Başkanlık sistemini, “HELAL SÜT EMMİŞLERE” göre düzenlemek büyük hatadır!

02 Aralık 2016 Cuma

Sihirli formül “Başkanlık”, Başbakan-Bahçeli görüşmesinden sonra fiilen masaya indi.

Bundan sonra tartışılarak, referandumda “Cumhur” nihai kararı verecek.

Hepimize “hayırlı olsun”…

Başkanlık sistemlerinin de parlamenter sistemlerin de, diğer beşeri sistemlerin de artıları da eksileri de var.

Mükemmel sistem sadece “Asr-ı Saadette uygulanan İlahi menşeili sistem”dir.

Şimdilik bu tartışmaya girmeyeceğim.

Başkanlığı destekleyenler, “90 yıldır mevcut sistemle yürüdük, bir arpa boyu yol gidemedik. Bir de başkanlığı deneyelim ne kaybederiz” diyor.

Mevcut sistemi destekleyenler de “Afrika’da ve Dünyanın birçok ülkesinde kullanılan başkanlık sistemi sonucu, başkanlar sonunda diktatör veya kral oldu” diyerek başkanlığa karşı çıkıyor.

Mesele Merhum Nasrettin Hocamız’ın kadılık yaptığı bir davayı çağrıştırdı.

Bilirsiniz. 

Birisi gelmiş şikâyetini söylemiş sonra da;

–Hocam, Allah aşkına söyle, haklı değil miyim? 

Hoca ne yapsın?

–Haklısın, demiş.

Adam rahatlamış, gitmiş.

Onun hemen arkasından hasmı gelmiş. O da şikâyetini arz etmiş ve Hoca’ya sormuş:

–Haklı değil miyim?

Hoca ona da:

–Vallahi haklısın, demiş.

Adam da sakinleşerek evinin yolunu tutmuş. 

Tüm bu olanları izleyen Hoca’nın karısı dayanamayarak;

–Senin kadılığında bir garip Hoca Efendi. İkisine de “haklısın” dedin. Hiç öyle şey olur mu? diye şaşkınlığını ifade etmiş.

Nasreddin Hoca hanımının yüzüne bakıp:

–Hatun, sen de haklısın! demiş.

Bizim başkanlık tartışmaları da biraz Nasrettin Hoca’nın kadılığına döndü.

Bir grup, ABD’yi emsal gösterip, “İlla da başkanlık” diye tutturuyor.

Rakipleri de Küba’yı, Uganda’yı örnek verip “istemezük” diye yaygarayı basıyor.

Ben de çaresiz Hoca gibi, “ikiniz de haklısınız, o zaman bir orta yol bulalım, Fransa’dakine benzer bir yarı başkanlık kuralım” desem ikisi de memnun kalmayacak.

İşin latifesi bir yana, konunun, üzerinde ciddi şekilde düşünüldükten ve enine boyuna tartışıldıktan sonra bir karara varılması elzemdir.

Mevcut sistemin bir açmazda olduğu şüphesizdir.

Çünkü, gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiştir.

Bu haliyle devam edilmesi olası değildir.

Şöyle geriye doğru yokladığımızda, hafızalarımız bize önemli ipuçları veriyor.

İnönü Cumhurbaşkanı iken, “Milli Şef” namı ile ün salarak, ülkede yaptıkları ortadadır.

O yıllar millete yapılmadık zulüm bırakılmamış.

Merhum Özal’ın da aynı koltukta ortaya koydukları hepimizin malumudur.

Özal’dan sonra, 28 Şubat ihanetinde ve ondan sonraki süreçte Demirel’in de Sezer’in de “icraatları”, belki de asırlarca unutulmayacak.

Daha sonra Özal’ın jenerasyonundan Cumhur’un başına gelen Abdullah Gül ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da çabalarını millet değerlendirmektedir.

Görüldüğü gibi, koltuk aynı koltuk olmasına rağmen, icraatlar“Akla kara kadar” farklıdır.

Bazıları Cumhurbaşkanlığı koltuğunu “Cumhura hadim kılmış”. 

Bazıları da, “Cumhurun tepesine yıkmış”.

Yani Hocamızın deyimiyle “keramet kavukta ise al sen oku” misali, demek ki keramet koltukta değil, koltuğa oturanlarda imiş.

Bu nedenle, başkanlık sistemini, sadece Özal’a, Gül’e, Erdoğan’a bakarak tasarlamak yemez.

Eksik olur.

Bir gün olur ya (Allah muhafaza), “millet düşmanı, maneviyat yoksunu birinin de o koltuğa oturabileceğini” düşünerek, karar vermek şarttır.

