-C gibi halkaların oluşturduğu terör zinciri kırılarak ülkeyi şiddet sarmalına sokmalarının önüne geçildi. İçeride felç edilen örgütler yurt dışında da rahat bulamadılar. Yurtiçinde hangi mağaraya sığınırız ya da hangi devlet kurumuna sızarız gibi planlar yerini yurtdışında devletten nasıl gizlenebiliriz korkularına bıraktı. Devletler devletleri yenemiyorlarsa birlikte olurlar. Terörle bu ülkeyi dize getiremeyen bazı yabancı ülkeler yeniden kapı çalıp ilişkileri geliştirmek için başvuruyorlar. İkili ilişkiler gelişirse, şüphesiz olan terör yandaşlarına olur.

Eğer geçen yılın umudu yeni yıl(lar)da siyasi ve ekonomik güce dönüşebilirse Türkiye 2023 yılında tam manasıyla bölgesel bir güç olur (Bölgesel güç olmanın kriteri olan yurtdışında üs bulundurma kriteri de 2017’ye nasip oldu). Her yıl yüzde 7-8 aralığında büyüyen, terörü zincirlemiş, jeopolitik konumunu iyi kullanan ve de genetik liderlik vasıfları aktive olmaya başlayan Türkiye’nin karşısına daha büyük engeller çıkmayacağını farz edersek; büyürken özelde İslam dünyası, genelde de anti-emperyal dünya için şimdiden bazı tohumların atılması yerinde olmaz mıydı?

Sözü “Alternatif Dünya Düzeni” teorisine getireceğim. 1990’dan sonra iki kutuptan tek kutba geçen dünya düzeninin artık ABD tarafından tek başına idaresi mümkün görünmüyor. Rusya silahlarıyla, Çin ekonomisiyle, Avrupa da birliğiyle birer alternatif güç haline gelerek çok yakında gerçekleşecek olan güçler dengesinin önemli aktörleri olmaya namzetler. Diğer yandan bağlantısız kalan ve fakat bunu kendilerini bağlayan bir örgütlenmeye dönüştüremeyen çok sayıda ülke diğer güç merkezlerinin etrafında toplanma potansiyeli taşıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dünya beşten büyüktür” derken BM Güvenlik Konseyinde haklı olarak hiçbir Müslüman ülkenin bulunmamasından sitem eder. Ne var ki beş büyük ülke bir Müslüman ülkeyi de arasına alsa söz konusu ülkenin peşine kaç Müslüman ülkenin takılacağı muallaktır. Çünkü İslam dünyasında birbirine karşı bir özgüvensizlik var. Son dönemde öldürülen Müslümanların çoğunun katilinin yine Müslümanlar olması, önce iç barışı sağlamanın elzem olduğunu gösteriyor. 

Şu kesin ki bir İslam birliğini oluşturacak ve liderliğini yapacak tek ülke Türkiye’dir. İttihad-ı İslam için umutların azaldığı bir hengâmda Sayın Cumhurbaşkanının uçağının rotasındaki bazı ülkelerdeki samimiyet tekrar heyecana neden oldu. İslam İşbirliği Teşkilatının bir dernekten öteye geçemeyeceği malum. İçinde İran’ın da, Sisi’nin de, El Nahyan’ın bulunduğu bir örgütün işlevsiz kaldığını hepimiz görüyoruz. Bu yüzden fikri-zikri sabit, dış politika hedefleri aynı, birbiriyle uyumlu, iç barışını sağlamış birkaç ülkenin bir araya gelerek yeni bir yapılanma içine girerek şimdilik bölgesel olacak alternatif bir birliğin/düzenin tohumunu (İİT’ye de zarar vermeden) atmaları mümkün olmaz mı acaba? Bu düzen mevcut düzene düşman değil alternatif, çıkar değil dostluk, sığ değil derin, dışlayıcı değil kapsayıcı, heterojen değil (İslami olarak) homojen, egoist değil paylaşımcı, düşmancıl değil barışçı, global değil bölgesel kriter ve değerler üzerine kurulsa... Ayrıca birliğin farkı maddi güç ve zenginlik yerine manevi, kültürel ve dini sütunlar üzerine bina edilmesi olsa… Çok mu hayalcilik olur?

Türkiye, Katar, Sudan ve aynı çizgiye sahip varsa birkaç ülke daha yapının çekirdeğini oluşturmak için bir araya gelip ekonomik, ticari, askeri, gümrük, göç, işgücü vb. konularda anlaşmalar yaparak “Bismillah” diyebilirler. Öneride gri ve uygunsuz noktalar da olabilir ama AB’nin dünya savaşlarının taraflarınca kurulduğunu ve birliğin zayıf üyelerini güçlendirdiğini hatırlatmak isterim.

 

YORUM YAZ

  • musa çöloğlumusa çöloğlu3 ay önce
    Çok mu hayalcilik olur? evet. d-8ülkelerine bakarsan (Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya.) bu ülkelerden iran ve msır ortadoğuda kendilerinden bağımsız bir ortadoğu siyasetinin oluşturmanın mümkün olmadığı ülkelerdir.herşeye rağmen. ayrıca birde arabistan."Şu kesin ki bir İslam birliğini oluşturacak ve liderliğini yapacak tek ülke Türkiye’dir"bu şimdilik bir temenniden ibarettir.ekonomik ve asgari güç olmadığın sürecedünya ve ortadoğu siyasetine yön vermek zordur.islam halklarıgenelde devleti olmayan milletlerdir. (milleti olmayan devletler, devleti olmayan milletler) biz de henüz tam manası ile devleti olan milleti olamadıktemenni ve arzu edilenile reel politikarasında şimdilik orantısızlık var. teenni.... niyetin bidayeti hedefin nihayeti, niyetin nihayeti hedefin bidayetidir.