THY- Banjul

Sen rahat uyu bre Darwin, bizde hâlâ sevenlerin çok!

20 Ocak 2017 Cuma

Geçen hafta MEB yeni bir müfredat programı açıkladı.

O tanıdık çevreler, ayağına katır basmış gibi kızılca kıyameti kopardı.

Artık onlar için, anayasa görüşmeleri tali mesele.

Başkanlık sistemi teferruat.

Terör, konuşmaya bile gerek yok.

Çevremizde ateş çemberi, söndürmeye zaman yok.

Hayırdır, dayatmacılığı kendinden menkul dostlar, ne bu telaş!

Karadeniz’de gemileriniz batmadığına, ABD de Ankara’ya atom bombası atmadığına göre, bu feveran da ne ola?

Sorma başımıza geleni.

Sordum bir kere.

Bilsen bu ‘AKP’ yine başımıza ne işler aştı.

Anladım, siz genelde mide eksenli çalıştığınız için, yine şu bildik “zam” mevzuudur.

Keşke zam olsaydı.

Zorla da olsa sindirebilirdik.

O zaman “laiklik” krizindesiniz.

Hayır, keşke, ama değil. İyice merak ettim.

O zaman geride tek bir konu kalıyor.

Yoksa “irtica” mı hortladı? Ona dünden razıyız.

Hay Allah! Ben de açmazdayım.

Buldum! Hükümet erken seçim kararı almıştır.

Çünkü sizi bu derece ancak bir “seçim kararı” korkutabilir.

Evet, haklısın, “millete gitmek” bizi daima korkutur.

Korkutmak ne kelime, ödümüz kopar.

Ama ne yazık ki bu da değil.

Ben bittim. Hafızam durdu.

Yani Kanada sahillerinde katledilen fokların sayısını bile bilirim.

Ama sizi bu denli korkutan “şey” hakkında en küçük bir “ipucum” bile yok.

Haklısın, biz de tahmin edemezdik.

Hatta birisi bunun olacağını, on yıl değil on gün önce söylese idi inanmazdık.

Ya arkadaş nedir olan?

Bakıyorum sağa sola, olağan dışı bir şey yok.

Herkes tam tekmil görev başında.

ABD ve müttefikleri İsrail önderliğinde, Müslüman kıyımını biteviye sürdürüyor.

Rusya ve dostları, sağımızı solumuzu oymaya ara vermiyor.

Akdeniz’de her gün masumlar “bir hayal uğruna” soğuk sulara gömülmeye devam ediyor.

Terör odakları ise 7/24 iş başında.

Yani her şey olanca sıradanlığı ile seyredip gidiyor. Gerçekte sizi bu derece çıldırtan nedir?

Bey hey dostum bunların hepsi bir şekilde, yutulur, unutulur, gider.

Fakat biz “Atasız kaldık atasız”.

Deme ya! Yoksa Âdem babamıza mı bir şey oldu. Tevbe tevbe! Beni de yoldan çıkaracaksın.

Cahil cahil konuşma, Âdem sizin atanız bizim değil. Bunca vız vızlamayı bu “eşek şakası” için mi yaptın? Ne şakası, şakadan bahseden kim?

Biz sahiden atasız kaldık.

Hadi canım yine bu senin o meşhur demagojilerinden biridir.

Değil dostum değil.

MEB’in hazırladığı yeni müfredat programını okudun mu? Kısmen, ama sizin atanızla müfredat programının ne lakası var?

Var dostum var hem de çok alakası var.

Taslakta “evrim” teorisinden eser var mı?

Bildiğim kadarı ile yok.

Fakat evrim ile sizin atanızın ne ilgisi var.

Kusura kalma ama sen de şu evrime inanmayan cahil profesörlerdensin sanırım.

Evet, haklısın o tür saçmalıklara benim literatürümde yer kalmadı.

Ama yine de aradaki ilişkiyi kuramadım.

Bak dostum, biz evrime sapına kadar inanıyor muyuz? Ne yazık ki, evet!

Peki evrimin temel görüşü “insanın maymundan (evrimle) türediği” esasına dayanıyor mu?

Ne hazin ki, evet!

O halde biz de insan olduğumuza göre, kimden türemiş oluyoruz?

Kabul etmesem de “maymundan”.

Eee! Bu durumda MEB, eğer, maymun teorisini kabul etmez ise, o zaman biz kimden türemiş olacağız, söyler misin?

Tabii ki Âdem (sa)’den.

Be kardeşim zaten biz Âdem’in maymundan evrimleşmediğine (Haşa!) inansaydık, evrimle maymunla bunca yıldır ne uğraşıp duracağız.

Söyle şimdi ben hangisine yanayım?

Evrimin yıkıldığına mı?  “Atasız” kaldığıma mı? 

Ne diyebilirim. Gerçekten acınacak haldesiniz. Vah ki vah!..

 

YORUM YAZ