Türk Dili Yılı Üzerine Devam

29 Aralık 2017 Cuma

Bir meselenin gündeme gelmesi için Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’ın konuşması yahut ikaz etmesi gerekiyor.

2017 senesinin “Türk Dili Yılı” edilmesini de Allah razı olsun yine Reis istemişti. Bu uyarı üzerine TDK da 2017 yılını “Türk Dili Yılı” ilan etmişti.

Reis 2016 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreninde şunları söylemişti:

“Türkiye geçen14 yılında, altyapıdan ekonomiye, dış politikadan sağlığa pek çok alanda tarihi başarıları gerçekleştirmiştir.

Fakat eğitim, kültür ve sanat alanında istenilen seviyeye ulaşılamamıştır.

Kültür-sanat alanında gelişemeyen bir ülkenin, gerçek manada bağımsız olabilmesi, en azından bağımsızlığını sürdürebilmesi mümkün değildir.

Sadece yeni değerler yetiştirmek noktasında değil, sahip olduğumuz kıymetleri küresel düzeyde anlatma ve büyük kitlelerin onları tanımalarını, onlardan etkilenmelerini temin konusunda da katetmemiz gereken çok mesafe var”.

¥

Hangi yerli ve milli bir düşünce insanı şu sözlere muhalefet edebilir. Bu ifadelerin ardından “2017 Yılı Türk Dili Yılı” edilmişti.

Hemen o günlerde her yerli ve milli kimseler gibi şahsım da meseleye destek vermiş ve sanmıştık ki bu husus, okullar başta olmak üzere çeşitli kültür merkezlerinde ele alınacak, hatta belediyeler bütünüyle şehirlerindeki yabancı isimlerin yerine Türkçesini yazdıracaklar.

Mesela neler yapılacaktı?

Başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve basın yayın organlarınca, Türkçenin doğru ve güzel bir şekilde kullanılması yönünde çalışmalar yürütülecek, çok sayıda bilim, kültür ve sanat etkinliği gerçekleştirilecekti.

Ayrıca kamuoyunda köklü bir dil bilincinin ve duyarlılığının oluşturulması ve yerleştirilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarınca, Türkiye genelinde çeşitli kültür, sanat ve bilim etkinlikleri gerçekleştirilecekti.

Toplumun, özellikle de gençler ile basın yayın organlarının, Türk dilinin yerinde, doğru, güzel ve kurallarına uygun şekilde kullanımının önemi konusunda bilinçlenmeleri sağlanacaktı.

Muhteşem olacaktı ama maalesef dilek ve temennilerden öte geçmedi.

Sanmıştım ki, Haçlı Batı hayranlığı uğruna, dilimizi ve kimliğimizi heba ettikten sonra kimliğini ve kişiliğini kaybetmiş ve aydınlık arayan Tanzimatçıların, dilimiz ve kimliğimizde açtıkları yaralar tedavi edilecek.

Biliyorsunuz, dil soykırımı bugünkü CHP zihniyetinin, o günkü atalarının ürünüdür. En büyük kültürel soykırım ise Milli Şef döneminde gerçekleşmiştir.

Devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel, Batı klasiklerini anlaşılmaz uyduruk kelimelerden oluşan kelime ve cümle yığınları içerisinde kördüğüm olmuş bir Türkçeye tercüme ettirerek dil ve kimliğimizi alabora etmiştir.

¥

Maalesef bu alabora halen devam etmektedir. Hem de dilimize ve kimliğimize sahip çıktığımızı iddia ettiğimiz biz yerli ve milli çevreler tarafından.

Mesele Cumhurbaşkanımızı her kelimesinde coşkuyla alkışlamak ve aramızda övgüler yağdırmak değildir.

Mesele Cumhurbaşkanının söylediklerini mana ve madde alanında icraata sokmaktır.

 

YORUM YAZ