Vefanın tatbikatı samimiyettedir

07 Kasım 2017 Salı

Vefa duygusu daha çok Doğu toplumlarında yani Müslüman milletlerde görülen bir haslettir ve kökeni dini değerlere bağlıdır.

            Yalnız en çok da ihmal edilen husustur. Şimdilik bu kısmı geçerek vefa üzerine anılan iki isimden söz etmek isterim.

            Ekim ayından hazirana kadar İstanbul ve diğer pek çok ilimizde, hafta sonları kültürel ve sosyal faaliyetlerle geçer.

            Bu anlamda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı, il genelinde pek çok kültürel faaliyetin sahibi durumundadır.

Geçtiğimiz cumartesi iki programı izleme imkânı bulduk.

Birincisi; insana ve hayata kitabın ortasından bakıp, her hal ve davranışta; “Hak rızası” olup olmadığını arayan ve ona göre hareket eden Ömer Lütfi Mete’nin vefat yıldönümünde hatırlanmasıydı.

İBB Kültür Daire Başkanlığı koordinesinde gerçekleşen program; Özcan Ünlü, İbrahim Öztürkçe, Ahmet Tezcan ve İsa Kocakaplan’ın konuşmalarıyla gerçekleşti.

Ömer Lütfi Mete yazdığı şiirleriyle, kitaplarıyla, sinema ve televizyon dizileriyle topraklarımızın ve milletimizin sesi, sözüydü.

Mesela “Allahsız Müslümanlık” kitabını, “İslam’ı kendi anladığı şekli dışında, herkesin kayıpta olduğunu zannedenlerin” okumasını tavsiye ederim.

Belki “Allahsız Müslümanlık” ismi, insanda hemen negatif ve karşı gelme hissi uyandırabilir ama şu soruya cevap verebilirsek, o hiddetimiz yerini mahcubiyete bırakacaktır.

Mesela “İhlas Suresi’nin” manası ışığında bir insan, “Yalan söyleyebilir mi? İftira atabilir mi? Kul hakkı yiyebilir mi? Dedikodu yapabilir mi?” Örnekleri çoğaltabiliriz.

Peki, Allah’ın her halimize şahit olduğunu bile bile bunları nasıl işliyoruz o zaman?

…………………

Vefanın tatbikat sahası samimiyettir. Vefa ve samimiyetin öncü isimlerinden birisi de Mehmet Akif Ersoy’dur.

Ömer Lütfi Mete’ye vefa programından sonra da Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde Akif üzerine sohbet vardı.

“Bir Destan Adam Mehmet Akif” kitabının yazarı ve İBB Kültür Daire Başkanı Abdurrahman Şen, Akif üzerine konuştu ve:

Mehmet Akif’i sloganlarla anmaktan, “Asımın Nesli” söylemiyle geçiştirmekten kurtulup, Akif’in düşünce ve fikir coğrafyasından alınan değerlerle, bugünü harmanlamamız gerektiğini söyledi.

Hakikaten Mehmet Akif’i sloganlarla daha çok anar olduk. Geçenlerde şahsım da bu meselenin en inanılmazına rastladı. Kısaca anlatıvereyim.

……………..

Üsküdar Yeni Valide Camii’nin sağdaki duvarının arkasında açılan Mahfil Kitabevi, kitaplı kıraathanelerden birisi olmuş.

            Sevimli bir yer, içeri girip kitaplara baktım ve görevlilerden öğretmen Yavuz Bey’le, kitap ve okuma üzerine sohbet ettik. Daha taze yaşadığı bir hatırasını anlattı.

            İlçe belediyelerimizden birisinin gençlere yönelik eğitim ve kültür hizmetinin adı, “Asımın Nesli” ismiyle bilinmekteymiş.

            Yavuz Bey’de burada öğretmenlik yapmaktaymış ve 160 öğrencinin katıldığı sınavda şöyle bir soru sormuş:

            -“Safahatın yazarı kimdir?” Sizce kaç öğrenci doğru cevap vermiştir?

Sadece 3 öğrenci. Söz bitti.

  • metin palamutmetin palamut17 gün önce
    Allahın,resulünün ve bütün lanet edebilenlerin laneti onların olsun.ALLAH ONLARIN HİÇ BİR İŞİNİ RAST getirmesin!Ocakları tütmesin!Onlara destek olanlar yeryüzünden silinsin.Allah onlarınayaklarını kaydırsın.Hiçbir gün mutlu olmasınlar.ALLAH onların kalplerine korku ve kaygıkoysun.Hiçbir şeyden zevk alamasınlar!Dünya ve ahirette bedbaht olsunlar.