Ödül almak mı, anılmak mı?

01 Kasım 2017 Çarşamba

“Nurettin Bey her mahfilde düşünceleri ile sevilen ama eylemine ortak olunması zor bir fikir adamıdır”. İsmail Kara

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklandığı gün, ödüllendirmenin en manalı tarafı Nurettin Topçu’nun anılmasıydı.

Ödüllendirilen insanlarımız, değerlendirme kurulu tarafından elbette belli kriterlere göre tespit edilmiştir ve yerli yerindedir.

Nurettin Topçu’nun anılması, manevi anlamda oldukça önemlidir. Hocanın fikir ve düşünce âlemi, bu toprakların mayasıyla karılmıştır.

Topçu, milletimizin her ferdinin topraklarımıza ait kimlik ve kişilik sahibi olması için mücadele etmiş, yerli ve milli bir dehamızdır.

Son yıllara kadar böylesine gündeme gelmemesinin sebebi malumdur. Devlet idaresine, “milli ve yerli” bir düşünce akımının sahip olamaması sebebiyledir.

Taklit ve özenme histerisi, toplumların dışarıdan isteyerek ve severek ithal ettiği tedavisi zor arızalarındandır.

Bu arızanın sahipleri, Nurettin Topçu gibi nice fikir ve düşünce insanlarımızı eğitim ve kültür sahamızdan uzak tutmuşlardır.

Bu hususta Nurettin Topçu şunları söyler:

“Taklit, doğurucu iradeye sahip olmayanların işidir. Kuvvetli iradeliler doğurur, zayıf iradeliler taklit eder. Batı dünyasında ortaya konan her türlü fikir, tercüme ve nakil yoluyla tekrarlanıp ezberlenmek üzere mektebe devredildi.

Bir asırdır mektepte bu ders yükünün ağırlığını çekmekteyiz. Zekâlarımızın beli büküldü. Doğurucu ihtiyacımızın tatminini, mektep dışında arıyoruz ve mektebe ilim ve fikir dışı çalışmalar dolduruyoruz”.

¥

Nurettin Topçu işte bu zihniyettekilerin hışmına uğradığı için yıllarca görmezden gelinmiş ve mümkün mertebe anılmasına müsaade edilmemiştir.

Bugün artık devletin zirvesinde anılmaktadır. Topçu’nun; “Yarınki Türkiye”, “İsyan Ahlakı”, “Ahlak Nizamı” adlı eserleri başta olmak üzere diğer kitapları, devletin her kademesinde bulunan tüm yöneten ve yönetilenlere bir fener olması açısından çok önemlidir.

Topçu, 1947 yılının Mart ayında şöyle yazar:

“Batan bir dünya nizamının enkazı üzerindeyiz. Ahlakta, hukukta, sanatta, dinde ve devlette; insanlığa dayanacak yeni temeller bulmak zarureti, neslimizin zayıf omuzlarını şiddetle sarsmaktadır”.

İşte o zayıf omuzlar şimdi milletle ittifak ederek, eksiğiyle gediğiyle yeni Türkiye’nin mimarları olarak iş başındalar. 

Nurettin Topçu’nun insan ve hareket felsefesini anlamadan, devletimizin de milletimizin de anlaşılması zordur.

Meramımızın daha iyi idraki için sözü ustaya bırakalım:

“Bize bir insan mektebi lazımdır. Bir mektep ki, bizi kendi ruhumuza kavuştursun. Her hareketimizin ahlaki değeri olduğunu tanıtsın. Hayâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin. Her ferdimizi, milletimizin tarihi içinde aratsın, vicdanlarımıza her an Allah’ın huzurunda yaşamayı öğretsin…”

¥

Ezcümle:

Nurettin Topçu’yu daha yakından tanımak isteyenler için Dergâh Yayınları’ndan çıkan İsmail Kara’nın yazdığı Nurettin Topçu Hayatı ve Bibliyografyası” isimli eseri hatırlatalım. 

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca23 gün önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız Zulme Uğrayan Yardımcı Doçentleri Nasıl Kurtarabilir? 1-) Üniversitelerde 10 yıl Öğretim Elemanı olarak çalışmış ve Doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanı Doçent yapılmalıdır. 2-) Üniversitelerde 20 yıl Öğretim Elemanı olarak çalışmış ve Doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanı Profesör yapılmalıdır. 3-) Bu şartları yerine getirmek için gerekli olan süreyi beklemek istemeyen ve Doktorasını bitirmiş olan her Öğretim Elemanının, isterse, YÖK’ÜN uygulamadaki kriterlerine göre Doçent veya Profesör olması sağlanmalıdır.