Yangın kulesindeki nöbetçi R. Tayyip Erdoğan

25 Ekim 2017 Çarşamba

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinlerken aklıma yangın kulelerindeki bekçiler gelir.

Kule bekçileri, gözlerini dört açarak her yanı kontrol eder ve nerede bir kıvılcım görülse haber verip, müdahale edilmesini isterler.

Ülkemizin etrafı yangınlar yeri. Şeytanın uşakları İsrail, ABD ve AB ülkelerinin resmi ve gayri resmi yollarla çıkardıkları yangınların “müdahaleci bekçisi”, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

Sanki bunlar azmış gibi bir de iç meselelerimizden kıvılcımlar çıkmaktadır. Bu kıvılcımların bazıları dış bağlantılı olsa da içeride de kendi kendimizi ateşlemekteyiz.

Böyle bir zamanda, hiç olmazsa parti teşkilatları, belediyeler ve kamuda hizmet görenlerin, Cumhurbaşkanını rahatlatacak icraatlar içerisinde olmaları beklenir.

¥

Belediyelerden ve teşkilatlardan istenen istifalar, özellik ihanet şebekelerinin ve medyasının iştahını kabartmakta, afet beklentilerini artırmaktadır.

Göreve getirilirken veya seçilirken her şey iyi güzel, hak edilmiş oluyor da; yaptıkları yanlışların neticesinde “Haydi bakalım” denilince niye kötü olunuyor?

Nedense “Haydi bakalım” denilenler “haklı, doğru, iyi” ama “Haydi” diyenler, yanlış yapıyor, haksızlık ediyor öyle mi?

Yapmayın beyler ya da bayanlar! Yangın kulesindeki bekçiye ihanet etmeyin. Bekçi olmasaydı sizler orada olamazdınız.

Eğer istifanız isteniyorsa adam gibi istifa edin ve ne bekçiyi ne ahaliyi ne de memleketi yormayın. Belli ki halının altı kirli.

Yangın kulesindeki bekçinin taşıdığı sorumluluğun zerresini taşıyamayacak kimselerin, kendilerini Hint kumaşı sayması ayıp oluyor.

¥

Vicdanı, insafı ve imanı bütün olan teşkilat mensuplarının, milletvekillerinin, bakanların ve bürokratların, birer itfaiye eri gibi olmak mecburiyetleri vardır.

Elbet sözümüz, dünyaya nasıl geldiyse öyle gideceğine inanan iman ehli kimseleredir. Din ehliymiş gibi gözüküp, tamahlarına esir olanlara değildir.

Merhum Cemil Meriç der ki:

“Ağaç köküyle yaşar, insan da öyle. Bizse maziden koptuk, istikbale bağlanamadık. Türkiye bütün kütüphaneleri yakılan, bütün mazisi imha edilen, 600 yılı cerrahi bir ameliyatla içtimaî uzviyetinden koparılıp atılan bedbaht bir ülke”.

¥

Yangın kulesindeki bekçi işte bu ülkeyi ve milleti, yeniden mazisindeki ihtişama kavuşturmak için canını dişine takarak çalışmaktadır.

Tanzimat’tan bu tarafa Batılılaşmanın batmak olduğu nihayet görülmüştür. Kule bekçisi bu hakikati her fırsatta haykırmaktadır.

İslam temelli bir medeniyetin, Haçlı temelli bir medeniyete dönüşmesi ham hayaldir. Böyle bir hayali, insana benzer varlıkların kurması mümkün değildir.

Kuledeki bekçi, yüzyıldır yerlerde sürünen haysiyetimizi kurtarmanın mücadelesini vermektedir. Haysiyetin diğer şubeleri, “fedakârlık ve şuurdur”.

Her kesimden ve seviyeden, aklıselim sahibi insanların ortak görüşleri şudur: “Cumhurbaşkanı Erdoğan bu çağın vicdanıdır”.

Yine yüzyıldır milletimizin idrakine vurulan zincirleri kırmaktadır. İnsanı insandan ayıran kötülüklerin iç yüzünü dünyaya duyurmaktadır. 

Tayyip Erdoğan, mazlum milletlerin kölelikten efendiliğe yürüyüşündeki liderdir.

 

  • Vatandaş Vatandaş 29 gün önce
    Sayin yazar beyim biz millet olarak biraz nemelazimciyiz. Bizitv lerdesacma sapandizilerle ,internetle ,cepten twitle ,watsapla,,tuketimle ,para ile ,mal ile,kulturumuzden ,ananelerimizden ,yozlastirdilar ,.allah bizleri affetsin,devletimize zeval vermesin ,.devlet yoneticiletimize guc kuvvetvrrsin .osman bey kardesim seninle ayni gorusteyim saygilar ,.