Halep orada, ya “insanlık” nerde?

16 Aralık 2016 Cuma

D

ün, Türkiye ve Rusya arasında gerçekleşen görüşmelerin ardından ateşkesin yeniden sağlandığı duyuruldu.

Kaynaklar, Türkiye’nin muhalifler, Rusya’nın ise rejim güçleri adına  garantör olduğunu bildirdi.

İnşallah bu ateşkes uygulanabilir de Halep’teki masumlar ve mücahitler tahliye edilebilir.

Dışardan izleyebildiğimiz kadarı ile Halep’te durum vahim.

Durumu anlatmaya kalemler ve kelamlar yetersiz;

Enkazlar Halep’te, cesetten oluşuyor,

Haleb’in yollarında, ölüler dolaşıyor”

Dünya’da herkes keyfinde âleminde,

Halep’te “İnsanlık”, can çekişiyor” (iB).

Ortada “insanlık” diye bir şey hâlâ kaldıysa…

“Halep oradaysa arşın burada” sözünü çoğumuz işitmişizdir.

Fakat hikâyesini bilenimiz ihtimal ki azdır.

Kısaca hatırlayalım.

Vaktiyle, görgüsüzün biri kısa bir müddet Halep’te kalmış. Yurduna dönünce de yerli yersiz konuşmaya, “Ben Halep’te şöyle yaptım, böyle yaptım” gibi atıp tutmaya başlamış. Öyle ki övünmelerinden halka gına gelmiş.

Yine böyle bir övünme sırasında, bizim sahte kahraman;

— Ben Halep’te iken on beş arşın (10 m) atladım” deyivermiş. Sabrı tükenenlerden biri itiraz etmiş:

— On beş arşın atlamak kim, sen kim?

Sahte kahraman diretmiş.

— Canım ne var on beş arşında, atladım işte! 

O sırada orada bulunan bir marangoz, malzemeleri arasındaki arşını çıkarıp ortaya uzatmış;

— Halep orada ise, arşın burada! Haydi atla bakalım!.. demiş.

Bu kıssadakine emsal, Halep’i savunan -Türkiye gibi birkaç çaresiz dost istisna- “sahte kahramandan” geçilmiyor.

Zalimoğlu zalimin yıktığı binaların enkazlarından çocuk ve kadınlara ait cansız bedenler çıktıkça, ahlayan vahlayan ikiyüzlü sahtekârlar içimi acıtıyor.

ABD’sinden Çin’ine kadar baştan başa bütün dünya, bir zalimoğlu zalime dur demiyor.

Üstelik de öldürülenlerin “Müslüman olması” bahanesi ile destek bile oluyor.

Sonra da “tanınmaz halde” enkazlardan çıkan çocukların yürekleri dağlayan resimleri üzerinden güya Dünya’ya “insanlık pozu” veriyorlar;

Ellerinde kuklalarına döktürdükleri kanlar, dillerinde ise “demokrasi, insan hakları, eşitlik, adalet” terelellileri.

Artık herkes bilsin ki, bu tür boş lakırdılar bana “carttan curttan” öteye bir anlam ifade etmiyor.

Ha! Bu arada Oğuz Haksever ve sevgili NTV’si, gözünüz aydın nesli tükenecek diye kahrolduğunuz “kutup ayılarınız ABD tarafından korumaya alınmış”.

Rahat uyuyabilirsiniz.

Bakın şu “gözlerinde sahte damlalar, gönüllerinde ise gülücükler saçan” Batının ikiyüzlü “demokrat” münafık zümresinin haline;

Suriye’yi 6 yıldır paramparça eden kim? SİZ!

1 milyona yakın Müslümanı Suriye’de katlettiren kim? SİZ!

10 milyondan fazla insanı evsiz barksız koyan kim? SİZ!

Zalimoğlu zalimin birine Halep’i yaktıran yıktıran kim? SİZ!

Suriye ve Irak’ı bölmek için yırtmadık yerini bırakmayan kim? SİZ!

Bir hayal uğruna, Akdeniz’in soğuk sularına yüz binlerce masumu süren kim? SİZ!

Sonra da karşısına oturup, UTANMADAN SIKILMADAN sahte gözyaşı döken kim? Yine SİZ!

Her şeyi edip eyleyip, sonra da “MÜSLÜMANLARI” suçlu ilan eden kim? Yine SİZ!

Ya SİZ nasıl yaratıklarsınız?

İnsan olmadığınıza göre, sahi SİZ nesiniz!

 

  • veli kayabaşveli kayabaş11 ay önce
    ustad selam.mal can ile kafirler ve munafiklar ile savasmayinca kimse sahip cikmaz onlar insan degil belhum adaldir.halepin sehit adaylarina selam mubarek olsun.