Hesaplar ona göre yapılmalıdır.

Aksi halde, başımız dişimiz çok ağrıyabilir.

Benden hatırlatması…

 

  • Ufuk kılıçUfuk kılıç11 ay önce
    Eğer biz millet olarak başımıza geçecek olan kişiyi seçmeyi beceremesek ve ondan hesap soramassak gerisi hikaye başkanlık sistemi olayı büyük devlet olmayı istemek tarihe dönüş yapmakla alakalıdır büyük düşünmek gerekir
  • İbrahimİbrahim11 ay önce
    ÇOK ÖNEMLİ BİR İKAZ OLMUŞ. Her ihtimal düşünülmelidir. Eyvah hata yaptık demek olmaz. İyi düşünülmeli. Doğğru karar verilmelidir. İlahi adaletten yana değişiklik olmalı ki dost düşman faydalansın. HuzurİSLAMDADIR. Başka yerde aramak ahmaklık olur. Aman hata yapılmasın. Hata yapanlar vebalden kurtulamaz. Durmak yok yola devam.
  • EkoltürkEkoltürk11 ay önce
    Bir sütü bozugunda birgün sizabilecegini düsünmek lazim.Tek care milletimizi yüksek düzeyli vatan bayrak ve kuran aşkiyla yetiştirmeliyiz.Yoksa la dinilerin dini paradir.Hicbir degerleri olmayan bu kesim her kutsalimizi aninda satarlar.
  • MehmetMehmet11 ay önce
    Mesele başkanlık ve parlamenter sistem değil. Asıl önemli olan tek kişinin her şeyi kontrolsüz ve denetimsiz şekilde belirlemesi. Asıl mesele ülkemizde herkesin bireysel hakları, din ve vicdan özgürlüğü, eşit vatandaş olmak, adil ve bağımsız yargı, hemşehriliğin ve aile yakınlarının kayırılmaması, gerekli iç ve dış güvenli politikası,kimsenin ötekileştirilmemesi, adil gelir dağılımı, sosyal devletin olması, çağdaş eğitimle fen bilimleri ve teknolojiyi yakalamak, daha çok ihracat etmek, etkin güçler ayrılığı, vs. vs. Başkanlık sisteme karşı gelenler bu konuların daha da kötüleşeceği düşünüyor.
  • eddarkeddark11 ay önce
    Kaleminize sağlık hocam dikkatli olunmalıdır.zamanında rusya da car olmuş olan 1.car petro çomaarrof unutulmamalı.ne delilikler yaptı.
  • rafetrafet11 ay önce
    Çok doğru.Burada önemli olan tek adamlık veya krallık gibi yetkiler başkana veya cumhurbaşkanına adına ne derseniz verildiğinde gelecek olan başkan veya c.başkanının insan olduğu ve beşer olan insanın şaşabileceğini unutmadan çokca istişare edilerek,geçmişimizden ve dünyadaki örneklerden de faydalanılarak,millet yararına ve devleti hantal durumdan kurtarıp hızlı karar alıp hızlı uygulayan bir yapı oluşturulmalıdır. Burada en önemli olaninsanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesidir.Vatanmdaşların açlık sınırından kurtarılıp en azından insanca yaşayabileceği maddi imkan sağlanmalıdır.
  • MustafaMustafa11 ay önce
    Başkanlık sisteminde koalisyon olmaz. Bence başkanlığın en olumlu yanı bu. Koalisyonlar bu memleketi mahfetti.
  • han lihan li11 ay önce
    başaknlık gelecek devletimiz daha hızlı karar alacak.kafire boyun eğmeyecek..
  • TayfunTayfun11 ay önce
    Ne başkanlık ne de parlamenter sistem iyi idare için zerrece önem taşımaz. Önemli olan yeni anayasa şu itürden hangisine girecek: Devlete karşı bireyi koruyan bir anayasa mı, yoksa bireyi devletin hizmetçisi gören bir anayasa mı? İkincisine doğru yol alıyoruz ve inanın bu tür anayasalar sizi de herkesi de inim inim inletir. Tüm gelişebilmiş ülkelerin anayasaları bireyi merkeze koyanlar olmuşlardır.
  • SelimSelim11 ay önce
    Vallahi 14 yıllık kazanımlar heba edilmemeli her halükarda memleketin başına millet düşmanı, maneviyat yoksunu birinin gelmemesi engellenecek bir yapı kurulmalı. Aksi intihar olur. Yazı için teşekkürler. Lütfen Nükleer gücümüzün ne kadar elzem olduğunu da yazın.
Daha fazla yorum göster (1/10)