Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz -2-

02 Ocak 2018 Salı

“Kâfirler, Müslümanların gücünün kuvvetinin imandan, İslam’dan geldiğini biliyorlar”.

Yukarıdaki sözün doğruluğundan şüphe yok lakin kâfirlere ilave olarak; Müslüman görünümlü ve söylemli münafıkları, zındıkları, din üzerinden ticaret yapanları da ilave etmeli.

Efendim dünkü yazıyı okuyanlar hatırlayacaklardır, Prof. Dr. M. Es’ad Coşan hocaefendinin “Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz” isimli kitabını yazmıştık.

Bu dünyadaki “en büyük derdi ümmet birliği” olan, bu yüzden de ömrünü bu uğurda feda eden, neredeyse aldığı ve verdiği her nefesinde; “İslam ve ümmet birliğinden söz eden devlet eski bakanlarından Hasan Aksay ağabey arayıp şunları söyledi:

“Sünnet Olmadan Ümmet Olmaz hususu çok çok önemli. Bu mesele üzerine değil sadece yazmak ve konuşmak, bütün bir ümmet için uluslararası toplantılar yapılıp, sünnetin ihyasının, İslam’ın ve Kur’an’ın ihyasının olacağı yaşanarak anlatılmalıdır.

Hasan ağabey elbet çok haklı! İslam dünyasının ümmet halinde hareket edebilmesi için, Efendimiz (s.a.v.)’in ümmetini davet ettiği Kur’an-ı Kerim şemsiyesi altında toplanılmalı.

Yalnız mesele esas olarak fert fert şahıslardan başlayıp, çekirdek aileden, geniş aileye ve akrabalara doğru yaşanarak; komşularımızda, mahallemizde, işimizde, kazancımızda ve tüm insani ilişkilerimizde uygulanmalı ki, ümmet birliğine doğru gidebilelim.

Maalesef bilgiye hamallık yaparak ümmet olunmuyor. Televizyonlar, radyolar, gazeteler, dergiler ve bilumum iletişim araçları, sanki birer “Fetva Kurulu” veya “Âlimler Meclisi” gibi sürekli tebliğ pompalıyorlar ama özellikle ne kendilerinde ne yakınlarında bu tebliğlerden istifade etmiş kimseler görülmüyor.

Reytinge dayalı olarak medyada konuşulan ve tartışılan dini hususlar, “Laf olsun torba dolsun” cinsinden yapıldığı için torba yahut desti doldurmaktan öte geçmiyor.

………………

M. Es’ad Coşan hocaefendi kitapta şöyle bir hatırlatma yapmış.

“Akabe biatında Medine’nin Müslümanları geldiler, Peygamber Efendimizin tebşiratını (müjdesini) dinlediler, ona samimiyetle inandılar ve bağlandılar.

“Tamam Ya Rasulullah! Biz seni sevdik, sana inandık, sana iman ettik, sana bağlandık. Mukabilinde bize ne var?” dediler.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem;

- “Sizin bu bağlılığınızın mukabilinde Allah size Cenneti verecek” buyurdu.

İrfan sahibi olana, arif olana, amentüsü sağlam olana ve ümmet bilincine ermek isteyene bu müjde yetmez mi? Geçelim.

………………..

Niyetimizin özüne halel gelmemesi için sözü yine ehline bırakalım:

“Rasulullaha uymak, Allah’a uymak demektir. Zaten Rasulullaha, Allah’a uymak için uyuyoruz. Bir kimse Allah’a uymak, Allah’ın emrini tutmak istiyorsa, çaresi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e uymaktır.

Bugün ümmet-i Muhammedin en büyük kusuru, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetine uymamasıdır. 

Rasulallaha asi olmak, sözünü dinlememek olmaz. Ama maalesef bilerek yahut bilmeyerek, bugün pek çok kimse, Rasulullah Efendimizin sünnetine uymuyor, yolundan gitmiyor, tavsiyelerini tutmuyor”.

…………………

Ezcümle:

Peygamberimizin söyledikleri, öğrettikleri Allah’ın emirleridir vesselam.

 

YORUM YAZ