Avrupa niye gaz kaçırıyor

10 Mart 2017 Cuma

Avrupa, Ak Partili politikacıların, 16 Nisan referandumu için ülkelerindeki Türk seçmenlere ulaşmalarını engelliyor.

Hâlâ içimizde “İlk bakışta “demokrat” ve bir o kadar da “insan hakları savunusu” olarak bildiğimiz Avrupa’ya, bu davranışı yakıştıramıyoruz” diyenler var.

Bu düşünce sahiplerini kınamam.

Çünkü hem Avrupa hem de Türkiye’deki uzantıları bize Avrupa’yı hep “o yüzü” ile tanıttılar.

Biz de yıllarca saf saf, “vay be adamlarda insana ve inanca ne büyük saygı var” diye gıpta ile alkışladık.

Evet, İslam Âlemi, Avrupa’nın gönüllü kölesi olarak sömürüldüğü sürece, Avrupa “İnsana ve İslam’a” son derece saygı duyar.

Niye duymasın ki?

Onların eğitim sistemi ile terbiye ediliyor, onların silahları ile birbirimizi öldürüyor, sonra da yine onların kanunları ile suçlulara dokunamıyoruz.

Yani, her şey onların istediği minvalde yürüdüğü sürece, Avrupa gerçek bir demokrat ve inanç hürriyeti savunucusudur.

Ancak, İslam ülkelerinde özellikle gençlerde geçen yüz yılın son çeyreğinden itibaren oluşmaya başlayan “insanlık onuru ve İslamlık şuuru”, İnsan hakları savunucusu Avrupa’da beklenmedik bir çarpıntı oluşturdu.

O zamana kadar, katre katre hak ve özgürlükler ihsan ettiği Müslümanlar, şimdi musluktan kana kana içmek istiyor.

Eğer bu talep devam ederse, Avrupa’da insan hakkı makkı kalmayacak.

Buna bir “stop” çekmek gerekiyordu.

Nihayetinde, insan hakkı ve demokrasinin de bir sınır olmalıydı.

İşte Avrupa’nın “Kış uykusundan uyanma çabasındaki Müslümanlara” karşı, hırçınlaşmaya ve gaz kaçırmaya başlamasının nedeni budur.

Türkiye’nin 15 Temmuz’da yaşadıkları da, Mısır’da Müslüman Kardeşlere reva görülenler de, Arap baharı safsatası ile Arap ülkelerinin yerle bir edilmesi de hep Batının bu hazımsızlığının sonucudur.

Bu bağlamdan olmak üzere, referandumda “Evet” çıkması, Avrupa’yı derinden endişelendirmektedir.

Çünkü, Türkiye bu sayede kargaşalardan kurtulup, istikrara kavuşacaktır.

Bu da, Türkiye’nin 21. Asırda, küresel ölçekte daha fazla söz sahibi olması demektir.

Diğer bir ifade ile “Avrupa’nın fosilleşmiş zihniyeti için çanlar çalmaya başlayacaktır”.

Bu nedenle, Avrupa referandumdan “hayır” çıkması için Ana muhalefet CHP’den daha fazla gayret gösteriyor.

Peki, Avrupa’nın bu çabası referandum üzerinde nasıl bir sonuç doğuracak dersiniz?

Kanaatim odur ki, Avrupa’daki ve Türkiye’de ki kararsız seçmenler Avrupa’nın bu ikiyüzlülüğünü hazmedemeyerek, evette karar kılacaktır.

Avrupa da, 17 Nisan’da yiyeceği Osmanlı şamarının sersemliği ile tekrar insan haklarından ve inançlara saygıdan dem vurmaya başlayacaktır.

Buna alışmış olmamız lazım.

Ne yaparsak yapalım “huylu huyundan vaz geçmeyecektir”.

Hakkını teslim edelim ki, Cumhurbaşkanının “Nazi” benzetmesi de “cuk” diye içlerine oturmuştur.

Onlar onu hazmedene kadar, biz Üsküdar’ı geçeriz inşallah.

Eh! Atalar da bu tür vakalar için “İt ürür kervan yürür” dememiş mi?

Demiş! Ağızlarına sağlık…

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca3 ay önce
    Şubat 2017’de Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim aşağıdaki yazıyı dikkate alarak binlerce mağdur Yardımcı Doçente yardımcı olmanızı istirham eder, saygılar sunarım. A-)7 Şubat 2017’de Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettiğim bir yazıyı sizlere sunmak istiyorum: “…Sayın Cumhurbaşkanım; Size, ‘Yardımcı Doçent’ Kadrosunda çalışan binlerce Öğretim Üyesi adına bir mağduriyetimizi arz etmek istiyorum: Emsallerimizin, ölünceye kadar atama işleminin dışında kullanmadıkları, bir ömürde bir defa, bir biçimde, Yabancı Dil Sınavı’ndan aldıkları 65 Puanını gösteren belgeyi alamadığımız için, yıllardır bulunmamız gereken Profesörlük kadrosuna bir türlü geçemedik. Emsallerimizin makaleleri varsa, bizim de var; emsallerimizin kitapları varsa bizim de var; emsallerimizin ‘Bilim Doktoru’ diploması varsa, bizim de var; emsallerimizin 20-30 yıllık üniversite hocalığı hizmeti varsa, bizim de var; ama emsallerimiz Profesör, biz Yardımcı Doçent kadrosundayız ve binlerce Yardımcı Doçent olarak 50 yaşımızı geride bırakmış olarak emekli olmak üzereyiz. Binlerce Yardımcı Doçentin anılan mağduriyetini, sizlerin yardımına ve takdirlerine saygıyla arz ediyorum. 07.02.2017…”B-)Yardımcı Doçentlik Kadrosunun Kaldırılması İle İlgili Öneriler: Yardımcı Doçentlik kadrosunda 5 yıl çalışmış olanlar Doçent yapılmalıdır. Yardımcı Doçentlik kadrosunda 5 yıl çalışmış olma süresi de dâhil en az 20 yıl öğretim elemanı olarak üniversitede çalışıp derse girmiş ve yaşı 50’yi geçmiş olan Yardımcı Doçentler de Profesör yapılmalıdır.